ANADOLU DÜŞÜNCE GRUBU’NDAN ‘SELEFİLİK’ TOPLANTISI

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
ANADOLU DÜŞÜNCE GRUBU’NDAN ‘SELEFİLİK’ TOPLANTISI
Abone ol
Dünya ve ülke gündemini yakından ilgilendiren konuları sürekli faaliyet programına alan Anadolu Düşünce Grubu (ADG), Suriye iç savaşının ana aktörlerinden biri olan ve yaptığı eylemler ile kendinden sıkça bahsettiren Selefiler’i ele aldı.

Dünya ve ülke gündemini yakından ilgilendiren konuları sürekli faaliyet programına alan Anadolu Düşünce Grubu (ADG), Suriye iç savaşının ana aktörlerinden biri olan ve yaptığı eylemler ile kendinden sıkça bahsettiren Selefiler’i ele aldı.

ADG Başkanı Prof. Dr. Ahmet Balık’ın organize ettiği Grand Otel’de gerçekleştirilen ve Selefilik konusunun anlatıldığı toplantının konuğu ise, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Bulut oldu. Prof. Dr. Bulut, toplantıda Selefiliğin tarihsel gelişimi, temel felsefesi, Haricilik, Hanbelilik ve Vehhabilik ile olan ilişkileri hakkında bilgi verdi. 

PARİS’TEKİ PATLAMA BU KONUYA İLGİYİ ARTTIRDI

Toplantıda ilk konuşmayı ADG Başkanı Prof. Dr. Ahmet Balık yaptı. Prof. Dr. Balık, Hazreti Muhammed’in hayatta olduğu dönemde Müslümanlar arasında birliğin olduğunu, fikri ve siyasi ayrılmanın olmadığını belirterek, “Ancak peygamberin vefatından sonra ashab ve tabiin arasında fikri ayrışmalar başladı. Zamanla bu ayrışmalar ile gruplaşmalar oldu. Gruplar arasında mücadeleler başladı ve günümüzdeki mezhepsel ayrışmanın temeli bu şekilde atıldı. ADG olarak iki yıl önce Suriye iç savaşının ana aktörlerinden biri olarak Nusayriler’i ele aldık. Bu yılki programı hazırlarken daha sonra ortaya çıkan ancak eylemleri ile kendinden sıkça bahsettiren bir diğer aktör olan Selefiler’i ele almayı planladık. Bu günkü programın 4 ay öncesinden belirlendi. Ancak Paris’te gerçekleşen terör olayları bu konuya olan ilgiyi arttırdı” diye konuştu.

Anadolu Düşünce Grubu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Balık

SELEFİLİK ÜÇ AYRI AKIM ŞEKLİNDE İLERLEMEKTEDİR

Selefilik konusunu anlatmak üzere davet edilen İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Bulut ise, Selefiliğin tarihsel gelişimi, temel felsefesi ve Haricilik, Hanbelilik ve Vehhabilik ile olan ilişkileri hakkında bilgi verdi. Selefilik söyleminin Ahmet bin Hanbel ile zirveye ulaştığını, İbn Teymiye’nin Mardin ve Tatar fetvaları ile yeni bir boyut kazandığını ifade eden Prof. Dr. Bulut, “1744 yılında Muhammed bin Abdulvahhab’ın Muhammed bin Suud ile yaptığı anlaşma sonucunda siyasi destek görerek yaygınlaştı. Bu sayede Suud ailesi Arabistan’da hakimiyet kurdu. Selefiliğin temelinde iman ile amel bir bütün olarak ele alınır. Müslüman olmak için kalben inanmak ve dil ile söylemek yetersizdir, mutlaka ameller ile bunu tamamlamak ve bütün günahlardan uzak durmak gerekir. Örnek olarak Müslüman olduğunu söyleyen biri namaz kılmıyorsa Müslüman olarak kabul edilmez. Tasavvufa şiddetle karşıdırlar. Kendileri gibi düşünmeyenleri dinden çıkmış olarak kabul ederler. İbn Teymiye’nin fetvaları doğrultusunda gayrimüslimlerle anlaşma yapılmasını ve onlara yardım edilmesini asla kabul etmezler. Günümüzde Selefiliğin üç ayrı akım şeklinde ilerlemektedir” dedi.

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Bulut

CİHATÇI GRUPLARIN ORTAYA ÇIKIŞI DERİNLEMESİNE ELE ALINMALIDIR

Prof. Dr. İbrahim Halil Bulut, üç ayrı akım şeklinde ilerleyen Selefiliğin, ortaya çıkışı, faaliyetleri, destekçileri gibi sosyolojik boyutlarının derinlemesine ele alınması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunlardan birincisi Suud Selefiliği olup bir devlet iktidarına dayanır ancak demokrasi anlayışı yoktur. Bu akımda namaz kıldığı sürece devlet başkanı yanlış yapsa da ona biat edilir. Şiddeti daha az kullanan bir akımdır. Bu akıma göre cihat kararı ancak devlet otoritesi tarafından verilebilir, kişilerin böyle bir hakları yoktur. Meşru bir devlet otoritesi tarafından karar verilmediği için Filistin ve Çeçenistan’daki cihadı kabul etmezler. Devlet olduğu için Selefi mantığına tamamen zıt olmasına karşın Körfez Savaşı’nda olduğu gibi yabancılarla anlaşma yapabilir. Bu akım özellikle 1970’li yıllarda Kral Faysal zamanında Irak, Suriye ve Mısır’da Baasçı ve Nasırcı baskılardan kaçan bilim adamlarına kucak açarak onları barındırmış ve kendi felsefeleri doğrultusunda çeşitli ülkelerden gelen öğrencilerin yetiştirilmesine olanak sağlamış ve yaygınlaşmış ve günümüzde Cihatçı Selefilerin kaynağını oluşturmuştur.

Selefiliğin ikinci akımı olan Cihatçı akım Haricilere benzer bir tavır sergiler ve cihadın her zaman her yerde yapılması gerektiğini savunur ve hakimiyet konusunu ön planda tutarak diğer dinlere karşı nasıl bir cihad yapılacağını, devlet başkanının kim olacağı ve nasıl seçileceği konusunu gündemde tutar. Yöneticilerin kimlikleri değil icraatları önemlidir ve gerekirse azledilebilirler. Arap monarşilerini cihadın önündeki en büyük engel olarak görür. Bu akım Suud Selefiliğinin batı ülkeleri ile yaptığı anlaşmalara karşıdır. İbni Teymiye’nin Tatar fetvasını temel alır. Bu nedenle bir devleti veya tüm toplumu tekfir edebilir. Üçüncü akım Siyasi Selefilik olup Suudi selefilerin bir kısmı zamanla kendilerini ifade edebilmeleri için siyasete geçiş yapmaları gerektiğini savunmuşlardır. Demokratik geleneklere uyum söz konusudur. Mısır’daki Nur Partisi buna örnektir. Demokratik seçimleri kabul etmeyen Suud ailesi tarafından desteklenmeleri ilgi çekicidir. Cihatçı grubun güney sınırlarımızda birden ortaya çıkışı ve faaliyetleri, destekçileri gibi sosyolojik boyutları derinlemesine ele alınması gerek.”

ANADOLU DÜŞÜNCE GRUBU (ADG)

Anadolu Düşünce Grubu (ADG) 2005 yılında Gaziantep’te akademisyenler, iş adamları, avukat ve mühendislerden oluşan 50 kişiye yakın bir grup tarafından ülkemiz ve dünya gündemindeki önemli konuları ele alıp toplumu bilgilendirmek, devlete, millete idealler, ülküler ve büyük hedefler oluşturmak için çalışmalar yapmak amacı ile kurulmuştur. Grup her türlü siyasi görüş, dernek ve düşünce karşısında bağımsızdır. Kuruluş esnasında başkanlığını Prof Dr Ömer Arpacıoğlu yapmış ve görevi daha sonra Akif Bindal ve Prof. Dr. Mehmet Koruk devraldı. Grubun başkanlığını halen Prof. Dr. Ahmet Balık yapmaktadır.

Anahtar Kelimeler:
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Sınırı Geçmeye Çalışan 1 IŞİD'li ÖldürüldüÖnceki Haber

Sınırı Geçmeye Çalışan 1 IŞİD'li Öldürül...

Topçu: Kazanmak istiyoruzSonraki Haber

Topçu: Kazanmak istiyoruz

Yorum Yazın

Nizip’te Sürpriz Gelişme: Karakuş Görevinden Ayrılma Kararı Aldı
Gaziantep'te öğrenci servisine tren çarptı: 13 öğrenci hafif yaralandı
Milletvekili Bakbak TBMM'de Sel ve Fırtınayı Değerlendirdi: "Devletimiz Milletinin Yanındadır"
Gaziantep'te baraka metrelerce aşağıya düştü: 2 kişi ağır yaralandı
Nizip Sınırları Aştı, İllere Meydan Okudu: 4 Ayda 141 Milyon Dolarlık Dev İhracat!
Yıldırım: Reel sektöre destek zamanı
GAÜN’de Tiroid Kanserine Ekip Yaklaşımı
El Hijyeni Hayat Kurtarır: Nizip Devlet Hastanesi’nde Farkındalık Etkinliği
Başkan Yılmaz’dan Fırtına Mağdurlarına 20 Bin TL’lik Destek Müjdesi
Akdeniz’e Ökkeş İşçi İmzası
Gaziantep Valiliği Hasar Başvuru Takvimini Duyurdu
Minifood lezzet tutkunlarını buluşturuyor
Gaziantep’te uyuşturucu operasyonu: Zehir taciri tutuklandı
Gaziantep’te 2 Kişinin Öldürüldüğü Dava Yeniden Görülüyor
Süper hücre fırtınasının vurduğu Gaziantep'te bina otoparkları çamurla doldu
Fırtınanın yıktığı balkon duvarları arabayı hurda yığınına çevirdi
Gaziantep'e Süper Hücre Desteği 
Süper Hücre elektrik şebekesini vurdu: 127 direk yıkıldı
Şahinbey Belediyesi geleneksel kan bağışı protokolünü imzaladı
GTO Üyeleri Japonya’da İnşaat Sektörünün Yeniliklerini İnceledi