memo

Bugun...
21-06-2018 11:28 Kategori: GENEL

Hakalmaz'dan Türküler için kampanya teklifi

Hakalmaz'dan Türküler için kampanya teklifi
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Türk Halk Müziği'nin usta isimlerinden biri o. Türkülerle, Türk'e Türk'ü anlattı, insana da insanlığı."

Türk Halk Müziği'nin usta isimlerinden biri o. Türkülerle, Türk'e Türk'ü anlattı, insana da insanlığı. "Sevilir sevilir.. Bir güzel sevilir. Verilir uğrunda.. Bir ömür verilir" diyerek güzel sevmeyi anlattı kimi zaman notalarla. Kimi zaman ise "Alma mazlumun ahını. Çıkar aheste aheste. Yaradan senin tahtını. Yıkar aheste aheste" diyerek insan gibi yaşamaya ve kul hakkına vurgu yaptı. Çünkü Halk Müziği'ni ilim olarak görüyor ve "Halk Müziği müspet bilimdir" diyor Orhan Hakalmaz. Türkülerin var olduğu müddetçe hiçbir şeyden endişesi olmadığını da söylerken, "Hani bazen 'Siber saldırı' falan diyorlar ya. Hiç endişe etmiyorum. Türküler yerindeyse kendimizi yenileyebiliriz" diyor. 
 
'FUTBOLCU' DEĞİL 'TÜRKÜCÜ' OLDU
 
Onun öz geçmişinde "Ailesi müzisyen olmasını istemiyordu. Ailesine rağmen başardı" gibi bir cümleye rastlamak mümkün değil. Onun öz geçmişinde ancak "Ailesinin desteğiyle başardı" cümlesi göze çarpabilir. Çünkü çok küçük yaşlardayken babasının kendisine destek olduğunu söylüyor. "Ben terzi çocuğuyum ama rahmetli babacığım sayesinde müziğe girdim. Akıl baliğ olduğumda elimde bir alet vardı ve ben onu çalıp söylüyordum" diyor. Aslında futbolu da çok iyi oynadığını ancak tercihini müzikten yana kullandığını da özellikle belirtiyor. Kim bilir futbola devam etseydi onu çok ünlü bir futbolcu olarak da tanıyabilirdik. Çünkü "Neyi yaparsan yap en iyisini yap. Bir çay bile demleyeceksen en güzelini demlemelisin" felsefesinde olan birisi o. Ancak biz onu futbolcu Orhan Hakalmaz olarak değil notalarıyla, bağlamasıyla ve eşsiz sesiyle türkücü Orhan Hakalmaz olarak tanıdık. Şimdi o 'Futbolcu' Orhan Hakalmaz değil 'Türkücü' Orhan Hakalmaz.   
 
HAKALMAZ: "BAĞLAMAYA ÖZENDİRSELER"
 
Sahnede Aşık Kusurî'nin "Sessiz bellediğin düzensiz sazı. Öttürür ustası bir tele bakar" dizelerini hatırlatıyor adeta Orhan Hakalmaz. Öylesine kendinden geçiyor, bağlamasıyla öylesine bütünleşiyor ki aşığın tabiriyle hakikaten öttürüyor bağlamanın tellerini. Ve röportajında bağlamanın da yerine değinmeden geçmiyor elbet bağlamanın üstadı. Hatta diğer enstrümanlardaki yerine de. "Bağlama çok güzel bir enstrüman. Tek başına çalınıp söylenebilen bir enstrüman" diyor. Genç müzisyenler adına üzüldüğünü de hemen ilave ediyor sözlerine. "Biz geldik gidiyoruz ama bağlamaya özendirseler" ifadesini kullanıyor. 
 
HALK MÜZİĞİ BİLİMDİR
BİZLER BİLİM ADAMI
 
Bir Halk Müziği sanatçısı olarak aynı zamanda bir bilim adamı olduklarını söylediğinde ilk olarak şaşırtıyor çevresindeki insanları. Ancak ilk şoku atlattıktan ve Orhan Hakalmaz'ı dinledikten sonra "Kesinlikle doğru söylüyor" diye düşünüyor insan ister istemez. Türküler muhafaza edildikçe hiçbir şeyden endişe etmeye gerek olmadığını belirten sanatçı şöyle konuşuyor: "Gerçek anlamda bilim adamıyız. Çünkü Halk Müziği müspet bir ilimdir. Diğer bilimlerden, tarihten, sosyolojiden faydalanır. Türkü deyip geçmemek lazım. Türk Milleti hakkında çok büyük veriler elde edilebilir. Hani bazen 'Siber saldırı' falan diyorlar ya. Hiç endişe etmiyorum. Türküler yerindeyse kendimizi yenileyebiliriz. Her şeyi türkülere sorabilirsiniz. Nerede ne yeneceğini bile. 'Bahçalarda mor meni' diyor mesela. 'Mor meni' böğürtlen demek. Şanlıurfa'da 'Hamsi koydum tavaya' diye bir türkü olmaz örneğin. Çünkü sanatçı ne görüyorsa onu yansıtır. Kına havası nasıldır? Askere nasıl gidilir? Kahramanlık türküleri var mıdır? O yüzden müspet ilimdir. Çok şükür okulunu da okuduk. 12 sene öğretmenlik de yaptım. Ayrıca Yüksek Lisans da yaptım." 
 
KÖTÜ MÜZİKLERDEN KAÇMAK LAZIM
 
Türküleri sadece mesleği olduğu için değil bir bilim dalı olduğu için önemsediğini kaydeden sanatçı mesaj verirken de türkülerin daha etkili olduğunu ifade ediyor. "Birçok hoca bizim söylediklerimizin daha etkili olduğunu söylüyor. Çünkü Neşet (Ertaş) ustanın dediği gibi 'Gönülden gönüle bir yol vardır.' Bizim söylediğimiz mesajın önemli olduğunu düşünüyorum" derken ve müziğin etkisini anlatırken şu sözlere yer veriyor Orhan Hakalmaz, "Kötü müziklerden kötü alışkanlıklardan kaçar gibi kaçmak lazım. Herkes müziği tabi ki irdeleyemez. Nefesi doğru yerde mi aldı, basa doğru yerde mi bastı? Ancak en önemlisi söz bence. Sözleri tehlikeli olan eserleri dinlemeyin ve dinletmeyin. Serdar Tuncer'in 'Vazgeçtim' şiirini gördüm ve bestelemek istedim. Müziğin de gücünü kullanmak lazım. Çünkü müzik sözleri akılda bıraktırır. Peygamber Efendimiz (sav) de ezan okunacağı zaman güzel sesli birini ararmış. Neden? Bunların hepsinin bir sebebi var." 
 
ORHAN HAKALMAZ'DAN GANDHI ÖRNEĞİ
 
Bütün bunları söylerken ve müziğin etkisinden bahsederken Gandhi'nin sözlerinden de örnek veriyor ve şöyle konuşuyor Hakalmaz, "'Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür… Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür… Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür… Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür… Alışkanlıklarınıza dikkat edin; karakterinize dönüşür… Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür' diyor Gandhi. Bu sözü o kadar çok seviyorum ki. O kadar doğru bir söz ki. O yüzden insan neyi dinlediğine bile dikkat etmeli."
 
HALK MÜZİĞİ'NE 'TEZEK' DİYORLARDI 
 
Türk Halk Müziği'nin Türk'e Türk'ü anlattığının altını tekrardan çizerken "Ama maalesef her şeyimizde olduğu gibi öyle bir uzaklaştırmışlar ki. O yüzden ben türküleri çok önemsiyorum" diyerek gerçek bir tezek hikayesini paylaşıyor. Batılı müzikle uğraşanların o yıllarda Halk Müziği'ne 'Tezek' ifadesini kullandığını içi yanarak anlatan Hakalmaz, "Şimdi kimse ağzını açamaz. Bizler buradayız" derken o yılları şöyle aktarıyor; "İstanbul Radyosu'na girerken büyük bir stüdyo vardır karşıda. Rahmetli Neriman hocalar, Nida Tüfekçi'ler stüdyodan çıkıp klasik Batı müzikçiler girerken laf atarlarmış. Tek stüdyo olduğu için Halk Müzikçiler çalıştıktan sonra diğer müzik türü giriyordu içeriye. Onlar girerken 'Aaa tezek kokuyor burası' derlermiş. Belki onların annesi, babası da mutlaka türkü yakmıştır. Hakikaten uzaklaştırdılar. Koparmak istediler ama olmadı. Kopmadı bu millet. Ancak Halk Müziği hak ettiği yerde değil. Gittikçe de sıkıntıya girecek."
 
DEVLET DAİRELERİNDE TORPİL VAR
 
Türkülerin hak ettiği yerde olmadığını söylerken "Türküler için kampanyalar yapılmalı" fikrini de ortaya atıyor sanatçı. Türkücüleri, belediyeleri ve dahi birçok gönüllü kişi ve kurumlara çağrı yaparak şöyle devam ediyor; "Türkücülere büyük görev düşüyor. Halayda söylenen türkü farklıdır örneğin. Halay çekerken o türkü sıkıcı gelmez. İnsanlar da bunları dinledikçe türküler böyle zannediyor. Halbuki türküler 'Minareden at beni. İn aşağı tut beni' değildir. Öğrencilerim bana, 'Biz türküleri böyle bilmiyorduk. Bilseydik biz de bu bölümü seçerdik' diyorlar. Ancak kolay değil türküleri böyle kaliteli söylemek. Bir Barak türküsü çalışmak için en az bir ay sadece dinledik. Sonra katılıyoruz. Türküler hak ettiği yerde değil. Dolayısıyla Gaziantep türküleri de hak ettiği yerde değil. Türküleri sevdirecek kampanyalar yapmak lazım. Devlet sahip çıkıyor ama devlet dairelerinde de çok torpil var. Torpil olunca da olmuyor. 'İşi ehline veriniz' emrini maalesef göz ardı etmiş oluyoruz. Farzlardan birini reddetmiş oluyoruz aslında." 

Kaynak: Gaziantep Ekspres Gazetesi
NARİN DEMİRCİ


Editör: Haber Merkezi
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER GENEL HABERLERİ

Muhittinoğlu

gazete manşetleri MemoNews
Memo News 1.Sayı

Memo News 2.Sayı

Memo News 3.Sayı

Memo News 4.Sayı

Kahve Molası
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU