
Gaziantep Ekoloji Derneği ve İnsan Hakları Derneği, Gaziantep'te son zamanlarda yaşanan ağaç katliamlarını protesto etmek amacıyla Vali Konağı önünde toplanarak basın açıklaması yapacak.
Gaziantep Ekoloji Derneği ve İnsan Hakları Derneği, Gaziantep'te son zamanlarda yaşanan ağaç katliamlarını protesto etmek amacıyla Vali Konağı önünde toplanarak basın açıklaması yapacak.
Gaziantep'te geçtiğimiz günlerde petrol istasyonu olarak verilen Vali Konağı'nın önündeki ağaçlar kesilmiş hemen bir kaç gün sonra ise Kilis yolu üzerinde 150 çam ağacı TEDAŞ tarafından katliama uğramıştı. Yaşanan bu katliamlara birçok sivil toplum örgütü sessiz kalırken,Gaziantep Ekoloji Derneği ve İnsan Hakları Derneği durumu protesto etmek için bugün saat 14:00'da Vali Konağı önünde toplanma kararı aldı. İki duyarlı sivil toplum örgütü konuyla ilgili ortak hazırladıkları basın açıklamasında şunları söylediler:
"Bugün, insan ilişkilerinin ayrışmaya başladığı bir dünyada yaşıyoruz. Akıl bedenin, düşünce maddenin, birey topluluğun, kent kuşakları kentlerin, kentler kırsal kesimin, insanlık ise “vahşi ve yola getirilmesi güç” olarak görülen doğanın karşısında yer alıyor. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki doğa verdiğini misliyle bizden alacaktır. Ya bu gün ya da yarın.
Bu gün özelde bulunduğumuz yerde doğa tahribatlarının ne boyutlarda olabileceği ile ilgilidir. İnsanoğlunu ne denli zarar verebileceğinin kanıtıdır. Bu gördüğünüz yer yani Vali Konağı sadece bir zümreye ait değildir. Burası hepimize aittir. Burada bu kıyım yapılırken halka danışılmamıştır. Buradaki 7 dönümlük alanın Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından akaryakıt istasyonu olarak 21 yıllığına kiraya verilmiş ve bunun adına bu kıyım yapılmıştır.
100. yıl parkı, Kavaklık parkının içine son dönemlerde kafe adı altında sayıları her gün artarcasına yerler açılıyor, bunlar açılırken Antep’in akciğerleri mahiyetindeki bu alanların gün be gün tahribatlar oluşturduğu aşikardır. Son nokta ise kitap kafe ve kitap evi adı altında açılan alanlar hiç ekolojik değildir. Bunlar yapılırken kendi alanını en az 10 katı alanın parkelenmesi başlı başına bir kıyımdır. Bu durum kabul edilemez.
Son dönemlerde Antep yerelde tahribatlar hız kazanmış vaziyetedir. Hemen hemen her yerde bir tahribat söz konusudur. İnsana hiyerarşik bakış açısının sonucudur. Aynı zamanda inançsaldır. Doğada var olan her şeyin insanlığın hizmetine sunulmuştur. Veya insanlar en üstün varlıklardır. Bakış açısıyla ilgilidir. Bu bakış açısı doğru değildir. Bu tahribatlar bunu tevesülüdür.
Organizenin kökünü satsanız bir Nizip Çayı etmez. Son dönemlerde yerelde çıkan haberlerde Nizip Çayı sorunu çözülmüştür haberleri doğru değildir. Nizip Çayı ıslahı çalışmaları olabilir ama eskiye dönüş olabilecek mi orasında emin değiliz. Beton kanalar açarak bu sorun çözülemez. Sanayi artıklarının ve sularının tamamen arıtılması ile ilgilidir. Nizip’teki biyoçeşitlilik yok olmuş durumdadır. Merak ediyoruz ve soruyoruz 46 köy ve yaklaşık 150 bin nüfusu ekonomik ve ekolojik alanda ne denli etkilemiştir. Böyle bir çalışma var mıdır?
Antep’te verimli tarım arazilerinin, sanayileşme ve konut ihtiyacının giderilmesi gibi nedenlerle her geçen yıl daralıyor. Antep’te son 10 yılda 200 bin dekar tarım alanı yok oldu. 10 yıl öncesine kadar Antepfıstığı ağaçları ve bağların bulunduğu tarlalar şimdi apartmanlara ev sahipliği yapıyor. İmara açılan alanların sadece Antep merkez ile sınırlı olmadığını ve ilçelerde de benzer sorunların yaşandığı biliyoruz. Tarımın çok yapıldığı Nizip, İslahiye, Nurdağı, Oğuzeli, Araban ilçelerinde de tarım alanlarının bir kısmı da konut alanları, ticaret alanlarına dönüştürülerek betonlaştırıldı.
Aslında ekolojik kent iddiasında olan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi farkında olarak veya olmayarak her gün bu şehre hizmet adı altında bir tahribat oluşturuyor. Bunları örnekleri çoktur. Bu şehrin bir kültür mirası olan Kırkayak Parkı kreş işgali, Fıstık Araştırmanın içinde Fıstık Park adı altında betonlaştırma, kaldırım çalışmalarında ağaç gövdelerinin tamamen betona gömme çalışmaları, Kolejtepe mah. askeri alandaki ağaç kıyımı ve yol genişletme çalışması, toprak alan olan parkların parke taşı ile döşenmesi ve en son Hamidiye Parkı tahribatı bize göre bir belediye hizmeti değil rantlaşma ve doğa tahribatıdır.
Bunlarla mücadele edeceğiz. Yaşadığımız kente bize dair olan havamıza, suyumuza, toprağımıza dokunmayın. Buradan da bu kente yaşayan her bireyin kentine sahip çıkma çığlığımızdır.

































Yorum Yazın