
Baklavacılar ve Tatlıcılar Derneği (BAKTAD) Başkanı Mehmet Yıldırım: “IMF’ye kredi açılabileceği belirtilen 5 milyar dolarlık kaynak, KOBİ’lerimize can suyu niteliğinde faizsiz kredi olarak verilirse, seçim atmosferinin getirdiği bu durağanlık, anında bir üretim enerjisine ve katma değere dönüşebilir. Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in bu çağrımıza kulak vermesi en büyük dileğimizdir” dedi.
Baklavacılar ve Tatlıcılar Derneği (BAKTAD) Başkanı Mehmet Yıldırım: “IMF’ye kredi açılabileceği belirtilen 5 milyar dolarlık kaynak, KOBİ’lerimize can suyu niteliğinde faizsiz kredi olarak verilirse, seçim atmosferinin getirdiği bu durağanlık, anında bir üretim enerjisine ve katma değere dönüşebilir. Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in bu çağrımıza kulak vermesi en büyük dileğimizdir” dedi.
IMF’YE BORÇ VERİLECEK PARA CANSUYU OLSUN
Seçim atmosferi nedeniyle piyasalarda belli, belirsiz nispi bir durgunluk yaşandığını, üretici KOBİ’lerin çarklarını döndürmek için büyük mücadele verdiğini belirten BAKTAD Genel Başkanı Mehmet Yıldırım, “Bu nispi durgunluğu aşmak aslında ekonomik verileri iyi yöneten hükümetin atacağı birkaç adımla mümkün olabilir. Hükümet yetkililerimiz hazinemizin çok iyi durumda olduğunu ve IMF’ye bile 5 milyar dolarlık bir kredi açabileceklerini ifade ediyor. 5 milyar dolarlık bu kaynak, KOBİ’lerimize can suyu niteliğinde faizsiz kredi olarak verilirse, seçim atmosferinin getirdiği bu durağanlık, anında bir üretim enerjisine ve katma değere dönüşebilir. Türkiye’nin bütçesini çok iyi yöneten Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’e piyasalarımızın moral motivasyonu ve direncinin artırılması yönünde bu çağrıyı yapmayı, önümüzdeki dönemde de istikrarın sürmesi bağlamında sorumlu bir KOBİ derneği olarak tavsiye ediyorum” dedi.
VAADLERİN KAYNAĞI OLMALI
Seçimlerde muhalefet partilerinin de kaynaklı vaatlerde bulunmaları gerektiğini savuna Yıldırım, kaynaksız, desteksiz vaatlerin Türkiye’nin ekonomik gerçekleriyle uyuşmayacağını ileri sürerek şöyle konuştu: “Öncelikle siyasi seçim tarihimizde ‘İki anahtar’ vadeden, ‘O ne veriyorsa, bir fazlası’ diyerek ortalığı kızıştıran partilerin ülkemize verdiklerini çok iyi analiz ederek, günümüzü değerlendirmeliyiz. Türkiye, 2001’li yıllarda bankalarının içi boşaltılmış, IMF’ye olan borçları dağ gibi kabarmış, ekonomisini bile çekip çeviremeyen, hazinesi tam takır kuru bakır hale getirilmiş bir ülke görüntüsündeydi. Aradan geçen zaman içinde makro ve mikro ekonomik dengeler, üretim kalitemizi artırdı, yerli ve yabancı yatırımcıların güvenini sağlayan bir zemin oluşmasına neden oldu. Bugün, asgari ücretin 1500 lira olacağını açıklayanlar, kredi faizlerinin silineceğini vadedenler, hatta asgari ücretin 5000 liraya çıkaracaklarını iddia edenler, Türkiye’nin net ekonomik gerçeklerine yaslanmayan, kendi cebinden çıkmayacağı için bol keseden atıp tutmaktadır. Ekonominin kendi gerçekleri vardır. Bu çarkları bir kez işlemez hale getirirseniz, bir daha toparlayamazsınız. Bugün Avro bölgesinde ekonomisi can çekişen Yunanistan’ın bu hale neden geldiğini iyi okumak gerekir. Bol keseden yapılan ödemeler, israf ve savurganlık Yunanistan’ı iflasın eşiğine getirmiştir. Türkiye, üretimden gelen istikrar gücünün kaybolmaması için, ödeme dengelerinin en akılcı şekilde kullanılacağı bir hazine yönetimiyle devam etmek zorundadır.”
KOBİ’LER GÜÇLENDİRİLMELİ
BAKTAD olarak, KOBİ’lerin kaliteli, nitelikli bir üretim gücüne kavuşturulması yönünde adım atılması için çaba gösterdiklerini belirten Yıldırım, “Türkiye’nin ekonomik panoramasında yapısal sorunlar, zaman içinde yavaş yavaş çözüme kavuşturuluyor. Ama hala kayıtdışılığın önlenmesi anlamında SSK, Vergi ve gizli ÖTV, KDV gibi kalemlerin KOBİ’lerin sırtına vurduğu acımasız yüklerden kurtulamadık. Elbette, ekonomide istikrar çok önemli ama bunu sağlayan üretici ve ihracatçı KOBİ’lerimizin daha güçlü olabilmesi, dünyayla daha yüksek frekansta rekabet edebilmesi için bu tür yapısal sorunlarımızın da çözülmesini acil şekilde beklediğimizi ifade etmek isterim” diye konuştu.

































Yorum Yazın