memo

Bugun...
18-05-2018
Narin DEMİRCİ

Narin DEMİRCİ

'SAFİ' BİR ŞİİR SANCISI

Şiir...

İnsanın kendisi ve düşünceleri üzerindeki en etkili sanatlardan biri. Onun içindir ki Yunus Emre, Mevlana gibi gönül ehli insanlar, vermek istedikleri mesajları hep şiir yoluyla vermişlerdir. Çünkü şiir, melodi ve görsel sanatlar insan hafızasında derin yer eder. O yüzden daha kalıcı ve etkileyicidir.

Ve yine o yüzden bir toplumu çökertmek isteyenler hep sanattan ve kültürden başlamışlardır. Tabi şiir de bunlar arasında. Hatta insanları dininden uzaklaştırmak için de şiir silah olarak kullanılmıştır. Cahiliye devrinde de, Asr-ı Saadet'te de edebiyatın, özellikle de şiirinin büyük bir yeri olmuştur. Çünkü o zamanlarda da özellikle müşrikler ve İslam düşmanları, şiirlerini fütursuzca Peygamber Efendimiz'e (sav) karşı kara propaganda aracı olarak kullanmışlardır. 

Peygamber Efendimiz ümmi idi. Yani okuma-yazması yoktu. Ancak cahil bir insan da değildi. Bu kara propagandalara karşı şiirlerle karşılık verilmesini isterdi. Dolayısıyla Efendimiz Hz. Muhammed (sav) şiiri çok önemsemiştir. Hatta Hassân bin Sâbit (ra), Kâ’b bin Züheyr (ra) ve Abdullah bin Revâha (ra) 'Peygamber Şairleri' olarak geçerler tarihte. Müşriklere karşı şiirleriyle, mısralarıyla savaşan cengaverlerdi onlar. İslam şiiri ve şairi o kadar önemsemiştir ki, Kuran-ı Kerim'in 114 suresinden biri olan 'Şuara', 'Şairler'e aittir. Zaten 'Şuara' Arapça'da 'Şairler' demektir. (Toplamda 227 ayet olan bu surenin 224-227 arasındaki ayetlerinde şairlerden söz edildiği için bu sure 'Şuara' ismini almıştır.)

O dönemde müşrik şairler, şiirleriyle etrafındakileri etkilemeye başlayınca 224'üncü 'Şairlere ancak sapkınlar, azgınlar uyar' ayeti indi. Bu ayet indiğinde Efendimizin şairleri üzülür. Onların üzüldüğünü gören Peygamber Efendimiz ise ayetin devamında surenin son ayeti olan 227'inci ayeti şöyle nakleder; "Ancak iman edip salih ameller işleyen, Allah'ı çokça anan ve haksızlığa uğradıktan sonra öçlerini alanlar müstesna."

Şairlerin yükü, sorumluluğu büyüktür. Sadece kalemiyle değil duruşuyla da örnek teşkil ederler. Katıldığı bir programda şu ifadeyi kullandığını dün gibi hatırlıyorum Cemal Safi'nin:

 

"Önce Allah kelamı

Sonra Peygamber kelamı

Sonra şair kelamı"

 

Şair denilen kişi her şeyiyle örnek olan; şiiri sadece kelimeleriyle değil duruşuyla da gösteren, yani şiir gibi duruşu olan insandır.  

İslam'da tasavvuf terbiyesinin temelindeki 'Ene' (Benlik, ego) terbiyesini yaşayan ve bunu yaşadığı bariz bir şekilde görünen Cemal Safi, en mütevazi şairlerden biriydi. Hem de Türk şiirinin dev şairlerinden biri olmasına rağmen. Yazdığı birçok şiir, birçok ünlü sanatçı tarafından bestelenmiştir. Orhan Gencebay'ın ayrı bir yeri vardı mesela Cemal Safi'de. Çok seviyor, çok değer veriyordu ve bunu da birçok platformda dile getiriyordu. En meşhur parçalarından biri olan 'Ayşen'in sözleri Cemal Safi'ye aittir mesela. Ayşen'in yanında 'Müsaden Olursa Ben Gidiyorum', 'Ya Evde Yoksan', 'Gözüm Kesmiyor', 'Tek Hece Aşk' ve daha birçok parçasının şiirleri de ona aittir. Orhan Gencebay'ın yanı sıra Zeki Müren, Muazzez Abacı, Candan Erçetin ve Uğur Işılak gibi şu an burada sayamayacağım kadar fazla sanatçı tarafından söylenen en güzel şarkıların altında imzası vardır Cemal Safi'nin. Ancak buna rağmen mütevaziliğinden taviz vermeyen, sevenleri alkışladıkça mahcubiyetinden yerlere girmek isteyen bir insandı.

Türk şiiri büyük bir değerini kaybetti artık. Sadece Türk şiiri mi? İnsanlık büyük bir değerini kaybetti. Nerede bir şair göçse bu dünyadan, taa içerden yanar ciğerim elimde olmadan. Şiir sancısı çöreklenir içime. Çünkü her şair gittiğinde bir güzellik, bir safîlik de beraberinde gidiyor bu hayattan. Dünya daha da kirleniyor. Şairler damıtılmış duyguların surete bürünmüş halidir çünkü. En saf, en samimi duyguların vücut bulmuş, Yunus'un deyişiyle ete kemiğe bürünmüş halidir. Onun içindir ki, son nefesine kadar aşkla ve şiirle yaşamıştır Cemal Safi. Çünkü aşık, sevgilinin her gelmeyişinde son nefesini verir gibi can çekişir ama bir türlü ölemez. Ölmek için dua eder. Tıpkı Cemal Safi'nin söylediği gibi. Bakın ne diyor üstad bir şiirinde:

 

"Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim

Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış

Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim

Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış 

 

Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,

Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,

Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,

Can diyorum sana,can kafesim sende kalmış. 

 

Gel Tanrı'ya borcunu teslim etsin bu yürek

Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek

Kelime-i şahadet getirmem için gerek

Son diyorum sana son nefesim sende kalmış."

 

Sen Allah'a borcunu ödedin şimdi, enkazını da kapattı kazma kürek ancak bizim hecelerimiz, mısralarımız, beyitlerimiz sende kaldı be büyük şair. Şiirlerde vakarlı bir duruş, mütevazilikte yükseliş, sanatta insanlığımız sende kaldı...

MAKALE YORUMLARI


Muhittinoğlu

gazete manşetleri MemoNews
Memo News 1.Sayı

Memo News 2.Sayı

Memo News 3.Sayı

Memo News 4.Sayı

Kahve Molası
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU