Bugun...
13-01-2016 15:09 Kategori: GÜNDEM

ADG ORTADOĞU’YU MASAYA YATIRDI

ADG ORTADOĞU’YU MASAYA YATIRDI
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Anadolu Düşünce Grubu (ADG) Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun’u misafir etti. Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Ortadoğu’daki sıcak gelişmelerle ilgili fikirlerini anlattı."

Anadolu Düşünce Grubu (ADG) Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun’u misafir etti. Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Ortadoğu’daki sıcak gelişmelerle ilgili fikirlerini anlattı.

PROF. DR. BALIK: ORTADOĞU ARTIK DAHA DA SICAK

Toplantının açılış konuşmasını yapan ADG Başkanı Prof. Dr. Ahmet Balık, İstanbul’da düzenlenen terör eylemini kınayarak, sıradan bir Ortadoğu günü yaşandığını söyledi. Prof. Dr. Balık, yaşı 50’yi aşanların bu coğrafyada gözlerini Arap-İsrail savaşı ile açtıklarını, sürekli sıcak olan bu coğrafyanın son dönemlerde daha da sıcak olduğunu, bu nedenle bu bölgeyi ele alan bir bilgilendirme toplantısı düzenlemeyi öngördüklerini ifade etti.

ORTADOĞU’YU KONUŞURKEN KENDİ GEÇMİŞİMİZİ KONUŞUYORUZ

Prof. Dr. Zekeriya Kurşun ise, Ortadoğu coğrafyasının büyük kısmının Müslüman olmasının, kültür ve tarihi bölgeyi birleştiren etkenler olduğunu söyledi.

Kurşun konuşmasına şöyle devam etti; 

“Osmanlı’nın geniş coğrafyaya hakim olduğu dönemin haritası ile günümüzün haritasını karşılaştırırsak farkın Osmanlı’nın 19. yüzyıldan itibaren taksim edilmesi sonucu ortaya çıkan tablo göze çarpar. Dolayısı ile Ortadoğu’yu konuşurken aslında kendimizi, kendi geçmişimizi konuşuyoruz. Bu taksimlerden sonra Lozan öncesinde Yemen ve Ürdün Türkiye ile bütünleşmek için milletvekili göndermek istemiş, ancak Mustafa Kemal önce her toplumun kendi kurtuluş savaşını vermesini bu konuların daha sonra ele alınması gerektiğini öngörmüştür. Ancak Lozan sonrası karşımıza farklı bir harita çıkmıştır. 1517 yılında başlayan Ortadoğu’yu fetih 1700’lü yıllarda tamamlanmış, Türkler burada 300 yıl hüküm sürerken bölge halkını Türkleştirmemiş, ancak kendileri de Araplaşmamışlardır. Türkler 1917 yılına kadar kuzey Afrika’da 1918 yılına kadar Kudüs’te fiilen kalmışlarıdır ve bu coğrafyanın hukuken kendi coğrafyası olduğunu savunmuştur, bu da Türkiye’ye sorumluluk yüklemektedir. Bu coğrafyadaki ülkelerin kaderleri birbirine bağlıdır. Türkler Anadolu’ya yerleştiklerinde kuzeye doğru ilerleyememişiler ancak kuzeydeki Rusya güneye ilerleyerek Anadolu’ya gelmiştir. Türkler batıda Viyana’ya kadar, güneyde Kuzey Afrika’ya, güney doğuda Katar ve Yemen’e kadar ilerleyerek jeopolitik hakimiyet kurmuşlardır. Trablusgarb’ta kurulan cephe Ömer Muhtar’ı çıkarmış ve İtalyanlara karşı ciddi mukavemet göstermiştir. Ondokuzuncu yüzyıl Avrupa, 20. yüzyıl Amerika yüzyılı olmuştur. 21. yüzyıl ise Afrika’nın yüzyılı olmaya adaydır. Bu günün gözde kıtası Afrika’ya hakim olabilmek için Libya’da aktif olmak gerekir. Libya olaylarında Türkiye başta müdahil olmak istememiş, ancak Fransa’nın Birleşmiş Milletler kararını beklemeden bombalamaya başlaması sonucunda Türkiye sadece insani boyutta yer almıştır. Ancak batılı güçler Türkiye’nin orada bulunmasını istememişler ve şu anda orada Türkiye’nin adı geçmemektedir. Türkiye Afrika’da temsilcilikler açarak, THY seferler düzenleyerek üzerine düşeni yapmaya çalışmaktadır. Ancak sivil toplum kuruluşları da tarihsel derinliği kavrayarak üzerlerine düşeni yapmaları gerekmektedir.

Diğer cazibe merkezi olan yöne yani Katar’a bakacak olursak, burada varlık gösterecek olursak Hürmüz boğazına hakim olmak mümkün olacaktır. Katar bir Osmanlı projesidir. Dolayısı ile ciddi bir tarihsel ilişkimiz vardır. Burada varlık göstermek ile İran’ın bölgeye olan tehdidini buradan engellemek mümkün olacaktır. Şu anda burada 70 mil ara ile Amerikan, İngiliz ve Fransız üsleri vardır. Bu üsler bu gün Irak’ı paramparça etmiştir. Yemen’de varlık göstermek ise okyanusa açılmak ve Arap yarım adasına hakim olmayı sağlamaktadır.”

BATI, IRAK’A MÜDAHALE EDERKEN TÜRKİYE’Yİ DE DAHİL ETMEK İSTEDİ

Yirminci yüzyıl başlarında Türkler buradan tahliye olurken bürokraside çalışmaya devam eden memurlar kalmıştır. Vali Yemen İmamı’nın müsteşarı olarak çalışırken ‘TBMM Yemen Valisi’ ünvanını kullanmıştır. Yemen bağımsızlık ilan etmeyen ve bağımsızlık günü olmayan bir ülkedir. Osmanlı yönetimindeki tarihine iftiharla bakar. Yemen’de bugün bir taraftan Vahhabi, diğer taraftan İran’ın Şii baskısı ve çatışmaları bölgeyi istikrarsızlaştırmıştır. Batı müdahaleleriyle attığı bombaların bütçesi ile bugün yepyeni bir Yemen inşa edecek boyuttadır. Aynı şekilde Suudi Arabistan 213 milyar dolarlık silah alımı yapacağını beyan etmiştir. Bu şekilde silah endüstrisi ayakta tutulurken sabıkası olmayan ülkelerin buraya nüfuz etmesini engellemektedir. 2003 yılında batı, Irak’a müdahale ederken Türkiye’yi de dahil etmek istemiştir. Ancak bu sadece siyaseten olacaktı ve Türkiye’nin yanlarında olduğunu Müslüman topluma göstereceklerdi, ancak askeri bir birliktelik olmayacaktı. Emperyalist ülkeler denizaşırı imparatorluklar kurmuşlardı. Ancak ABD imparatorluk geçmişi olmayan bir ülkedir ve soğuk savaş sonrası bu coğrafyaya hükmederek böyle bir girişimde bulunmuştur. Ancak gerçek anlamda soğuk savaş bitmediğinden istediğini yapamamıştır.

BU COĞRAFYA İLE İLİŞKİLERİMİZİ EKSİLTTİK VEYA DEĞİŞİMİ FARK ETMEDİK

Bizim açımızdan bakıldığında geçen yüzyıllık süre içerisinde biz ya bu coğrafya ile ilişkilerimizi eksilttik veya değişimi fark etmedik. Bu coğrafyaya katkı sağlamaya çalışırken yabancı kaldık. Suriye ilk kurulduğunda bütün yöneticiler Türkçe biliyordu, devlet dairelerinde çalışanlar az çok Türkçe biliyordu ancak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkçe’nin yerini Rusça almaya başladı. Bu gün bizim Dışişlerimizde Arapça beyanat verebilecek bir büyükelçimiz yoktur. Bugün buralarda aktif olmak istiyorsak bilgi üretmeliyiz. Bu bilgi asla üniversitelerden çıkmaz, bu bilgini çıkacağı yer Anadolu Düşünce Grubu gibi fikir topluluklarıdır. Üniversite ancak lojistik destek sağlar. Bugün dünyada 4500 kadar düşünce kuruluşu vardır ve yaklaşık 3500’ü ABD’dedir. Bu da ABD’ye güç katmaktadır. Dünyada tamamı Müslüman olan Afrika’da bugün Müslümanlar azınlıkta kalmıştır. Bu da bu tür düşünce gruplarının yaptıkları misyonerlik faaliyetlerinin sonucu 30- 40 yıl içinde olmuştur.

Sorulan bir soru üzerine Kurşun, Suriye’de muhalefetin ülkeden çıkarıldığını, yapılacak seçimlerin sonucunun belli olduğunu ve bunun batı tarafından şekillendirildiğini söyledi.



HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER GÜNDEM HABERLERİ

Muhittinoğlu

gazete manşetleri MemoNews
Memo News 9.Sayı

Memo News 8.Sayı

Memo News 7.Sayı

Memo News 6.Sayı

Memo News 5.Sayı

Memo News 4.Sayı

Memo News 3.Sayı

Memo News 2.Sayı

Memo News 1.Sayı

Kahve Molası

MUHİTTİNOGLU TOYOTA

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU

Oba Makarna