
Özel Emek Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceyda Doğançay Karahan, kış aylarının çocuk enfeksiyonları açısından her yıl tekrar eden bir hareketlilik dönemi olduğuna dikkat çekerek havanın soğuması, okulların tam kapasiteye dönmesi, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve güneş ışığının azalması gibi birçok etkenin çocukların solunum yolu enfeksiyonlarına karşı daha hassas hale gelmesine neden olduğunu söyledi.
Bağışıklık sisteminin tam olarak olgunlaşmadığı çocukluk döneminde, özellikle anaokulu ve ilkokul çağındaki çocukların enfeksiyonlara maruz kalma sıklığının belirgin şekilde arttığını vurgulayan Dr. Ceyda Doğançay Karahan, "Bu süreçte ebeveynlerin doğru bilgilendirilmesi, hastalıkların erken fark edilmesi ve gereksiz tedavilerden kaçınılması büyük önem taşır" dedi.
Özel Emek Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceyda Doğançay Karahan, kış aylarında en sık görülen çocuk hastalıklarını, tedavi yaklaşımlarını ve korunma yöntemlerini anlatarak ailelere değerli bilgiler sunuyor.
Kışın hastalıkların artmasının altında yatan nedenlere işaret eden Dr. Doğançay Karahan, "Kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının artmasının birkaç önemli nedeni vardır. Öncelikle çocuklar bu dönemde kapalı ve kalabalık ortamlarda daha uzun süre bulunur; okul, kreş, servis ve oyun alanları virüslerin hızla yayılması için ideal koşulları oluşturur. Soğuk hava, burun ve üst solunum yolu mukozasını kurutarak doğal savunma bariyerini zayıflatır, bu da virüslerin hava yollarına daha kolay yerleşmesine yol açar.
Ayrıca kışın güneş ışığı azalır ve buna bağlı olarak D vitamini seviyeleri düşer. D vitamini bağışıklık sisteminde önemli bir rol oynadığı için düşüklüğü enfeksiyonlara yatkınlığı artırır. Bunun yanında özellikle küçük çocuklarda bağışıklık sistemi henüz tam olgunlaşmadığından, yeni karşılaşılan virüslere karşı yanıtları daha zayıftır. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde kış mevsimi, çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarının belirgin şekilde arttığı bir dönem hâline gelir" dedi.

BU HASTALIKLARA DİKKAT EDİN
Dr. Doğançay Karahan, kışın en sık görülen 3 hastalığı şöyle anlattı:

1) Beta Enfeksiyonu:
A grubu beta hemolitik streptokok bakterisinin neden olduğu bu enfeksiyon, özellikle okul çağındaki çocuklarda—özellikle de 5–15 yaş grubunda—sık görülür. Hastalık genellikle ani başlayan yüksek ateş, şiddetli boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ağızda kötü koku ve boyunda belirgin lenf bezi şişlikleri ile kendini gösterir. Tedavi edilmediğinde akut romatizmal ateş olarak bilinen kalp ve eklem romatizmasına, ayrıca böbrek tutulumu ile seyreden ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle tanı konulduğunda mutlaka uygun doz ve sürede antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır.

2) İnfluenza (Grip)
İnfluenza; yüksek ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ve öksürükle seyreden, oldukça bulaşıcı bir viral enfeksiyondur. Her yıl değişen virüs tipleri nedeniyle toplumda hızla yayılabilir. Viral bir hastalık olduğu için antibiyotikler tedavisinde etkisizdir; ancak özellikle küçük bebeklerde, kronik hastalığı olan çocuklarda veya ağır seyirli vakalarda hekim tarafından antiviral tedavi başlanabilir. Gribe karşı en etkili korunma yöntemi aşılamadır. 6 ay üzerindeki tüm çocuklara mevsimsel influenza aşısı önerilir; ancak astım, kalp-akciğer hastalığı, prematürite öyküsü veya bağışıklık sistemi zayıf olan çocukların kesinlikle yaptırması gerekmektedir.

3) RSV
RSV, özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde solunum yollarını etkileyen ve bronşiolit ile zatürreye yol açabilen önemli bir virüstür. Hırıltılı solunum, hızlı nefes alıp verme, nefes darlığı, inatçı öksürük ve beslenme güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterir. Prematüre bebekler, kronik kalp veya akciğer hastalığı olan çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf olan bebekler RSV’yi daha ağır geçirebilir ve hastane yatışı gerekebilir. Riskli bebeklerde RSV sezonu başlamadan önce koruyucu monoklonal antikor uygulamaları yapılarak ciddi enfeksiyonların önüne geçilebilir. Bu uygulama, özellikle prematüre bebekleri ve kronik hastalığı olan çocukları korumada oldukça etkilidir.
SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR
Kışın sık görülen diğer hastalıkları hatırlatan Dr. Doğançay Karahan, "Farenjit, Tonsillit, orta kulak iltihabı (otit), bronşiolit, pnömoni ve sinüzit, kış mevsiminde çocuklarda en sık karşılaşılan diğer enfeksiyon hastalıklarıdır. Bu enfeksiyonlar çoğu zaman benzer belirtilerle—ateş, öksürük, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, halsizlik ve iştahsızlık—başladığı için aileler tarafından ayırt edilmesi güç olabilir. Örneğin farenjit ve tonsillit daha çok boğaz ağrısı ve yutma güçlüğüyle seyrederken, otit kulak ağrısı ve işitmede azalmaya neden olabilir; bronşiolit hışıltılı solunumla, pnömoni ise öksürük, yüksek ateş ve solunum sıkıntısıyla kendini gösterebilir. Sinüzit çocuklarda uzun süren burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı ile ortaya çıkar. Tüm bu hastalıkların klinik görünümü birbirine benzeyebildiği için kesin tanının hekim tarafından konulması son derece önemlidir. Doğru tanı; gereksiz antibiyotik kullanımını engeller, hastalığın seyrini düzenler ve olası komplikasyonların önüne geçerek çocuğun daha kısa sürede ve güvenli şekilde iyileşmesini sağlar" bilgisini verdi.
GEREKSİZ ANTİBİYOTİK KULLANIMI ZARARLI
Gereksiz antibiyotik kullanımının tehlikesine karşı uyarılarda bulunan Dr. Doğançay Karahan, "Kış aylarında görülen her ateşli hastalığın antibiyotik gerektirmediğini vurgulamak önemlidir. Çocukluk çağındaki solunum yolu enfeksiyonlarının %80’inden fazlası viral kaynaklıdır ve antibiyotikler bu hastalıklarda hiçbir fayda sağlamaz. Antibiyotik yalnızca bakteriyel enfeksiyonlarda etkilidir; yanlış kullanımı ise hem çocuğa hem topluma uzun vadeli zararlar verir. Gereksiz antibiyotik kullanımı bakterilerde direnç gelişimine yol açarak ileride antibiyotiklerin etkisiz hâle gelmesine ve her yeni enfeksiyonda daha güçlü antibiyotiklere ihtiyaç duyulmasına yol açabilir, Bağırsak florasını bozarak ishal, karın ağrısı ve sindirim problemlerine sebep olabilir. Doğal mikrobiyotayı zayıflatıp bağışıklık sistemini olumsuz etkiler. Bağırsak dengesi bozulduğu için tekrarlayan enfeksiyonlara yatkınlığı artırır. Bu nedenle kış aylarında sık görülen enfeksiyonlarda doğru tanı ve doğru tedavi yaklaşımı esastır. Hekim değerlendirmesi olmadan antibiyotik başlanmamalı; tedavi kararları, çocuğun klinik bulgularına ve gerekli görüldüğünde yapılan testlere göre verilmelidir" dedi.
BASİT ÖNLEMLERLE KORUNMAK MÜMKÜN
Kış aylarında enfeksiyonlardan korunmak için günlük yaşam alışkanlıklarının son derece belirleyici olduğunu söyleyen Dr. Doğançay Karahan, "Öncelikle çocukların ve aile bireylerinin ellerini sık ve doğru şekilde yıkaması, virüslerin bulaş zincirini kırmanın en etkili yollarından biridir.

Kreş, okul ve kapalı alanların düzenli olarak havalandırılması; sınıf ortamlarında hijyen bilincinin artırılması ve yüzey temizliğinin aksatılmaması da bulaşmayı azaltan önemli adımlardır. Çocukların yeterli ve düzenli uyuması, bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasını destekler. Beslenmede taze sebze ve meyvelere daha fazla yer verilmesi, su tüketiminin artırılması ve işlenmiş gıdaların azaltılması da enfeksiyonlara karşı direnci güçlendirir. Özellikle hastalık belirtileri başlayan çocukların okula gönderilmemesi hem çocuğun hızlı iyileşmesine katkı sunar hem de diğer çocuklara bulaş riskini azaltır. Bu basit ama etkili önlemler, kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını belirgin ölçüde azaltır ve hem çocukların hem de toplumun genel sağlığını korur" bilgisini verdi.
DOĞRU BESLENME SAĞLIĞI KORUR
Bağışıklık sistemini güçlendirmek için mucizevi bir besin ya da tek bir takviye olmadığını belirten Dr. Doğançay Karahan, "Çocuklarda güçlü bağışıklığın temeli; düzenli uyku, dengeli beslenme, yeterli hareket, stresin azaltılması ve hijyen gibi günlük yaşam alışkanlıklarına dayanır. Bu nedenle bağışıklığı destekleyen yaklaşım, bir bütün olarak yaşam tarzını doğru şekilde düzenlemeyi içerir" dedi.

SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ
Doğançay Karahan, beslenmede özellikle şu grupların düzenli tüketilmesi önemli olduğunu söyledi:
"Portakal, mandalina, kivi, çilek; antioksidan özellikleriyle bağışıklık hücrelerinin çalışmasını destekler. Kırmızı et, yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller; enfeksiyonlara yanıt veren hücrelerin üretimi için gereklidir. Yoğurt, kefir ve probiyotikler bağırsak florasını güçlendirir; sağlıklı bağırsak, güçlü bağışıklığın temelidir. Yumurta: Yüksek kaliteli protein ve birçok mikrobesin içerir. Taze sebzeler: Vitamin, antioksidan ve lif kaynaklarıdır. Tam tahıllar: Kan şekeri dengesini sağlar, düzenli enerji ve lif desteği verir.
Laboratuvarla doğrulanmış besin eksikliklerinde ise hekim önerisiyle takviye başlanabilir: D vitamini: Kemik sağlığı ve bağışıklık fonksiyonları için kritik rol oynar. Omega-3: Enflamasyonu azaltır, bağışıklık yanıtını düzenler. Çinko: Bağışıklık hücrelerinin çoğalması ve görevini yerine getirmesi için gereklidir. C vitamini: Antioksidan etki gösterir, enfeksiyonlara karşı savunmayı destekler. Takviyeler ancak eksiklik saptandığında ve hekim kontrolünde kullanıldığında faydalıdır; gereksiz kullanımın ise etkisi yoktur hatta dengesizlik yaratabilir."
OKUL ÇAĞINDA BEKLENEN DURUM
Okula yeni başlayan çocukların sık hastalanmasının beklenen bir durum olduğunu söyleyen Dr. Doğançay Karahan, "Bağışıklık sistemi bu dönemde yeni mikroplarla ilk kez karşılaşmakta ve adeta eğitilerek hafıza oluşturmaktadır. Bu süreç, bağışıklık sisteminin olgunlaşmasının doğal bir parçasıdır. Ancak bir çocuk yılda 10–12’den fazla ateşli enfeksiyon geçiriyorsa, özellikle enfeksiyonlar ağır seyrediyorsa, uzun sürüyorsa veya iyileşme araları çok kısaysa altta yatan bir bağışıklık sistemi zayıflığı açısından değerlendirme yapılması gerekebilir. Her enfeksiyonun kendi belirtileri ve klinik seyri doğrultusunda yönetilmesi; hem gereksiz antibiyotik kullanımının hem de gereksiz ilaç tedavilerinin önüne geçer. Doğru tanı ve doğru tedavi yaklaşımı, çocukların bu dönemi daha sağlıklı ve güvenli bir şekilde atlatmasını sağlar" dedi.
BİLİNÇLİ EBEVEYNLİK ÖNEMLİ
Dr. Doğançay Karahan son olarak şunları kaydetti:
"Kış ayları bazen yorucu ve telaşlı geçse de, küçük dokunuşlar ve bilinçli adımlar çocuklarımızı hastalıklardan korumada büyük fark yaratır. Onların sağlığı; sevgiyle kurulmuş rutinlerin, özenle hazırlanmış sofraların ve zamanında yapılan bir doktor kontrolünün toplamıdır. Sağlıklı bir çocuk, güçlü bir bağışıklığın değil; şefkatle yönlendirilmiş bilinçli ebeveynliğin eseridir.”

Kaynak:Haber Merkezi
































Yorum Yazın