
“Kendi çıkarına bu geldiğinden, lokomotifle vagonu bir tutan zihniyet bir gün lokomotif kalmayınca vagonları kimin çekeceğini düşünmelidir. Melih Aşık’ın bir sözü var; ‘Bu ülkede insanlar yolsuzluktan şikayetçi değil, ondan pay alamamaktan şikayetçi.’ Bu anlayış düzelmeden bu toplumda hiçbir şey yapılamaz. Siyasetçiler oy toplamak için hekimleri ezdiriyor.” Bu sözler, Türkiye’nin en renkli ve donanımlı isimlerinden biri olan Doktor, Avukat, Mali Müşavir, Ekonomist ve Hastane Yöneticisi Cengiz Bayram’a ait. Türkiye’de ve Gaziantep’te siyasetten sağlığa, hayvan sevgisinden hekim haklarına kadar birçok konuda samimi bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz Bayram, www.memohaber.com Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Taşçı’ya çarpıcı açıklamalarda bulundu.
(40).jpg)
Devletin kamu hastanelerinde izlediği politikanın doğrularını ve yanlışlarını tek tek sıralayan Cengiz Bayram, küçük ölçekli özel hastanelerin bitirilmesine yönelik uygulamanın da son derece yanlış olduğunu dile getirdi. Devlete, kamu hastaneleri ekonomi ve personel politikası hakkında birçok eleştiriler yönelten Bayram, bunun düzeltilebilmesi için de çözümler sundu. Bunun yanında hayvanlara yönelik yardımseverliği ve duyarlılığı ile tanınan Cengiz Bayram Gaziantep’in hayvanlara yaklaşımı ile sınıfta kalan bir şehir olduğunu dile getirdi. İleriki süreçte siyaset düşünüp düşünmediğini de sorduğumuz Bayram, toplumda din ve siyaset kurumunun düzeltilmesi gerektiğine dikkat çekerken siyasete de yeşil ışık yaktı. Tüm bu konular ve daha fazlasını keyifle okuyacağınız o söyleşide Bayram, vecize olarak nitelendirebileceğimiz cümleler de sarf etti. İşte Cengiz Bayram ile yaptığımız ve keyifle okuyacağınız o söyleşi…

İŞTE O SÖYLEŞİ
MEHMET TAŞÇI: “Öncelikle Cengiz Bayram’ı tanımak isteriz. Hem doktor, hem avukat, hem mali müşavir ve daha birçok alanda da eğitim… Bunun yanı sıra iş hayatınıza başarılı şekilde devam ediyorsunuz. Tüm bunlar nasıl bir süreçte gerçekleşti?”
CENGİZ BAYRAM: “Trabzonluyum. İstanbul’da büyüdüm. Liseyi İstanbul’da bitirdim ve daha sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. 1 yıl Çarşamba’da mecburi hizmette bulundum. Daha sonra İstanbul’da çocuk hastalıkları üzerinde ihtisas yaptım. Zihnimin ve gönlümün bir tarafında sürekli hastane yöneticisi olmak vardı ve bunun hekimlikle olamayacağını biliyordum. 1994-1998 yıları arasında Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümünde 4 yıl eğitim aldım. 1996’da hastane yönetim ve organizasyonu alanında master yaptım. Daha sonra hastanelere danışmanlık yapmaya başladım.
Gaziantep’e askerlik için 1993’te geldim. Gaziantep’te ilk olarak TAMMED Hastanesi orakları ile tanıştım. İstanbul’da 1994-1997 yılları arasında Internetional Hospital’da çalıştım. Sonra bana TAMMED’den teklif geldi ve böylece Gaziantep’te iş yaşamım da başlamış oldu. Daha sonra TAMMED’e ortak oldum. Gaziantep’te bir yandan iş yaşamım sürerken diğer yandan farklı bölümler okuma hedefimi de gerçekleştirmeye devam ettim. Bu süreçte, tam olarak tarih vermek gerekirse 1999 yılında Gaziantep’te İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne yerleştim. 2003 yılında da bu fakülteden mezun oldum. Şimdiki Rektör Hocamız Arif Bey benim hem hocamdır hem de iyi bir arkadaşım. Vergi denetimi sırasında Mali müşavirimizin yaptığı işler ile ilgili sıkıntı görülünce, mali müşavir de olmaya karar verdim. Bu işten de derin bilgilere sahip olmam gerektiğini düşündüm. 3 yıl staj yaptım ve sınavlara girdim. 2013 yılında Serbest Mali Müşavir unvanını kazandım. 2014-2016 yılları arasında denetçilik, tam ismiyle Finans ve Denetim alanında yüksek lisans yaptım. Daha sonra Hukuk Fakültesi de bitirmem gerektiğini düşündüm. Sağlıkta iyi bir yöneticilik için çok iyi hukuk ve sağlık mevzuatı bilmek gerekiyor. Böyle olunca 2013 yılında başlayan Hukuk eğitimimi Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 2017 yılında tamamladım. Avukatlık stajımı yaptıktan sonra Avukat unvanını da aldım. Aynı anda da Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde yine özel hukuk alanında yüksek lisansımı yaptım ve şimdi hukuk alanında doktora derslerimi de tamamladım. Aynı üniversitede sağlık hukuku ve hayvan hakları hukuku alanında, hukuk fakültesi ve sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerine dersler verdim.

MEHMET TAŞÇI: “Şu anda devam eden bir eğitim hayatınız var mı ve iş yaşamında bu nasıl ilerliyor?”
CENGİZ BAYRAM: “2018 yılında İstanbul merkezli Hukukçu Hekimler Derneği’ni kurduk ve ben oranın başkanıyım. Tıp Fakültesi’nden sonra hukuk fakültesini bitirmiş yaklaşık 20 hekimin bir araya gelmesi ile kurulan bir dernek bu. Sağlık hukuku dediğimiz bir alan var ki pek kimsenin çok fazla bilgiye sahip olmadığı bir alan bu. Durum böyle olunca sağlık hukuku alanında aranan bir hukukçu haline geldim. İstanbul Barosu’na bağlı avukat olarak çalışıyorum. Hem TAMMED hem de ANKA Hastanesi’nin CEO’su olarak da çalışıyorum. Bu alanlara yoğunlaşınca da hekimliği yaklaşık 4 yıldan beri yapmıyorum. Ayrıca 38 yıldan bu yana çeşitli alanlarda eğitimler aldım ve eğitim hayatıma asla ara vermedim. Öğrenmeyi ve uzmanlaşmayı seviyorum. Şu anda da yine Felsefe okuyorum. Okuduğum bölümlerin tamamını öğrenmek için ve yaşamımda ve de iş hayatımda bana fayda sağlasın diye okudum ama Felsefeyi tamamen bireysel gelişim için okuyorum.
MEHMET TAŞÇI: “Özel hastane yöneticisi ne gibi eğitimler almalı?”
CENGİZ BAYRAM: “Özel sağlık sektörü dediğimiz sektör çok farklı bir sektör. Özel sağlık sektörü alanındaki bir özel hastanede yöneticilik yapılabilmesi için bence hukuk, iktisat/işletme ve Tıp alanında ciddi eğitimler almış olmanız gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu 3 alanın bilgilerini birbiri ile örtüştürerek ancak özel bir hastanenin yöneticiliğini tam olarak yapabilirsiniz diye düşünüyorum. Ben nasıl bir hastane yöneticisiyim diye kendime sorduğumda ise şu konuda kendime çok rahat bir şekilde güvenebiliyorum. Kısa bir adaptasyon ile her türlü hastaneyi yönetebilirim. Şu anda Türkiye’nin değişik illerinde 11 tane özel hastane ve sağlık kuruluşunun hukuk danışmanlığını yapıyorum. Özellikle hastanelerde önleyici hukuk alanında çalışmalarım var

MEHMET TAŞÇI: “Özel hastaneler nasıl bir sağlık hizmeti sunuyor ve bunun ekonomi politiği ne durumda?”
CENGİZ BAYRAM: “Türkiye’de sağlık hizmetini devlet üretiyor. Biz özel hastaneler de devletin taşeronluğunu yapıyoruz. 2003 yılında sağlıkta dönüşüm programında o zamanki sağlık bakanı Recep Akdağ ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan , tüm hastaneler bizimdir diye bir afiş asmışlardı. Aradan geçen 18 yılda afişte verilmek istenen mesaj anlamsızlaştı ve anlaşılmadı diye düşünüyorum. Bir hizmeti ister kamu isterse özel sektör üretsin, önemli olan bunun maliyetinin halka nasıl yansıdığıdır. Benim daha ucuza ürettiğim hizmeti devlet daha pahalıya üretiyor. Türkiye’de binlerce hastane var. Devlet bunun kontrolünü zincirlerle yapmak istiyor. Maliyetler çok artmış durumda bu şartlarda. Mesela bizim hastanemizde 1500-2000 TL’ye doğum işlemi yaptırabilirsiniz ama İstanbul’da aynı doğumu 10-15 bin liraya yaptıramazsınız. Bizde 10 bin liraya yapılan bir pankreas ameliyatı İstanbul’da bir özel hastanede 300 bin liraya yapılıyor. Şu anda Gaziantep halkı bizim verdiğimiz hizmetin kalitesini ve fiyat uygunluğunu anlayamıyor. İnsanın sağlığındaki gibi bazı değerler kaybedilince anlaşılıyor
MEHMET TAŞÇI: “Gaziantep’te özel hastanelerin hizmeti pahalı mı?”
CENGİZ BAYRAM: Hayır kesinlikle çok ucuz. Bizim kullandığımız teknoloji inanın samimi söylüyorum İstanbul’dan eksik değil fazla. “Anka Hastanesi’nin yaklaşık 50 noktasında cep telefonum ve ismim yazıyor. Hastalar istediği vakitte beni arayıp sorun ya da sıkıntısını bana bildirebiliyor. İnsanlar henüz Gaziantep’teki özel hastanelerin durumunu bilmiyorlar. Biz milyonlarca dolar yatırım yaptık Bu yatırım bankaya yatırılsa faizi bile bundan çok daha farklı paralar kazanılır. Ancak biz bu parayı bu şehirde bu insanlardan kazandık. O nedenle para onların diye bu yatırımları şehrin yaşam kalitesine katkı sağlamak için yatırıyoruz. Bizden hizmet fiyatları biraz daha yüksek olan bir iki özel hastane var var. Bu da yatak sayısının farklı olmasına da bağlı biraz. Biz hizmetleri maliyetini devletten daha ucuza devlete satıyoruz. Devletin kamu hastanelerinde sezaryen ameliyatı bin 500 liradan aşağı mal edilmiyor. Biz devlete bu hizmeti 500 TL ye satıyoruz.
MEHMET TAŞÇI: “Özel hastanelerin ekonomi politikası ile kamu hastanelerinin ekonomi politikasını değerlendirir misiniz?”
CENGİZ BAYRAM: “Özel sektör sağlıkta maliyeti verimli kullanıyor. Kamu hastanelerinde bir ameliyathanelerde gereksiz çok fazla uzman çalışabiliyor. Ama biz gerekli olduğu kadar çalıştırıyoruz. Kamu hastanelerinde iş hayatı boyunca 5 çocuk doğuran bir hemşire raporları ve izinleriyle hiç çalışmadan emekli olabiliyor. Bizde öyle değil, biz verimli personel alımı ve hizmeti sunuyoruz. Devletin 5 liraya aldığı ürünü biz daha uygun fiyatlara alıyoruz. Özel sağlık sektöründeki küçük ölçekli kuruluşları kapatmaya çalışıyorlar. Bu son derece yanlış. Özel sağlık sektöründe devlet izlediği politika ile maliyetleri tabi arttırıyor. 2008 yılının ekim ayından sonra devlet, hizmet fiyatlarında zam yapmadı. 13 yılda maliyetler ne kadar arttı, asgari ücret ne kadar arttı bunlara bakılmıyor.” Hatta bir bakanımız ya neden kapanmadı hala bu özel hastaneler nasıl ayakta alıyorlar diye hayretlerini dile getirmiş. Yoğun bakımlarda artık dayanma gücümüz kalmadı. Şu anda Covid-19 nedeniyle devlet %100 fark uyguluyor. Bu bitince yoğun bakımların çöküşü kaçınılmaz.
MEHMET TAŞÇI: “Şehir hastaneleri konusunda ne düşünüyorsunuz?”
CENGİZ BAYRAM: “Bir de şehir hastaneleri çalışması var ki bu şehir hastaneleri bizim vatandaşımız için çok zor bir proje. Bu şehir hastanelerinde vatandaş hastane içinde 4 kilometre yürümek durumunda kalıyor. Şehrin bir tek noktasında tek bir hastane işi çok zor ve mantıksız. Özel hastanelerle ya da kendi uyduları ile şehir hastaneleri entegre edilse şehir hastaneleri projesinden çok daha mantıklı olur diye düşünüyorum. İlk olarak 2003 yılındaki felsefe şu anda yok. Özel hastaneler ile devlet hastaneleri bir tutulamaz.”
MEHMET TAŞÇI: “Devletin özel hastanelere bakış açısı nedir?”
CENGİZ BAYRAM: “Özel sağlık sektörünü yolsuzluk yapan kuruluşlar gibi gösterip yok etmeye çalışıyorlar ama bu kimseye fayda sağlamaz. Özel sağlık sektöründe yanlış yapanları olanların tespit edilip onların temizlenmesi gerekirken tüm özel sağlık sektörü temsilcilerini yok etmeye çalışıyorlar. Mesela bir özel hastanede birçok işlem yapılacak diyelim. Yapılmayan bir işlemi de fatura eden bir hastane yolsuzluk yapmış demektir. Bunlarla tabi ki mücadele dilmeli. Ama düzgün çalışanlar cezalandırılmamalı. Dürüst olanlar ayakta kalmalı. Özel sağlık sektörü vatandaş için kötü bir alan değil. Tam aksine son derece faydalı kuruluşlardır.” Gaziantep’te yoğun bakımların %60-0 i özel sektörde. Özel sektör çok dinamik ve hemen eksiklikleri kapatabiliyor.
MEHMET TAŞÇI: “Devletin kamu hastaneleri konusundaki yanlış politikaları nelerdir?
CENGİZ BAYRAM: “Devletin kamu hastaneleri konusunda öncelikle personel politikasını değiştirmesini öneririm. Mesela en az 3 yıl özelde çalışmış eleman kamuya alınmalı. Mesela bir hemşire yoğun bakımda deneyimli ve işini son derece iyi yapan bir hemşire bir bakıyorsunuz ki aile hekimliğinde evrak tutmaya başlıyor. Devletin maliyet hesabı yok. Devletin hem kendine hem de özel sektöre maliyet hesabı yapması gerekiyor. Özel hastanede 50 liraya sünnet yaptırılıyor. Halbuki bunun bir maliyeti var. Vatandaşın parasını kullanıyorsak ekonomik olanı alacağız. Maliyet hesabı mutlaka olmalı. Personel alım politikası değiştirilmeli. Tabi kamu hastaneleri konusunda devletin doğru politikaları da var. Türkiye, kamu hastanelerinde dünyada teknolojisi en yeni olan ülke. Bu, Mustafa Kemal Atatürk’ten kaynaklı. Atatürk o Yahudilerin Almanya’dan kaçış döneminde ünlü hocaları ülkeye davet etti. Böylelikle Tıp alanında ciddi ilerlemeler yaşanırken çok kaliteli eğitimlerin verilmesi ve kaliteli hekimlerin yetişmesi sağlandı. Türkiye hekim kalitesi ve yeni teknolojiden dolayı ciddi bir sağlık turizmi ülkesi oldu. Bundan sonra daha da iyi olacak. Ortadoğu Bölgesi; Irak, Suudi Arabistan gibi ülkelere güzel hizmetler sunabiliriz.”
MEHMET TAŞÇI: “Gaziantep sağlık turizminde ne durumda?”
CENGİZ BAYRAM: Son derece iy bir insan ve teknoloji alt yapısı olmasına rağmen ulaşılabilirlili açısından problemlerimiz var. “Sağlık turizmi açısından bizim milletvekillerimizin Gaziantep ile Ortadoğu ülkelerine direkt uçak koydurmaları gerekiyor. Bu uçuşlar olmazsa hastaları İstanbul’a kaptırıyoruz. Özel sağlık sektöründeki hizmeti vatandaşa değil de daha çok yurtdışındaki insanlara sunmamız gerektiğini düşünüyorum. Böylelikle sağlık turizminde daha iyi ilerlemeler kat ederken ülke ekonomisine de ciddi katkılar sağlanmış olunur diye düşünüyorum.” Bizde maliyetler dolayısıyla fiyatlar çok düşük o nedenle İstanbul ile rahatlık ile rekabet edebiliri. Biz İstanbuldan’da hasta getirerek sağlıkta iç sağlık turizmi de yapıyoruz. Türkiye’nin en büyük obezite ameliyat merkezlerinden biri bizim hastanemiz. Kalp Damar Cerrahisinde ilimizde çok önemli merkezler var. Üniversite özelikle nakil için atağa kalktı. Rektör olan dostum Arif Hoca sağlıkta üniversitede atılımlar yapmayı planlıyor.
MEHMET TAŞÇI: “Hekimler neden sürekli şiddete maruz kalıyor ve bunun önüne nasıl geçilir?”
CENGİZ BAYRAM: “Sağlık dönüşümünde başarılı bir süreç var. Fakat burada vatandaşın önüne hekimleri yem olarak attılar. Burada sağlıkta dönüşümde eksik ya da başarısız olunan tek nokta bu oldu. Siyasiler oy kaygısı yüzünden hekimleri ezdi. Hekimleri Alo 184 hattı üzerinden her konuda şikâyet edildi. Ve ihbarlar hiç süzgeçten geçmeden değerlendirilmeden hekimlerden hesap soruldu. Vatandaş çok beklediği için şikayetçi oluyor. 35 dakika bekleyen bir hastanın bekleme standardının 4 saat olması ortaya bir çelişki çıkarıyor. Bu durum hekimleri iş yapamaz hale getirdi. SABİM kaldırılmalı demiyorum, ama düzenlenmeli. Bin şikâyet varsa hepsi doktora geliyor. Halbuki en az %90’ı geçersiz şikayetler oluyor. Ama bu hekime yansıyor ve hekimin çalışma şartları kötüleşiyor. Böyle olunca hekim istifa ediyor. Hekimler bir sürü ceza davası ile karşı karşıya kalıyor. Köylerde hekim bulamıyoruz denildiğinde, ağaca iple bağlayın diyen yöneticimiz vardı. Fakat ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ diyen de var. Sağlıkta hekimleri harcadırlar. Hekimleri siyasetçiler oy kaygısı için yılgınlığa uğratıyorlar. Hekimlerde de iyi ile kötü olan ayrılmalı. Herkes rüşvetçi ya da hırsız değil. Kaliteli birçok hekim yurtdışına gitti ya da hekimlikten istifa etti. Riskli branşlar uzmanlık alanlarında boş kalıyor. Peki ihtiyaç var, bu ne olacak? O gelen Afrikalı, Filistinliler riskli branşları dolduruyor. İleride bizleri bu insanlar tedavi edecek.” Hala siyasetçiler bu beyin göçünü hiç önemsemiyor bundan endişe duyuyorum. Kendisi de sınıf arkadaşım olan Sağlık Bakanımız bir konuşmasında neden cerrahi branşlarda hekim tercihi olmuyor sorusuna onlara sormalı biz de anlamış değiliz diyor. O da biliyor ama çözümü zor.
MEHMET TAŞÇI: “Sağlıktaki problemin odak noktası hekimler mi?”
CENGİZ BAYRAM: “Sağlıkta şiddeti bizim politikacılarımız çoğalttı. Problemin odak noktası hekimler olarak gösterilince kızgın vatandaş karşısındaki hekime öfkesini yöneltiyor. Sistemden kaynaklanan tıkanıklığın faturası şiddet olarak hekime dönüyor. Ben poliklinikteki hastalara bakarken servisteki hastanın durumu kötüleşince ona gitmek zorunda kalıyorum. Bu defa poliklinikte bekleyen vatandaş hekime kızıyor ve şiddet uyguluyor. Fakat burada benim suçun ne?” Son yaşanan olayda savcı sıra beklemeden zorla hekime muayene edilmek istenmiş ve bir çok istenmeyen durum yaşanmıştır.
MEHMET TAŞÇI: “son dönemlerde hekimler neden sürekli yurtdışına gidiyor ya da mesleğini terk ediyor?”
CENGİZ BAYRAM: “2003 yılından önce tıpta uzmanlık tüzüğü diye bir tüzük vardı. Burada bir uzman hekim günde 20’den fazla hasta bakamaz yazıyordu. Ancak bu tüzükteki bu kaldırıldı. Dünya Sağlık Örgütü’nde bir hekim günlük 20 hastaya bakması gerekirken Türkiye’de 1 hekim günde yaklaşık 100 hastaya bakıyor. Sistemden kaynaklanan sorunların kaynağı olarak hekimler görülüyor ve hekimler şiddete maruz kalıyor hem de tazminat anlamında zarar görüyor. Hekimler tabi ki bu şartlarda tıbbi hatalar yapabiliyor. Bir hekim bu durumda tüm ömrü boyunca kazandığı serveti tazminat olarak başkasına vermek zorunda kalabiliyor. Böyle olunca da kimse hekim olmak istemiyor ve mevcut hekimler de istifa ediyor.” Bunu en iyi bilen kişi benim yüzlerce tıbbi hata ve beyaz kod davalarında görev yapıyorum.

MEHMET TAŞÇI: “hastanelerde çok fazla tahlil ya da tetkik isteniyor, bunun sebebi nedir?”
CENGİZ BAYRAM: Buna biz defansif yani çekinik tıp adını veriyoruz. “Herkes çok gereksiz tahlil istiyor, herkes çok gereksiz ilaç yazıyor. Bu da sağlık ekonomimize yüzde 20’den fazla yük bindiriyor. Her başı ağrıyana tomografi isteniyor. Bu sistemde ben olsam sadece tomografi değil yanında MR da isterim. Çünkü kimse ömrü boyunca kazandığı birikimi bir davada kaybetmek istemez. Bunu isterlerse siyasetçiler önler. Ama önlemiyorlar. Çünkü hekim sayısı ile siyasetçi sayısı aynı değil. Böyle olunca hekim küsüyor, mesleğini bırakıyor ya da yurtdışına gidiyor. Yurt dışına giden birçok hekimin yığınla davası bulunuyor.” Hekimler hata yapmamak ve tazminat ödememek için gereksiz tetkik, gereksiz konsültasyonlar ve ilaçlar istiyorlar. İstenirse idareciler bu problemi çözerler ama istenmiyorlar.
MEHMET TAŞÇI: “Hastası ölen her doktor suçlu mudur? Bu anlayışın önüne nasıl geçilmeli?”
CENGİZ BAYRAM: “Öldürülen 5 hekimden 4’ü kalp damar cerrahisi. Bu insanlar kolay yetişmiyor. Ameliyat olan bir hastanın hayatını kaybetmesi durumunda hasta hekimi sorumlu kabul edip onu öldürmek istiyor. Lokomotifle vagonu aynı tutamazsınız, bir gün lokomotif kalmayınca vagonları kimin çekeceğini düşünmelidir.” Lokomotifler işi bırakıyor ve yurt dışına gidiyorlar.
MEHMET TAŞÇI: “Hekim hakları nasıl korunabilir ve sağlıkta şiddetin önüne nasıl geçilebilir?
CENGİZ BAYRAM: “Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sınıf arkadaşımdır. Gaziantep’e geldiğinde bir dosya hazırlamamızı istedi henüz kendisine verme zamanımız olmadı. Sağlık Bakanı olsam Adalet Bakanlığı ile görüşerek meclisten bir yasa çıkarırım. Anayasa mahkemesinin de buna ilişkin tavsiye kararı var. Bilinçli taksirle ya da kasten olmadıkça hekimlerin tıbbi hatalarına yönelik hekimlere açılacak davaların önüne geçerim. İkincisi hekimlere karşı açılan tazminat davalarında mutlaka belirli bir üst sınır getirilmeli. Bunu da yapamayacaksak hekimlere karşı tıbbı uygulamalarla ilgili sigorta limitlerinin yükseltilmesi ve bu paraların devlet tarafından ödenmesi gerekiyor. Böyle olunca hekimler daha sağlıklı hizmetler vereceklerdir.”

MEHMET TAŞÇI: “Hastanelerdeki yoğunluğun sebebi nedir?”
CENGİZ BAYRAM: “Avrupa’da 1 kişinin 1 hastaneye 1 yıl içinde başvurma sayısı ortalama 1. Türkiye’de bu rakam 7. Bunun önüne geçilmesi için hastalar aynı gün bir hastaneye gidip sonra da başka bir hastaneye gidiyorsa bu vatandaştan ikinci seferinde daha fazla para alınmalı. Türkiye’de prim ödeyen 100 kişiden sadece 10’u o yüz kişinin içindeki 45 kişinin harcama payını tüketiyor. Türkiye’de böyle bir sıkıntı var. Bu gibi israfları çözmediğimiz sürece kaynaklar verimli kullanılamaz.”

MEHMET TAŞÇI: “Devletin kamu hastanelerinde izlediği doğru politikalar nelerdir?”
CENGİZ BAYRAM: “Aile hekimliği sistemini çok beğeniyorum. Birinci basamağı kuvvetlendirip gerekirse oraya birer de uzman koymamız gerekiyor. Her hasta hemen her durumda hastanelere gelmemeli. Birisinin artık oy kaybını sineye çekip bir karar getirmesi gerekiyor. Sevk sistemi doğru bir sistemdir ve herkes hemen kamu hastanelerine yönlenmemeli.”

MEHMET TAŞÇI: “Cengiz Bayram siyaset düşünüyor mu?”
CENGİZ BAYRAM: “Siyaset düşünmemiz gerekiyor. Ama işlerimizi çok yoğun. İşlerimizi bir düzene koyarsak ticaretten de vakit bulursak siyaset düşünürüz. Bu ülkeye hizmet etmiş insanlar bu hizmetlerinden dolayı hiçbir zaman ve hiçbir şekilde cezalandırılmamalı. Cezanın kişisellik ilkesini göz ardı ederek suç işleyenin yedi sülalesini cezalandırıyorlar. Böyle olunca da iyi insanlar siyasetten uzaklaşıyor. Bir doğruya en büyük zararı o doğruyu temsil eden yanlış insanlar verir. Dinde de siyasette de birçok alanda doğru kabul edilen alanlarda doğruyu temsil eden kişiler, insanlar tarafından yanlış anlaşılıyor. Bugün bu ülkede insanların yaşam kalitelerini bozan iki kurum var. Biri din kurumu, diğeri siyaset kurumu. Din kurumu vaaz ettiği hayatı yaşamıyor, siyasetçiler de vaat ettikleri şeyi yerine getirmiyor. Bu iki kurumun düzelmesi gerekiyor.”

MEHMET TAŞÇI: “Hayvanlara olan duyarlılığınız ile tanınan bir isimsiniz. Bu konuda Gaziantep’i nasıl bulunuyorsunuz ve hayvanlara yönelik yeni projeleriniz var mı?”
CENGİZ BAYRAM:“Hayvanı sevmek diye bir şey yoktur. İnsan olmak; sadece hayvan değil, tüm canlıları sevmek gibi normal bir duyguya sahiptir. Bugün ana sorun farklıdır. Ana sorun bir kasa çürümüş limon içinde birkaç tane normal limonun sanki farklı algılanması sorunudur, normal bir insan iyi ve hayvan sever gibi gözükmesidir. Halbuki bu normal bir durumdur. Esas sorun hayvanı ya da canlıları sevmemektir. Gaziantep çürümüş limonları çoğunlukta olan bir kasadır. Çünkü şehrin içinde büyük bir köpek ya da büyük bir hayvan göremezsiniz. Halbuki Türkiye’nin her yerini biliyorum. Köpekler sevilmekten bıkmışlar. Biz Gaziantep olarak bu konuda doğru bir sınav veremiyoruz. Ben Trabzonluyum. Bizim ünlü bir sloganımız var, “Bize her yer Trabzon”. Bu slogan çerçevesinde Gaziantep’e geldiğimde sokaklardaki hayvanlar trafik kazalarından yaralanıyordu. Onlara yardım edebilecek hiçbir kurum yoktu. Ben de bunun üzerine hem dostum arkadaşım, Şehitkamil Belediye Başkanını aradım. Ondan barınak için yer istedim. Prosedürü zor dedi. Benim bu alan için uygun olduğunu düşündüğüm 8 bin metrekare yerim vardı. Orayı barınak haline getirdim. Oraya 40-50 bin dolar harcama yaptım. Orada yaklaşık 350 engelli dostumuz var. Zamanın Valisi Süleyman Kamçı dışında hiçbir büyükşehir belediye başkanı ve hiçbir vali gelip de bu ilin bu konuda gönüllü hizmet veren bir kuruluşu var demedi. Kendimiz bir klinik de kurduk. Kendi araçlarımız da var. Bununla birlikte Organize Sanayi Bölgesi’nde her gün 1 tona yakın yiyecek dağıtıyoruz. Hastanelerden ve tavukçulardan bu dostlarımızın yiyebileceği gıdalar alıyoruz. Miadı dolacak olan ürünleri firmalardan alıp bunlara veriyoruz. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin bir projesini duyduk ve sevindik. Hayata geçerse katkı sağlarız. Böyle bir şey için 100 dönüm yer almıştık. Bu proje ile entegre olarak bir talep gelirse bizim de bir projemiz var CAHİDE olarak. Daha önceden almış olduğumuz 100 dönümlük yere bir hayvan huzur evi yapacağız. Sadece kedi köpek değil, elden ayaktan düşmüş at ve eşekler, özellikle adak olarak satılan koyunları alıp orada ömürlerinin sonuna kadar kesilmeden öldürülmeden yaşamasına gayret edeceğiz.”
MEHMET TAŞÇI: “Söyleşi boyunca bahsettiğimiz sorunları nasıl çözebiliriz, son olarak ne söylemek istersiniz?”
CENGİZ BAYRAM: “Bu ülkede insanlar yolsuzluktan şikayetçi değil, ondan pay alamamaktan şikayetçi diyor Melih Aşık. Bu anlayış düzelmeden bu toplumda hiçbir şey düzelmez.” Toplumu düzeltmek lazım o da eğitim ve hukuk sistemini iyileştirme ile olur.


































Yorum Yazın