Bugun...
22-11-2019 16:11 Kategori: SAĞLIK

Zengin: Hastanemize gelen hasta sayılarında ciddi bir artış söz konusu

 Zengin: Hastanemize gelen hasta sayılarında ciddi bir artış söz konusu
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Baş Hekimi Doç. Dr. Suat Zengin, üniversite hastanesi bünyesinde hizmete açılan yeni birimler hakkında detaylı açıklamalarda bulunarak Üniversite Hastanesi’nin bölgenin sağlık üssü olduğuna dikkat çekti."

Hastane bünyesinde açılan Böbrek Nakli Okulu, Padoloji, Çocuk Ürolojisi ve Adli Tıp birimlerinin bölge sağlığında önemli bir fark yaratacağını söyleyen Zengin, “Üniversite Hastanemiz şu anda tüm birimleriyle bölgede fark yaratıyor. Tüm tıbbi ve teknolojik gelişmeleri yakından takip edip sürekli başarı çıtamızı yukarıya taşıyoruz” dedi.

BÖBREK NAKLİ OKULUMUZUN ARDINDAN ENSTİTÜ KURMAK İÇİN ÇALIŞACAĞIZ

Gaziantep Üniversite Hastanesi bünyesinde oluşturulan Böbrek Nakli Okulu ile hastalara verilen hizmetlerden bahsederek bu alanda enstitüleşme çalışmalarına da devam ettiklerini dile getiren Zengin, “Organ nakli son üç yıldır hizmet veren bir ünite olup son altı ayda ortalama ayda 20 civarı böbrek nakli yaparak altı ay gibi kısa süre içinde böbrek nakli konusunda Türkiye’de ikinci sıraya yerleşti. Bu süreç içerisinde Böbrek Nakli Okulu hastanemizde oluşturulmuştur. Bu Türkiye’de bir ilktir. Burada böbrek verecek ve alacak olan hastalar gerek nakil öncesi gerekse nakil sonrası eğitimler almaktadır. Organ nakli süreci birlikte yürütülmektedir. Bu okul sayesinde tüm gelişmeler de hastalarımıza iletilmektedir.  Yine bu birimimizde aynı zamanda karaciğer nakilleri de yapılmaktadır. Ancak yoğunluk olarak böbrek nakli üzerine yoğunlaşılmıştır. Eksik bir taraf olarak böbrek naklini gördük ve hastanemiz bu alanda yoğunlaşmıştır. Böbrek nakli enstitüsü oluşturmak için ciddi bir proje çalışması yapılıyor. Tüm şartlar yerine getirildiğinde enstitü için de gerekli başvurular yapılacaktır” açıklamalarında bulundu.

HASTANEMİZE GELEN HASTA SAYILARINDA CİDDİ BİR ARTIŞ SÖZ KONUSU

Sağlık turizmi kapsamında Gaziantep Üniversite Hastanesine gelen hasta sayılarındaki hızlı artışa dikkat çeken Zengin, “Yine son dönemde sağlık turizmi belgesini de almakla birlikte bu konuda hizmet veren ve Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş aracı kişiler hızlı bir şekilde hastanemize hasta getirmeye başlamıştır. Özellikle nakil hasta guruplarından böbrek nakli, kemik iliği nakli gibi hasta gurupları hastanemizi tercih etmektedir. Bu konuda büyük oranda bölgeye hizmet vermekle birlikte ülkemizin tamamına da hizmet vermekten dolayı mutluyuz. Yine Avrupa ve Amerika’dan da nakil konusunda hasta kabulü yapılmaktadır” dedi.

PODOLOJİ BİRİMİMİZLE AYAK SAĞLIĞINDA TÜM HİZMETLERİ SUNUYORUZ

Üniversite Hastanesi bünyesinde oluşturulan Podoloji bölümü hakkında bilgi vererek özellikle diyabet hastalığına bağlı ayak kesilmelerinin önüne geçmek için çalışacaklarını söyleyen Zengin, “Yine yakın zamanda hizmete açmış olduğumuz Podoloji Ünitesi ile ayak bakımında da farkındalık yaratıyoruz. Diyabetik ayak, düztaban, yere basamama, ayak kemik batması gibi birçok alanda bu birimimiz çare oluyor hastalarımıza. Diyabetik hastalarda çoğu zaman uygun takip yapılmadığında ayak kesilmelerine gidilmekteydi. Bu birimin takibi ile artık bu sorunun büyük oranda önüne geçmeye çalışıyoruz. Bu birimimizde çok hassas cihazlar bulunuyor. Uygun tedaviler geliştirilerek hastalarımızın ayaklarının kesilmesinin de önüne geçmiş olacağız” ifadelerinde bulundu.

ADLİ SÜREÇLERİ KISALTMAK İÇİN TAM KAPASİTE İLE ÇALIŞACAĞIZ

Tam kapasite ile bölgeye hizmet sunacak olan adli tıp birimi hakkında bilgi veren Zengin, “Yakın zamanda bahsettiğimiz ve bölgede eksik olan Adli Tıp birimimiz faaliyet geçecek. Bölgede eksik olmasından dolayı numuneler Adana’ya ya da Ankara’ya gitmekteydi. Bu da adli süreci uzatmaktaydı. Bu sürecin de kısalmasıyla açacağımız ünite kurulmuş durumda. Şu anda ön çalışmalarımız devam ediyor. Üç dört ay gibi kısa süre içinde tam kapasite ile faaliyete geçerek adli süreçleri de kısaltmak için çalışacağız” diye konuştu.

Prof. Dr. Sacit Çoban

BÖBREK NAKLİ OKULU İLE HASTALAR BİLİNÇLENDİRİLİYOR

Gaziantep Üniversitesine bağlı Üniversite Hastanesi’nde Türkiye genelinde en yüksek sayıda böbrek nakillerinin gerçekleştirildiğini söyleyerek bu kapsamda oluşturulan Böbrek Nakli Okulu hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sacit Çoban, “Amacımız Böbrek Okulu ile eğitimli hasta, eğitimli hasta bakıcısı, eğitimli ekip, eğitimli hasta yakını oluşturmaktır” dedi.

TÜRKİYE’NİN EN YÜKSEK SAYIDA BÖBREK NAKLİNİ GERÇEKLEŞTİREN MERKEZİZ

Ünitelerinin Türkiye’de en yüksek sayıda böbrek nakli gerçekleştiren merkezlerden biri olduğunu dile getiren Çoban, “Organ nakli merkezimizde şu ana kadar 400 den fazla organ nakli ameliyatı gerçekleştirdik.  Çok büyük ve kalifiye bir ekip ile çalışıyoruz. Gaziantep’te tek karaciğer nakli merkezi olarak hizmet veriyoruz. Böbrek nakli alanında ise haftada ortalama 4 böbrek nakli yapan ünitemiz Türkiye’de en yüksek sayıda böbrek nakli yapan merkezlerden biri olarak hizmet vermektedir. Ayrıca her ay nakil olan hastalarımızın bir kısmını da yurt dışından gelen hastalar oluşturmaktadır. Bu hastaların merkezimizi tercih nedenleri ise başarının yanı sıra ekip olarak bilimsel olarak en küçük ayrıntısına kadar çalışılarak güven veriyor olmasıdır” ifadelerinde bulundu.

BÖBREK NAKLİ OKUL PROJESİNE EKİP OLARAK KARAR VERDİK

Böbrek nakli okulu fikrinin nasıl  uygulamaya geçirildiği hakkında bilgi veren Çoban, “Böbrek nakli alanında çok yüksek bir ivme ile artış olunca ekip olarak bu kadar yıl ve hasta tecrübemizi hastalarımızın faydası için kullanmak niyeti ile yola çıktık. Bu projenin medikal yapılandırılmasında Nefrolog olarak Doç. Dr. Mehtap akdoğan ve pediatrik Nefrolog olarak da Doç Dr. Beltinge Kılıç cerrahi kısmında ise Prof. Dr Fahrettin Yıldız ile uzun çalışma ve uğraşılarla yol aldık ve alıyoruz. Avrupa veya Amerika’daki veriler Türkiye gerçeğini her konuda yansıtamıyor. Avrupa veya Amerika’da hasta farkındalığı ve bilgilendirilmesi ülkemiz ile aynı değildir. Hatta Türkiye’de dahi her bölgenin hasta yaşam şekilleri farklılık arz ettiğinden her merkez hitap ettiği hasta özelliklerine göre şekillenmesi gerekiyor” dedi.

BÖBREK NAKLİ ÖZVERİ GEREKTİREN BİR TIBBİ MÜDAHALEDİR

Böbrek naklinin özveri gerektiren bir tıbbı müdahale olduğunu söyleyerek nakil sürecinde uygulanan tekniklerden bahseden Çoban, “Böbrek nakli gerçekten çok özveri gerektiren bir işlem. Nakil yapılma başarısı tek başına aslında gerçek başarıyı yansıtmıyor. Asıl başarı hasta yaşam süresine ek olarak takılan böbreğin yaşam süresinin uzun olmasıdır. Böbrek yaşam süresini etkileyen en önemli faktörler, başlıca; 1-yanlış veya eksik ilaç kullanımına bağlı organ reddi, 2-hijyen konusunda yapılan yanlışlardan kaynaklanan enfeksiyon, 3-beslenme ve sıvı ihtiyacı konusunda yapılan hatalardır. Biz kendi ülke ve bölgemizin farkında olarak böbrek nakli konusunda dünyada ilk olarak hayata konulan bir proje ile yola çıktık. Amacımız takılan böbreğin yaşam süresini uzatmaya katkıda bulunmak. Sloganımız, “hediye edilen böbreğin kıymetini bil.”. projemizin hedefi “eğitimli hasta”. Bu bağlamda böbrek nakli akademisini kurduk. Akdemimizde iki ayrı birim olarak faaliyetlere başladık” diye konuştu.

BÖBREK NAKLİ OKULUNDA ÖNCE HASTALARIMIZI EĞİTİYORUZ

Böbrek Nakli Okulunda hastalara verilen eğitimlerden bahseden Çoban, “Böbrek nakli okulu ve atölyesi olmak üzere iki ayrı birim oluşturduk. Böbrek nakli okulunda; böbrek nakli bekleyen hastalar yani diyaliz hastaları, böbrek nakli olan hastalar, hasta yakınları ve böbrek naklinde verici olanlar ayrı ayrı gruplar halinde eğitime tabi tutuluyor. Böbrek nakli bekleyen hastalara; böbrek nakli hakkında, ameliyatlar hakkında, nakil öncesi ve nakil sonrası süreçler hakkında eğitimler veriyoruz. Özellikle böbrek nakli beklerken yani diyaliz sürecindeyken naklin başarısını kötü etkileyen faktörler konusunda hastaları uyarıyoruz. İlerde nakil olduklarında nakil başarısını arttırmak için dikkat edilmesi gereken hususları belirtiyoruz. Böbrek nakli döneminde dikkat edilmesi gereken, naklin başarısını etkileyen faktörleri ayrıca anlatıyoruz. Nakil olan hastalarda da nakil sonrası böbrek reddinin veya enfeksiyonun önüne geçmek için önlem olarak alınması gereken konuları ele alıyoruz. Böbrek nakli olan veya bekleyen hastaların yakınları ile yapılan toplantılarda ise; hastalara şefkatle yaklaşmaları gerektiği konusunda, hastanın zor bir süreçten geçtiğini anlatarak hastaları rahatlatmaları hususunda eğitimler veriyoruz. Aynı zamanda Böbrek nakli okulunda; diyaliz ünitelerinde çalışan hemşire, personel ve diyaliz hekimleri için de eğitimler yapılması planlanıyor” açıklamalarında bulundu.

HER HASTAMIZLA AYRI AYRI ÖZEL OLARAK İLGİLENİYORUZ

Böbrek nakli olacak hastalarla bire bir görüşmelerde bulunduklarını söyleyerek yine hastalar için psikolog destekleri de alındığını kaydeden Çoban, “Böbrek nakli atölyesinde ise her hastayla ayrı ayrı görüşmelerimiz oluyor. Bu görüşmelerin yapılanması ve değerlendirmesinde profesyonel bir ekip çalışıyor.  Psikiyatri de ABD’den Doç. Dr. Gülçin Elboğa ve Psikolog Özer Erdem yetkin bu görüşmelerde hastaların kendi içlerinde yaşadığı, ifade edemediği veya çözüm bulamadığı problemleri ele alıyor. Uzun süreli diyaliz alan hastalarda kronik hastalığın getirdiği birçok Psikososyal problemler olabiliyor. Aynı zamanda psikolojik açıdan yorgunluk ve ümitsizlik gibi sorunlar görebiliyoruz. Bütün bu etkiler iş, aile, okul ve sosyal çevre alanlarında farklı şekillerde kendini gösteriyor” diye konuştu.

AMACIMIZ EĞİTİMLİ HASTA, HASTA BAKICISI, EKİP VE HASTA YAKINI OLUŞTURMAK

Böbrek Nakli Okulu ve oluşturulan atölyede amaçlarının eğitimli hasta, eğitimli hasta bakıcısı, eğitimli ekip, eğitimli hasta yakını oluşturmak olduğunu dile getiren Çoban, “Atölye verileri bizde bu hastalar için psikosyal destek dersleri vermek üzere bir destek birimi oluşturma kararı aldırdı. Bu problemlere “Psikolojik Destek Birimimiz” aracılığıyla çözümler üretmeye çalışıyoruz. Görüşmelerden çıkardığımız verilerle nasıl ve hangi konularda yardımcı olacağımız noktasında çalışmalar yapıyoruz. Bu birimde değerlendirme yapan ve ders veren hocalarımız ayrı ayrı branşlardan olan Prof. Dr. Mehmet Cesur, Prof. Dr. Cem Gökcen, Doç. Dr. Mehmet Murat , Doç. Dr. Döndü Çuhadar, atölye direktörü olan hocalarımız, birlikte ortak akıl ve tecrübe ile   Hastalara, aile, iş ve sosyal çevre uyumları konularında destek olmak ve ümit vermek için çalışmalar yapıyorlar. Ayrı branşlardan birçok hocanın kendi alanlarıyla ilgili önemli olan noktaları derlediği dersler yapılıyor. Amacımız eğitimli hasta, eğitimli hasta bakıcı, eğitimli ekip, eğitimli hasta yakını oluşturmaktır. Eğitimli hasta ile yaptığımız böbrek nakli sonrası takılan böbrek yaşam süresinin çok daha uzun yıllar olmasını ve hastalarımızın sosyal yaşamlarında daha katılımcı ve mutlu olmasını hedefliyoruz” dedi.

DERSLERİMİZ HASTALARIMIZ İÇİN OLUŞTURULMUŞ ÖZEL SINIFTA VERİLİYOR

Hastalara verilen derslerin hastalar için özel olarak hazırlanmış sınıflarda gerçekleştirildiğini açıklayan Çoban, “Böbrek nakli okulumuzun faaliyetlerine hastane oditoryumunda başladık. Bu sürede hastanemiz bünyesinde bu hastalara göre özel olarak dizayn edilmiş sınıf yaptırdık. Artık derslerimizi hastalarımız için özel dizayn edilmiş böbrek nakli okulumuzda yapıyoruz. Bu birimin yapılmasında katkısı olan iş adamı Sayın Mehmet Çelebi ye ve mimari planını özel olarak yapıp takip eden Mimar Yılmaz Çınar Beye hastalarımız adına şükranlarımı sunmak isterim” açıklamalarında bulundu.

Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve Adli Toksikoloji Laboratuvarı kurucu öğretim üyesi Prof. Dr. Aysun Baransel Isır:

HIZLI VE HASSAS ANALİZLER YAPILACAK

Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve Adli Toksikoloji Laboratuvarı kurucu öğretim üyesi Prof. Dr. Aysun Baransel Isır, üniversite bünyesinde kurulacak olan Adli Toksikoloji Laboratuvarının bilime ve adalete sunacağı katkıyı değerlendirdi. Baransel, bu kurulacak laboratuarla bölge adaletinde de önemli kazanımlar sağlanacağına dikkat çekti.

ADLİ TIP NEDİR, NASIL ÇALIŞIR VE NE YAPAR

Adli Tıp alanının tanımını yaparak yapılan çalışmaları değerlendiren Prof. Dr. Aysun Baransel, “Bilirkişi, mahkemeler tarafından görevlendirilmiş ve hakimin bilgisi dışında olan konularda adaletin sağlanması için, mahkemeye bilgi veren kişi demektir.  Tıp alanında bilirkişilik hizmet ise Adli Tıp üzerinden yapılmaktadır. Adli Tıp Anabilim Dalımız kurulduğu tarihten itibaren adli makamlara resmi bilirkişilik hizmeti vermektedir. Verilen raporların başlıcaları arasında adli travmatoloji, adli psikiyatri, kemik yaşı tespiti, maluliyet çocuk istismarı ve cinsel saldırılara yönelik raporlar yer almaktadır. Vakalarımız görevli mahkemeler veya savcılıklar aracılığıyla üst yazı ile tarafımıza gönderilmektedir. Bölümümüzde adli makamlara iletilmek üzere ortalama ayda 400 adli rapor düzenlenmektedir. Bu hizmetlerin yanı sıra yakın zamanda Anabilim Dalımız öğretim üyeleri tarafından, özel başvurulara yönelik “Adli danışmanlık ve Uzman mütalaası” hizmeti de verilmeye başlanmıştır” diye konuştu.

ADLİ TIP SAĞLIKLI BİR HUKUK SİSTEMİNİN AYRILMAZ PARÇASIDIR

Adli tıp çalışmalarının sağlıklı bir hukuk sisteminin ayrılmaz parçası olduğunu dile getiren Baransel, “Sağlıklı bir hukuk sisteminde kararlar, çağdaş teknolojik yöntemlerle elde edilen objektif kriterlerin aydınlattığı delillerle verilmelidir. Adli Bilimler hukuka ve hukukun gelişimine katkıda bulunmak için var olan içindeki birçok alt bilim dalının olduğu bir bilim dalıdır. Adli Toksikoloji bu alt bilim dallarından birisi olup son yıllarda ciddi teknolojik gelişmeler göstererek adaletin objektif olarak dağıtılabilmesi için hukuka yardımcı olmaktadır Anabilim Dalımız yukarıda belirtilen konularda hizmet vermekle yetinmeyerek büyüme ve gelişmeye yönelik adımlar atmaktadır. Hali hazırda Anabilim Dalımız bünyesinde yer alacak olan adli toksikoloji laboratuvarı kurulmuştur” dedi.

UYUŞTURUCU MADDE KULLANIMI HER GEÇEN GÜN ARTIŞ GÖSTERİYOR

Sentetik uyuşturucu madde çeşitlerindeki artışa bağlı olarak madde kullanım oranlarını da değerlendiren Baransel, “Bilinmektedir ki; uyutucu ve uyuşturucu madde kullanımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek artmakta ve toplumumuz, özellikle de genç kuşak için ciddi tehlike arz etmektedir. Zehir olarak da tanımlanan bu maddelerin suç unsuru olarak kullanılmaları binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Özellikle son yıllarda uyuşturucu madde kullanımında ve çeşitliliğinde ciddi bir artış görülmektedir. Sentetik uyuşturucu maddelerin piyasaya yoğun sürümü ile bu çeşitliliğinin sınırları giderek ön görülemez bir hale gelmiştir. Her geçen gün yeni bir sentetik uyuşturucu maddenin üretildiği günümüzde, bu maddelerin artan miktarlarda kullanılması ve yarattığı tehlikeler karşısında genel hizmet veren laboratuvarlarda kullanılan standart yöntemler toksikolojik tespit yöntemleri açısından yetersiz kalmakta, uyuşturucu madde ile etkin mücadele edebilmek amacıyla bu konu özelleşmiş Adli Toksikoloji Laboratuvarlarının varlığına ihtiyaç duyulmaktadır” ifadelerine yer verdi.

ADLİ TOKSİKOLOJİ LABORATUVARI BÖLGEYE HİZMET VERİYOR

Bölgenin duyduğu ihtiyaca dikkat çekerek Gaziantep Üniversitesi bünyesinde kurulan adli toksikoloji laboratuarından bahseden Baransel, “Üniversite hastanemizde, Gaziantep ilindeki tüm hastanelerde ve hatta çevre illerdeki hastanelerde, sadece idrarda toksik tarama yapılabilmekte bu da maalesef maddelerin tespitinde yetersiz kalmaktadır. Bölgemizdeki bu eksikliği gidermek amacıyla, Anabilim Dalımız harekete geçmiş ve tam donanımlı bir Adli toksikoloji laboratuvarı kurulması yönünde adımlar atılmıştır.

Adli Toksikoloji Laboratuvarının kurulması ile; Kan, İdrar, Tükürük, Kıl, Tırnak gibi farklı biyolojik materyallerde ve diğer biyolojik sıvılarda toksikolojik analizler yapılabilecektir. Çok az örnek miktarı ile dahi alkol ve uyuşturucu maddelerin analizleri mümkün olacaktır. Ek olarak, Doping Maddeleri, Pestisitler, Hayvansal Ve Bitkisel Toksinler, Terapötik ilaçlar gibi maddeler de çok hızlı ve hassas olarak analiz edilebilecektir” ifadelerine yer verdi.

LABORATUVAR BÖLGE ADALETİNDE ÖNEMLİ GÖREV ÜSTLENECEK

Adli Toksikoloji Laboratuvarının kurulmasıyla adalette önemli kazanımlar sağlanacağını da söyleyen Baransel, “Adli Toksikoloji Laboratuvarında 2 Adli tıp öğretim üyesi, 1 adli toksikolog, 1  biyokimyager, bir adli hemşire,  konularında uzman yeterli sayıda laboratuvar görevlisi ile bölgeye hizmet sunacaktır. Laboratuvarımızda, uyutucu uyuşturucu madde ve kanda alkol bakılabilmesi amacıyla başta LC-MSMS VE GC-FID gibi ileri tetkik cihazları olmak üzere her türlü teknolojik cihaz ile donatılmıştır. Gaziantep ilinde ve çevre illerde Adli Toksikoloji Laboratuvarının bulunmaması durumunda adli makamlarca madde kötüye kullanımı, ticareti veya başka bir suçu işlerken madde etkisinde olma, alkollü araç kullanma gibi nedenlerle yargılanan şahıslardan alınan örnekler en yakın Adli Toksikoloji Laboratuvarına (Adana-İstanbul) gönderilmektedir.

Bu durum örneklerin taşıma esnasında kaybolmasına, uygun şartlarda taşınamadığından bozulması neticesinde hatalı sonuçlar alınmasına, sonuç sürecinin uzaması nedeniyle de davaları çok uzun sürmesine ve adaletin aksamasına yol açmaktadır. Adli Toksikoloji Laboratuvarının kurulmasıyla Üniversitemiz sayesinde bütün bu olumsuzlukların önüne geçilmesi sağlanarak, adaletin hızlı ve doğru tecelli etmesine önemli katkılar sunulacaktır. Üniversitemizde kurulan bu laboratuvar sayesinde uyuşturucu madde ile mücadele imkanı bölgemizde artacak, etkin ve hızlı laboratuvar sonuçları ile adli makamlar ve kolluk kuvvetleri hızla harekete geçebilecek bu sayede daha fazla masum insan tacirler tarafından zehirlenmekten kurtulacaktır” dedi.

Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haluk Şen:

Erken tanı ve teşhis önem arz ediyor

Çocuklarda görülen ürolojik rahatsızlıklar ve gelişen teknoloji ile sunulan son sağlık hizmetlerinden bahseden Üroloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haluk Şen, “Gelişen teknoloji ile erken tanı ve teşhis önem arz ediyor” dedi.

ÜROLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. HALUK ŞEN KİMDİR?

Çocuk ürolojisi alanında yaptığı akademik çalışmalardan ve almış olduğu eğitimlerden bahseden Şen, “1999 yılında Fırat Üniversitesinden Tıp eğitimimi tamamladıktan sonra Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalında Üroloji uzmanlığını aldım. Asistanlık yıllarımdan itibaren özel ilgi alanım olan Çocuk Ürolojisi alanında akademik çalışma ve hizmet verme adına 2013 yılından itibaren Gaziantep Üniversitesinde Öğretim üyesi olarak göreve başladım. Yurt içinde ve yurt dışında Çocuk Ürolojisi alanında mesleki yeterlilik için eğitimler aldım. Halen Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışmaktayım” açıklamalarında bulundu.

OKUL ÇAĞINDAKİ HER BEŞ ÇOCUKTAN BİRİNDE BU RAHATSIZLIK VAR

Çocukluk çağında rastlanılan en sık üroloji hastalıklarından bahseden Şen, “Çocukluk çağı hastalıkları arasında Üro-genital sistemin rahatsızlıkları önemli bir yer tutmaktadır. Bunlar arasında gece alt ıslatma ve gündüz idrar problemleri sık rastlanmaktadır. Çocuk Üroloji polikliniklerinin yaklaşık %40’ı , toplum genelinde okul çağındaki çocukların 5’te birinde bu tür rahatsızlıklar görülmektedir. İşeme problemleri arasında idrar tutma manevraları, idrar yolları enfeksiyonu, işemeyi geciktirme, gece yatak ıslatma veya gündüzleri kaçırma gibi durumlar sayılabilir. Bu hastalıkların sebepleri; çocuklar anatomik ve sinirsel olarak büyürken bazen mesanenin buna eşlik edememesinden kaynaklanacağı gibi bazen de altta daha ciddi hastalıkların olabileceği unutulmamalıdır. Bu tür hastalıkların çocukluk çağında sık görülmesine rağmen aynı zamanda tedavileri de mümkündür. Bunun için Çocuk Ürolojisi polikliniklerine başvurmak gerekmektedir” diye konuştu.

BU HASTALIK ÖZELLİKLE BÖLGEMİZDE SIK GÖRÜLÜYOR

Çocuklarda gözlenen böbrek taşları ve böbrek kumları hakkında ilgi veren Şen, “Özellikle bölgemizde sık görülen bir ürolojik hastalık da böbrek taşlarıdır. Çocukluk çağı böbrek taşları tanısı ve tedavisi geciktirildiğinde istenmeyen sonuçlarla karşılaşılabilir. Bazen bebeklik çağında halk arasında kum diye tarif edilen kristal dökme görülebilir. Bu bebeklerin alt bezlerinde pembe kırmızı lekeler şeklinde ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda hemen telaş etmemek lazımdır. Bunların çoğu kendiliğinden düzelebilecektir. Ancak bir ürolog gözetiminde olmalıdır. Gerek kum döken gerekse böbrek veya kanal taşları olan çocukların böbrekleri ve idrar kanalları ultrason ile değerlendirilmesi ve gerekli diğer tahlillerin yapılması önemlidir” ifadelerine verdi.

ERKEK ÇOCUKLARI NE ZAMAN SÜNNET OLMALI?

Çocuk ürolojisinde özellikle anne babalar için merak konusu olan sünnet tedavileri hakkında bilgi veren Şen, “Çocuk ürolojisi ile ilgili sık sorulan bir konu da; erkek çocukların sünnet edilme yaşının sorulmasıdır. Ancak burada öncelikle şunu belirtmek lazım; tıbben gerekli olmayan sünnet yani kozmetik veya geleneksel sünnet de diyebiliriz ne zaman yapılmamalıdır ? Buna cevaben 2 ile 6 yaş arasını pek önermiyoruz. Bu yaş aralığında çocuklar psikolojik olarak etkilenebileceğinden dolayı pek yapmıyoruz. Ama hayatın erken dönemlerinde geçirilen bir idrar yolu enfeksiyonu varsa, sünnet derisinde bir yapışıklık varsa, böbrek ve idrar yollarında doğumsal bir problem varsa o zaman yaşa bakmaksızın sünneti yapıyoruz. Bunun da tabi tıbbi bir gereklilik olduğunu ailelerle konuşarak, bilgilendirme yapıp rızalarını alarak yapıyoruz. Bu konuda diğer bir soruda lokal yani bölgesel mi ya da genel anestezi ile yapılması sorusu sık karşılaştığımız konudur. İki aydan itibaren 18 aylık olana kadar lokal anestezi tercih edilebilir ama biraz büyüyünce lokal anesteziyi pek tercih etmiyoruz bu yaşlardan sonra genel anestezi daha uygun oluyor. Ancak her yaş grubunda genel anestezi hem çocuk hem de hekim için daha konforlu olmaktadır. Özellikle burada ifade etmem gereken önemli bir konuyu belirtmek istiyorum; sünnet mutlak surette steril bir ortamda yani ameliyathane şartlarında yapılmalıdır” dedi.

GELİŞEN TEKNOLOİ İLE ERKEN TEŞHİS DE ÖNEM ARZ EDİYOR

Gelişen teknoloji ile artık anne karnında bebeklerin takiplerinin yapıldığını söyleyen Yıldırım, “Günümüzde tıp alanında cihazların gelişmesi bir çok hastalığın da erken tanınmasına olanak sağlamaktadır. Bunlar arasında Antenatal Hidronefroz (Çocuk daha anne karnında iken böbrek ve idrar yollarındaki genişleme) önemli bir yer tutmaktadır. Bu tür hastalıklarda doğum sonrası bebeğin takibi ve tedavisi açısından gebelik ultrasonografisi çok önemlidir. Doğum sonrası da vakit kaybetmeden Çocuk Ürologları tarafından değerlendirilmedir” ifadelerine yer verdi.

Prof. Dr. Ersin Akarsu:

AYAK SAĞLIĞI KONUSUNDA İDDALIYIZ

Üniversite Hastanesi bünyesinde oluşturulan Ayak Sağlığı Merkezi (PODOLOJİ) hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ersin Akarsu, “Oluşturduğumuz bu merkezimizle ayak sağlığında bir çok hastalığa çare arıyoruz. Yine bu birimle üniversite hastanemize de farklı bir hizmet alanı oluşturmuş olduk” dedi.

PODOLOJİ AYAK SAĞLIĞI İÇİN HİZMET SUNAN BİRİMDİR

Üniversite Hastanesi bünyesinde oluşturulan Ayak Sağlığı Merkezi (PODOLOJİ) hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ersin Akarsu, ““Podoloji, ayak sağlığı bilimi demektir. Bu merkez kişinin ayak sağlığının korunmasına yönelik koruyucu ve önleyici bakım hizmetleri sunan ayak sağlığı birimidir. Ayak sağlığı merkezimizin iki ayrı ünitesi var. Podoloji ünitesi kısmı Endokrinoloji ve Metabolizma polikliniği bünyesinde yer alıyor, yürüme analizi ve kişiye özel tabanlık ünitesi ise Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniğinde yer alıyor” ifadelerinde bulundu.

AYAK SAĞLIĞI MERKEZİMİZDE ÖNCELİK ŞEKER HASTALARININ AYAKLARINI KAYBETMESİNİ ÖNLEMEK

Ayak Sağlığı biriminde hastalara ne gibi hizmetler verileceği yönünde açıklamalarda bulunan Akarsu, “Bu merkezde Diyabetik ayak bakımı, batık tırnak tedavisi (tel uygulamaları), kalınlaşmış tırnak bakımı, mantarlı tırnak bakımı, nasırlı ayak bakımı, deri deformasyon ayak bakımı, çatlak topuk bakımı, kuru veya  terleyen ayak bakımı, sporcu ayak bakımı,  Pes planus (düz tabanlık) ve Pes kavus gibi ayak tabanı bozuklukları yanı sıra topuk dikeni gibi sorunların  tanı ve tedavileri yapıyoruz. Ayrıca yürüme analizi yapıyoruz. Burada özellikle şeker hastalarını  ayak bakımı ve ayak lezyonlarının tedavisini vurgulamak isterim. 

Bölgemizde şeker hastalığı sık görülüyor. Buna bağlı olarak da ayak yaralarına sık rastlıyoruz. Bu durum çeşitli ayak problemlerine, iyileşmeyen yaralara hatta ampütasyona (uzvun kesilmesi) sebebiyet veriyor. Ayak sağlığı ile ilgili problemler yaşayan çok sayıda şeker hastamız var. Bu tür hastalarımızın; ayaklarında yara oluşmadan önlemini almaları gerekmektedir. Bu merkezi kurmamızdaki en önemli amaçlarından biri özellikle şeker hastalarında ayakta yara oluşumu ve ayak ampütasyonlarını (kesilmesini) engellemektir” açıklamalarına yer verdi.

YÜRÜME VE YERE BASMA BOZUKLUKLARINA ÇARE OLUYORUZ

Ayak Sağlığı Merkezinde gerçekleştirilen yürüme analizlerinin amacı hakkında bilgi veren Akarsu, “Yürüme analizi yaparak, yürüme ve yere basma bozukluklarından kaynaklanan  sorunlara çare bulmaya çalışıyoruz. Yürüme analizi sonuçlarına göre kişiye özel tabanlık yaparak hastaların kullanımına sunuyoruz” dedi.

AYAK SAĞLIĞI BİRİMİMİZ HASTANEMİZE YENİ BİR HİZMET SUNUYOR

Ayak sağlığı merkezlerinin ülkemizde yaygınlık göstermediğini söyleyerek Üniversite Hastanesi bünyesinde açılan bu birimin farklı bir hizmet alanı olduğunu söyleyen Akarsu, “Maalesef bu birim ülkemizde fazla yaygın değil. Hatta sadece birkaç hastane ve üniversite bünyesinde mevcut.  Biz de bunlardan biriyiz. Oluşturulan bu bir elbette hastanemizi farklı kılan bir oluşumdur. Bu merkez birtakım ayak lezyonlarının tedavisi yanı sıra, bize koruyucu sağlık hizmeti vermemizi de sağlıyor. Bu lezyonların ilerlemesini önlüyor. Dolayısıyla yara oluşumunun önüne geçiyor. Bu alanlarda iyi organize olmuş merkezlere ihtiyaç var” diye konuştu.

PODOLOJİ MERKEZİMİZDE DENEYİMLİ BİR EKİP İLE ÇALIŞIYORUZ

Podoloji Merkezi’nin özellikleri hakkında bilgi vererek Podoloji Bölümü ekibi hakkında bilgi veren Akarsu, “Ayak sağlığı merkezimizde hem hastanede yatan hastalara hem de polikliniğe başvurmuş hastalara hizmet veriyor. Podoloji merkezimizde halihazırda podolog (ayak sağlığı teknikeri) arkadaşlarımız çalışıyor. Ayak sağlığı merkezinin yürüme analizi ve tabanlık yapım ünitelerinde  de bu konuda deneyimli arkadaşlarımız hizmet veriyor.

Elbette bu merkez ilgili birimlerde görevli hekimler ve öğretim üyelerinin yönlendirmesi doğrultusunda hizmet veriyor. Ayak sağlığı merkezinde,  Endokrinoloji ve Metabolizma, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Ortopedi ve Travmatoloji klinikleri işbirliği içinde çalışıyor. Gerektiğinde de Dermatoloji gibi ilgili klinikler tarafından desteklenmektedir” açıklamalarında bulundu.

AYAK SAĞLIĞI BİRİMİMİZDE SPORCULARIMIZ İÇİN DE HİZMET VERMİK İSTİYORUZ

Ayak Sağlığı biriminde aynı zamanda sporcular için de hizmet verilmek istendiğinin altını çizen Akarsu, “Bu merkezde ayak sağlığı sorunu yaşayan vatandaşlar dışında sporcular da yararlanabilir. Sporcuların da ayak sağlığını korumaya yönelik hizmet vermek istiyoruz.

Üniversitemizde kurduğumuz Ayak Sağlığı Merkezinin bu alanda saygın  ve bölgeye hizmet verir hale gelmesini ve daha fazla kişinin yararlanmasını sağlamak istiyoruz. Merkezimizdeki işleyişimizi gün geçtikçe geliştirmeyi ve hastalarımıza kaliteli bir ayak sağlığı hizmeti vermeyi hedeflemekteyiz” dedi.

 



Kaynak: Haber Merkezi
Editör: Haber Merkezi
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER SAĞLIK HABERLERİ

Muhittinoğlu

gazete manşetleri MemoNews
Memo News 8.Sayı

Memo News 7.Sayı

Memo News 6.Sayı

Memo News 5.Sayı

Memo News 4.Sayı

Memo News 3.Sayı

Memo News 2.Sayı

Memo News 1.Sayı

Kahve Molası
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU