Sağlık turizminin öncüsü: GAÜN
SAĞLIKGaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi, açıldığı günden itibaren sağlıkta güvenin adresi olmaya devam ediyor. Gelişen teknolojiye ayak uydurarak bölgenin sağlık turizminin öncüsü olan ve çözüm odaklı çalışan Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi, hizmet kalitesini her gün biraz daha yükselterek, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne hizmet veren bölgenin en büyük ve en donanımlı hastanesi konumuna geldi.
Her anlamda öncelik sırasını üstlenen insan ve insan sağlığının en büyük hazine olduğu düşünülerek, bunun bilincinde hareket eden hekim ve idari çalışanları ile sağlık hizmetlerini en üstün düzeye ve evrensel boyutlara taşıma anlayışı yanında, kaliteli ve düzeyli hizmetin devamlılığını sağlayan Gaziantep Üniversitesi Hastanesi eğitim- öğretim ve hizmet anlamında doğru, üstün vasıflı, güvenilir ve sınır tanımayan, ciddi prensiplerle tıbbi nitelikli hekimler yetiştirirken, aynı zamanda gerçekleştirdiği başarılı ameliyatlar ve teknoloji odaklı tedavi yöntemleri ile insan sağlığına hizmet ediyor.
Kentin ve bölgenin sağlık alanında referans hastanesi olan Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nin başarılı hekimleri Memo News dergisinin sorularını yanıtladı. Hastanenin Başhekimi Prof. Dr. Şevki Hakan Eren hastanenin yaptıkları başarılı çalışmalarla ilgili bilgi verirken, yılda kaç hastanın tedavi edildiğinden yapılan başarılı ameliyatlara, gerçekleştirilen böbrek nakillerinden kullanılan teknolojilere kadar A.’dan Z’ye her şeyi içtenlikle cevapladı. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Karadağ, çocuk ve ergenlerde ruh sağlığının bozulması ve son dönemlerde artan intihar düşünceleri ve girişimlerini anlatırken, Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcısı ve Gastroenteroloji Bilimdalı Başkanı Doç Dr. Ayhan Balkan ise, kendi alanı ile ilgili yaptıkları çalışmalardan kullanılan yöntemlere, tanı konulmasından iyileşme sürecine kadar tüm detayları paylaştı
‘’BİRÇOK İLİN NÜFUSUNDAN DAHA FAZLA HASTAYA BAKIYORUZ’’
Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Şevki Hakan Eren, üniversite hastanesinin bölgede sağlık hizmeti anlamında önelmiş işlere imza attığını söyledi.
Sağlık turizmi anlamında Gaziantep ve bölgenin lokomotifi olduklarını kaydeden Eren, yılın ilk 6 ayında 770 binin üzerinde hasta baktıklarını belirterek, Ortadoğu’da da iddialı olduklarını aktardı.
Başhekim Prof. Dr. Eren, yılın ilk 6 ayında 770 binin üzerinde hastaya bakarak tedavilerinin yapıldığını bu rakamın birçok ilin nüfusundan daha fazla olduğunu söyledi.
20 binin üzerinde büyük ve küçük çaplı başarılı ameliyat gerçekleştirdiklerini ve hedeflerinin hiçbir hastayı Gaziantep’in dışına çıkartmadan tedavilerinin yapılması olduğunun altını çizen Eren, genç ve dinamik bir kadroya sahip olduklarını ve sorunları anlattı.
Prof. Dr. Şevki Hakan Eren, “Hastanemiz bölge hastanesi konumu itibariyle yurtdışına da hizmet veriyoruz. Bizim 2022 yılının haziran itibariyle verilerimiz ilk 6 aylık dönemde 770 binin üzerinde hasta bakmışız. 2 binin üzerinde büyük ameliyat yapmışız 20 binin üzerinde de küçüklü büyüklü ameliyatlarımız var. Nüfusumuza oranla baktığımız hasta sayımız çok yüksektir. Özellikle hastanemiz bölgeye hizmet eden güçlü akademik kadrosuyla halkımıza hizmet etmeye devam edecek. Teknolojik alt yapımızı ve cihaz sayımızı daha da arttırarak daha da güçlendirerek bunu yapmaya devam ediyoruz. Özellikle yeni idare kadromuzla biz sahada olacağız. Genç bir kadroya sahibiz ve bu kadromuzla olayları yerinde çözeceğiz. Rektörlük üst yönetim ve şehirle birlikte sorunların üzerine gitmeyi planlıyoruz” dedi.
‘’AMACIMIZ SORUN ÇÖZMEK’’
Hedefleri hakkında açıklamalarda bulunan Başhekim Prof. Dr. Eren, amaçlarını sorun çözmek olduğunu ve tüm hastane kadrosunun bu misyon ile çalıştığını söyledi.
Eren,“Hastalarımızı bütün ekip olarak hiçbir zaman dışarıya göndermeyi düşünmüyoruz. Eğer hastalarımızın sorunu varsa bunu Gaziantep içerisinde çözmeyi planlıyoruz. Bu nedenle normalde bakmayı planladığımız hastamızın neredeyse 2 katına bakarak hizmetimize devam ediyoruz. Biz yeni kadromuzla çalışarak ve hastalarımızı mağdur etmeden bu sisteme devam etmeyi planlıyoruz. Biz hiçbir Gazianteplinin dışarıya gitmesini istemiyoruz. Sorunlarımızın birçoğunu zaten çözüyoruz. Amacımız sorunlarımızın tamamını çözmektir” şeklinde konuştu.
‘’100’ÜN ÜZERİNDE BÖBREK NAKLİ GERÇEKLEŞTİRDİK’’
Böbrek naklinde çok iddialı olduklarını vurgulayan Başhekim Eren,kendi bölgelerinin dışında yakın illere de hizmet eden bir hastane olduklarını özellikle de Gastroenteroloji olsun, kardiyoloji, çocuk kardiyoloji, nükleer tıp, hematoloji, onkoloji bu bölümlerde önemli çalışmalar yaptıklarını kaydetti.
100’ün üzerinde böbrek nakli gerçekleştirdiklerini vurgulayan Eren,’’’ Biz hizmetimizi hiçbir zaman aksatmadan kesmeden devam ediyoruz. Hastanemizin genel durumu ekonomimiz çok iyi borcumuz yok. Yeni hizmet alanlarına başladık. Gaziantep ve çevresine hizmet etmek amaçlı obezite merkezini kurduk. Böbrek nakli konusunda çok iddialıyız. Böbrek naklinde 2021 verilerine göre bölgenin en yüksek böbrek nakli sayısına sahibiz. 100’ün üzerinde nakil gerçekleştirdik. Başarılı bir kadro ile bunu devam ettiriyoruz” ifadelerini kullandı.
‘’İDDİALIYIZ”
Sağlık turizminde iddialı olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Eren, ülke çapında kuvvetli bir yapıya sahip olduklarını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ülke çapında kuvvetli bir yapıya sahibiz. Ülkenin hemen hemen önderlerinden bir tanesi olduğumuzu düşünebiliriz. Ortadoğu’dan Irak’tan Lübnan’dan Suriye, İsrail’den İsrail sağlıkta önemli bir ülke olmasına rağmen oradan da birçok hastayı sağlık turizmi adı altında tedavi ettik. Ortadoğu’da Gaziantep Üniversite Hastanesi gayet iyi durumdadır”
ÇOCUK VE ERGENLERDE İNTİHAR
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Karadağ, çocuk ve ergenlerde ruh sağlığının bozulması ve son dönemlerde artan intihar düşünceleri ve girişimleri ile ilgili soruları yanıtladı.
Türkiye genelinde 15- 24 yaş arası gençlerin ölüm nedenlerine bakıldığında intiharın 3. neden olduğunu söyleyen Karadağ, ergenlik dönemi ölümlerin de yüzde 12’sinin intihara bağlandığını kaydetti.
Bilimsel araştırmalar ve veriler ile bu durumu açıklayan Mehmet Karadağ, Amerika’da 4 kız ergenden ve 7 erkek ergenden birinin 12 aylık bir dönemde ciddi bir şekilde intiharı düşündüğü, 13-19 yaşları arasındaki yaklaşık 2 milyon ergenin her yıl intihara teşebbüs ettiği, bunların 700 bininin tıbbi yardım aldığı ve 2 bin ergenin intihar nedeniyle yaşamını kaybettiğini anlattı.
Genel intihar girişimi sıklığı ve planlı intihar girişimleri ortalama 12 aylık yaygınlığının ise yüzde 17,2 olarak hesaplandığını anlatan Karadağ, ‘’Çağımızda çocuk ve ergenlerde ruh sağlığın bozulması her geçen gün artmakta olup, önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Artık sıkça karşılaştığımız intihar düşünceleri ve girişimleri de bu sorunlardan biridir. Maalesef Dünyanın birçok yerinde benzer bir süreç gözlenmektedir. İntihar 15 ile 24 yaşları arasındaki gençlerin üçüncü önde gelen ölüm nedenidir ve son dönemde yapılan çalışmalara baktığımızda ergenlik dönemi ölümlerinin yüzde 12 kadarı intihara bağlanmaktadır. Lise çağındaki ergenlerde intihar düşünceleri yaygındır, Amerika’da 4 kız ergenden ve 7 erkek ergenden birinin 12 aylık bir dönemde ciddi bir şekilde intiharı düşündüğü, 13-19 yaşları arasındaki yaklaşık 2 milyon ergenin her yıl intihara teşebbüs ettiği, bunların 700 bininin tıbbi yardım aldığı ve 2 bin ergenin intihar nedeniyle yaşamını kaybettiği bildirilmiştir. Genel intihar girişimi sıklığı ve planlı intihar girişimleri ortalama 12 aylık yaygınlığı yüzde 17,2 olarak hesaplanmıştır’’dedi.
‘’PSİKOLOJİK ÖYKÜ MEVCUTTUR’’
Mehmet Karadağ, Türkiye genelinde bu durumun sıklığına cinsiyetlere oranla yaygınlığına bakıldığında, bir yıl boyunca intihar nedeniyle bildirilen 15 yaş üstü vakaların yaklaşık yüzde 10’u 15-18 yaş arasında olup ve bu yaş arası olguların yaklaşık yüzde 70’inin kız cinsiyetli olduğunu söyledi.
Kız olguların binde 8’inin ,erkeklerin ise yüzde 5’inin tamamlanmış girişimler olduğunu dile getiren Karadağ, intihar girişim yöntemlerine bakıldığında çoğu zaman durumun ciddiyetini belirleyen husus olmakla beraber yüzde 77’si ilaç ve kimyasal madde zehirlenmesi olduğunu yüzde 10’un kesici delici alet yaralamansı, yüzde yüzde 4’ün yüksekten atlama,yüzde 3’ü ası,yüzde 2’si ateşli silah ve yine yüzde 2’si hareketli bir araçtan atlama şeklinde girişimler olduğunu kaydetti.
İntihar girişiminde bulunan ergenlerin neredeyse yarısında en az 2 yıldır devam eden yoğun bir psikolojik sorun öyküsü olduğunun altını çizen Mehmet Karadağ, ‘’ İntihar girişiminde bulunan ergenlerin ne yazık ki neredeyse yarısında en az iki yıldır devam eden yoğun bir psikolojik sorun öyküsü mevcuttur. Tabi ki başta depresyon olmak üzere madde bağımlılıkları ve davranış bozuklukları bu psikiyatrik rahatsızlıkların başını çekmektedir. Psikososyal açıdan bakıldığında ise bu dönemde bireyselleşmenin güçlenmesi, aile gözetiminin azalması ve sosyal destek sistemlerinden uzaklaşma intihar davranışlarına katkı sağlamaktadır. Kliniğimize yapılan başvurulara bakıldığında göz ardı edilememesi gereken nedenlerden birisi de ne yazık ki çocukluk çağında cinsel ve fiziksel istismara maruz kalmak. Evet ne acı ki bulunduğumuz coğrafyada hala çok sık yaşanan adli olayların başında gelmekte. Çocukluk çağında cinsel ve fiziksel istismara maruz kalmak intihar düşüncesi ve eylemleri ile güçlü bir ilişki göstermektedir. Cinsel istismar mağduru çocukların yaklaşık olarak yarısında intihar girişimi öyküsü bulunduğu ve riskin erkek çocuklarda daha belirgin olduğu yapılan çalışmalarda saptanmıştır. Bizler bu ve bunun gibi travmaya maruz kalınan olgularda hastalarımızda travma sonrası stres bozukluğu ve depresyonu ilişkili olarak çok fazla görüyoruz. Eğer varsa ki bu durumlarda gerek medikal tedavi gerekse terapi yöntemleri,yer yer ikisini bir arada kullanıyoruz. Yaptığımız terapiler ve tedaviler sayesinde ülkemizin bir çok bölgesinden gençlerimize hayata tekrar tutunma ve umutla bakma şansını sağlamış olduk. Stres etmenlerine maruz kalmak da intihar davranışları ile bağlantılıdır. Stres etkeni olarak sıklıkla ebeveynler ve arkadaş ilişkilerinde yaşanan sorunlar ön plana çıkmaktadır. Çocukluk ve ergenlikte ebeveyn ile yaşanan çatışmalar, daha büyük ergenlerde ise romantik ilişkilerde yaşanan sorunlar etken olmaktadır’’şeklinde konuştu.
EBEVEYLER CAN KULAĞI İLE DİNLESİN
Hastalığın tedavi yöntemi ile de bilgiler veren Mehmet Karadağ, psikiyatrik bozukluk varlığında ve ergende intihar düşüncesinin ya da yeniden intihar girişiminde bulunma motivasyonun yüksek olması durumunda hastayı yatırarak tedavi ettiklerini açıkladı. Bu tedavi basamaklarında medikal tedaviler,bireysel psikoterapilerden bilişsel davranışçı oerapi, EMDR terapisi, kabul kararlılık terapisi gibi yöntemleri uyguladıklarını aktardı. Çok dirençli vakalarda ise, EKT (elektrokonvulsif terapi) adı verilen şok tedavisi uyguladıklarını kaydeden Karadağ, ebeveynlerin can kulağı ile dinlemesi gereken en önemli noktanın ise aile içi çatışmalar ve yetersiz ebeveyn çocuk etkileşimi, intihar davranışı olan ergenlerde daha sık görüldüğünü ifade etti.
Karadağ, sözlerini şu ifadelere noktaladı:
’’ Bu değişkenler kontrol altına alındığında aile içi problemler ile intihar davranışları arasındaki ilişkinin gücünün azaldığı ya da kaybolduğu bildirilmektedir. Peki bizler neler yapabiliriz? İntihar davranışları yineleyici bir doğaya sahiptir ve takip eden bir yıl içerisinde olguların yüzde 15 ile yüzde 30’unda yeniden kendine kasıtlı olarak zarar verme eylemleri görülmektedir.Bu nedenle intihar davranışının yenilenmesinin engellenmesine yönelik tedaviler büyük önem taşımaktadır.Yeterli aile desteği varlığı,ağır bir psikopatoloji düşünmediğimiz hastalarımızda ayaktan tedaviyi uygun görülebilir. Psikiyatrik bozukluk varlığında ve ergende intihar düşüncesinin ve yeniden intihar girişiminde bulunma motivasyonun yüksek olması durumunda hastayı servisimizde yatırarak tedavi ediyoruz. Bu tedavi basamaklarında medikal tedaviler,bireysel psikoterapilerden Bilişsel Davranışçı Terapi, EMDR terapisi, Kabul Kararlılık Terapisi yine polikliniğimizde ve servisimizde uyguladığımız tedavi yöntemlerinden. Çok dirençli vakalarımızda ise EKT (elektrokonvulsif terapi) adı verilen şok tedavisi kliniğimizde mevcut olan ve kullandığımız bir yöntem. Aile içi iletişim sorunlarının intihar davranışları ile bağlantılı olmasından yola çıkarak intihar davranışı bulunan çocuk ve ergenlerde aile terapileri uygulamaktayız. Sonuç olarak çok önemli bir halk sağlığı sorunu olan intihar girişimlerinde tıpkı diğer psikiyatrik rahatsızlıklarda da olduğu gibi bölgenin en büyük, geniş ve kapsamlı çocuk ve ergen ruh sağlığı kliniği olarak hastalarımızın yanındayız . Kliniğimizde yer alan Travma Sonrası Stres Bozukluğu polikliniği, yataklı çocuk ergen servisi Ankara’nın doğusunda sadece üniversite hastanemizde bulunan birimler olup halkımıza kaliteli bir ruh sağlığı hizmeti sunmaktadır.’’
SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARI TEDAVİSİ
BALKAN:YENİ TEKNOLOJİLERLE GÜZEL ÇALIŞMALAR YAPIYORUZ
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcısı ve Gastroenteroloji Bilimdalı Başkanı Doç Dr. Ayhan Balkan, kendi alanı ile ilgili son gelişmelerden kullanılan yeni teknolojilere kadar merak edilen soruları yanıtladı.
Gastroenteroloji Bilim Dalında, sindirim sistemi hastalıkları üzerinde araştırmaya ve çalışmalara devam eden Ayhan, bu alanda tanı ve tedavi amaçlı yapılan çalışmalar ve yöntemler ile ilgili bilgiler verdi.
Balkan,’’Gastroenteroloji Bilim Dalında, sindirim sistemi hastalıkları üzerinde araştırmaya ve çalışmalara devam etmekteyiz. Bu alanda tanı ve tedavi amaçlı endoskopik işlemler yapıyoruz. Ucunda ışıklı küçük bir kamera bulunan ve endoskop adı verilen bir cihaz yardımıyla yemek borusu, mide, onikiparmak bağırsağı ve kalın bağırsağı kapsayan gastrointestinal sistemin incelenmesine olanak veren işleme endoskopi denir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarına neden olan faktörün ortaya çıkartılmasında oldukça güvenilir ve etkin bir yöntemdir. Hastalığın teşhisinde kullanılabildiği gibi mide kanaması ve midede yer alan poliplerin alınmasında tedavi amacıyla da yaygın olarak kullanılır. İşlem sırasında herhangi bir tümör oluşumu gözlenirse kesin tanının konulabilmesi ve midede Helicobacter Pylori olarak adlandırılan bakterinin varlığının araştırılması için biyopsi alınabilir. Endoskopi, gastroskopi ve kolonoskopi olmak üzere ikiye ayrılır. Gastroskopi işleminde mide ve onikiparmak bağırsağının bir kısmı; kolonoskopi de ise kalın bağırsağın durumu değerlendirilir. Tanı ve tedavi amaçlı bu işlemleri, ünitemizde yoğun tempoda çalışarak ve hastalara hafif anestezi vererek sedasyon altında yapıyoruz. Ayrıca bölgemizde safra kesesi ve safra yolu hastalıkları çok yoğun görülmektedir. Çevre illerden çok sayıda hasta bölümümüze sevk edilmektedir. ERCP denilen endoskopik kapalı işlemle safra yolu hastalıklarının tanısını ve tedavisini yapmaktayız. ERCP veya Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi, karaciğer, safra kesesi, safra kanalları ve pankreastaki sorunları teşhis ve tedavi etmek için bir uygulanan ileri bir endoskopik tanı ve tedavi yöntemidir. Özel deneyim ve beceri gerektiren bu kapalı ameliyat işlemi, duodeneskop denilen özel bir endoskopla gerçekleştirilir. Duodenoskop denilen ucunda ışıklı kamera sistemi bulunan cihaz ile ağız yolundan girilerek safra kanalı ve pankreas kanalının ortak açıldığı papilla denilen yere ulaşılır. Daha sonra milimetrik delikten ince uçlu kateter denilen aletle girilerek safra kanalına ve gerekirse pankreas kanalına ulaşılarak kontrast madde verilir ve o bölgenin görüntülenmesi sağlanır. Kontrast madde safra kanalında bulunan taş, tümör ya da safra kaçakları ile tümör görüntüleme imkanı tanır. Böylece herhangi bir ameliyata gerek olmadan pankreas ve safra kanalında bulunan bu sorunlar tamamen ortadan kaldırılır. Safra yollarındaki ve pankreas kanalındaki taşların temizlenmesi, safra yolları ve pankreas tümörlerinin tedavi yönetiminde bu yöntem uygulanabilir. Hepatitler ve karaciğer hastalıkları üzerine yoğun çalışmalarım oldu. Bölgemizde yoğun bir şekilde bize sevk edilen karaciğer ile ilgili hastalıkların teşhis ve tedavisini de özenle yapıyoruz’’dedi.
‘’YENİ TEKNOLOJİLER KULLANIYORUZ’’
Doç. Dr. Ayhan Balkan, son yıllarda yemek borusu, mide ve makat bölgesinin fonksiyonel hastalıkları üzerinde yeni araştırmalara imkan tanıyan ve tedaviye yardımcı cihazlar geliştirildiğini söyledi. Gaziantep Üniversitesi Hastanesi’nde bu cihazların kullanıldığını dile getiren Balkan, ‘’Son yıllarda, yemek borusu, mide ve makat bölgesinin fonksiyonel hastalıkları üzerinde yeni araştırmalara imkan tanıyan ve tedaviye yardımcı olacak cihazlar geliştirilmeye başlandı. Biz de Güneydoğu, Doğu Anadolu ve yakın illerimizde bulunmayan ve son teknolojik yöntemleri kullanan cihazları proje çalışmamızla aldık. Bu bahsettiğimiz Yüksek çözünürlüklü manometri ve 24 saatlik empedans pH metre cihazlarını, bölümümüze kurarak bu konuda şu anda çok güzel çalışmalara başladık’’dedi.
MOTİLİTE LABORATUVARI GAÜN HASTANESİ’NDE
Bölgede hiçbir yerde bulunmayan motilite laboratuarının GAÜN Hastanesi bünyesinde hizmet vermekte olduğunu ve burada yapılan işlemleri anlatan Ayhan Balkan, 2 yıl önce faaliyete geçen laboratuarın aynı gün yapılan testler ile tedavi sürecini hızlandırdığını aktararak, bu proje sayesinde, yüksek çözünürlüklü özofagial manometri işlemi ile yemek borusu hastalıkları (özellikle yutma güçlüğü ve kalp dışı göğüs ağrıları) daha verimli ve tanısal olarak daha doğru bir şekilde tanımlanmaya başlandığını kaydetti.
24 saatlik empedans pH metre cihazı ile endoskopisi normal olan reflü hastalarını ve reflü içeriğinin ne olduğunu daha doğru tespit etmenin mümkün olduğunun altını çizen Balkan, ayrıca, proton pompa inhibitörü (PPI) tedavisine dirençli hastalarda impedans-pH metre ve özofagus motilite incelemesi yapılarak, cerrahi tedaviden fayda görecek hastaların daha iyi belirlenmeye başlandığınıda sözlerine ekledi
Balkan,‘’ Laboratuvarımız 1 Eylül 2020 tarihinden itibaren hizmet vermeye başladı. Ben ve birlikte sağlık teknisyeni arkadaşımız ile birlikte testleri yapıyor ve aynı gün değerlendirmeleri yapıp hastalara sonuçları veriyoruz. Yapılan testlerle ilgili bilgi verecek olursak; Özofagus Manometrisi, yemek borusunun kasılıp gevşeyebilme yetisini nitel ve nicel olarak inceleyen bir yöntemdir. 24 saatlik empedans pH metre, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçıp kaçmadığını, kaçak varsa işeriğin asit miktarını taşınabilir cihazla kaydeden bir işlemdir. Anorektal manometri, makat ile bağırsağın son kısmını kontrol eden kas ve sinirleri değerlendiren bir incelemedir’’şeklinde konuştu.
İŞLEMLER HASTA ÜZERİNDE NASIL UYGULANIYOR ?
Motilite laboratuarı bünyesinde bulunan cihazlarla mide ve barsak hastalıklarının sebebini ortaya koyabildiklerini altını çizen Ayhan Balkan, bu işlemlerin hastalar üzerinde nasıl uygulandığını da anlattı.
Balkan, ‘’ Bu proje sayesinde, yüksek çözünürlüklü özofagial manometri işlemi ile yemek borusu hastalıkları (özellikle yutma güçlüğü ve kalp dışı göğüs ağrıları) daha verimli ve tanısal olarak daha doğru bir şekilde tanımlanmaya başlandı. 24 saatlik empedans pH metre cihazı ile endoskopisi normal olan reflü hastalarını ve reflü içeriğinin ne olduğunu daha doğru tespit etmek mümkün hale geldi. Ayrıca, proton pompa inhibitörü (PPI) tedavisine dirençli hastalarda impedans-pH metre ve özofagus motilite incelemesi yapılarak, cerrahi tedaviden fayda görecek hastalar daha iyi belirlenmeye başlandı. Özofagus Manometri yapmak için hastayı uyutmaya gerek yoktur, işlem süresi yaklaşık 20 dakikadır. Hasta bir koltuğa dik durumda oturtulur, burun ve geniz lokal anestetik püskürtülerek uyuşturulur. Basınç ölçer bir cihazla bilgisayara bağlı olan, içinden devamlı sabit hızda temiz su geçen 24 kanallı, 4 mm çapındaki plastik (polivinil) bir boru (kateter), burundan geçirilerek mideye yerleştirilir. Kateterin yerini anlamak için hastadan derin nefesler alması istenir, bu sırada ekrandaki grafik gözlenir. Kateterin mideye yerleştiği anlaşılınca hasta muayene koltuğuna sırtüstü yatırılır. Basıncı en yüksek olan noktada bir kaç kez dinlenirken ve su yutarken yemek borusunun içindeki basınç ölçülüp kaydedilir. Kateterin yavaşça geriye doğru çekilirken bir kaç kez daha dinlenme ve yutma sırasındaki basınçlar ölçülüp kaydedilir. İşlem sonlandırılır ve kateter çekilerek çıkarılır.
24 saatlik empedans pH metre ise, hasta uyutulmadan, birkaç dakikada gerçekleştirilen bir işlemdir. Hasta koltuğa dik oturtulur, burun ve geniz lokal anestetik püskürtülerek uyuşturulur. Bir ucunda asit ölçer bir alıcı bulunan diğer ucu kayıt cihazına bağlanan 2 mm çapındaki plastik (polivinil) bir boru (kateter), burundan geçirilerek mideye yerleştirilir. Mideye ulaşıldığı kayıt cihazındaki asit değerinin (Ph) 4’ün altına düşmesiyle anlaşılır. Uçta yer alan asit ölçer yemek borusunun alt ucunun 5 cm üstüne gelecek şekilde buruna tespit edilip kayıt başlatılır. Hastadan kayıt yapılan 24 saat boyunca yemeğe başlama ve bitiş saatlerini, yatma ve kalkma saatlerini, eğer varsa şikayetlerini, özel düğmeler aracılığı ile hastanın üzerinde taşıdığı cihaza işaretlenir. Kayıtların nasıl yapılacağına ilişkin kısa bir eğitimden sonra hasta evine gider. Ertesi gün kaydın başladığı saatte cihazı çıkarmak üzere geri gelir. Kaydın bittiği saatte kateter çekilerek çıkarılıp çöpe atılır. Cihazdaki kayıtlar bilgisayara aktarılıp incelenir. Anorektal manometri için, hasta, kalça ve dizlerini karnına doğru çekerek sol yanına yatar. İlkönce basınç ölçer bir cihazla bilgisayara bağlı olan, içinden devamlı sabit hızda temiz su geçen 8 kanallı, 4 mm çapındaki ucu balonlu plastik bir boru (kateter) makattan bağırsağın son kısmına sokulur, makatın 10 cm yukarısına yerleştirilir. Bağırsak boşluğu ile makatın içindeki basınç dinlenirken ve makat olanca güçle sıkılırken ölçülür, kaydedilir. Kateter yavaşça geriye doğru çekilirken yarım santim aralıklarla ölçümler tekrarlanır. Daha sonra hastadan öksürmesi, dışkısını tutuyormuş gibi makatını 30 saniye boyunca sıkması istenir, bu sırada makatın içindeki basınç ölçülüp kaydedilir. Makat ve bağırsağın son kısmının duyarlılığını reflekslerini değerlendirmek için kateterin ucundaki balon 10 – 200 ml hava ile şişirilip dışkı hissinin varlığı sorgulanır, bu sırada makat içindeki basınç ölçülür’’diye konuştu.
‘’İŞLEMLER HASTA ÜZERİNDE DÜŞÜK RİSK OLUŞTURUR’’
Ayhan Balkan, yapılan tedavi öncesi ve sonrasından uygulanan tetkikler ve sonrasında bunların riskli olup olmayacağını da değerlendirdi.
Balkan, işlemlerin düşük riskli olduğunu ve ileriye yönelik hedeflerinden de bahsederek, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’İşlemden önceki 8 saat yemek yenilmez, içilmez. Kullanılan ilaçlar, randevu alırken belirtilmelidir. Yemek borusunun kasılabilirliğini ve reflü sonucunu etkileyecek ilaçlar, işlemden 48 saat önce kesilmelidir. Bu işlemler,ağrı olasılığı düşük, güvenli ve düşük riskli işlemlerdir. Bu proje sayesinde bölgede yapılan, yüksek çözünürlüklü özofagial manometri işleminin daha verimli ve tanısal olarak daha doğru kullanılması amaçlanmakta ve 24 saatlik empedans pH metre ile non-eroziv reflü hastalarını ve reflü içeriğinin ne olduğunu daha doğru tespit etmek hedeflenmektedir. Ayrıca, proton pompa inhibitörü (PPI) tedavisine dirençli hastalarda 24 saatlik empedans pH metre ve özofagus motilite incelemesi yapılarak, cerrahi tedaviden fayda görecek hastalar daha iyi belirlenmiş olacaktır. Bütün bunların sonucunda esas hedefimiz, reflü hastalarında, yutma güçlüğü çekenlerde ve defakasyon bozukluklarında, yüksek doğrulukta tanı elde edip, tıbbi veya cerrahi tedavi seçeneklerini hastaya daha doğru sunmak olacaktır. Sonuç olarak en büyük amacımız, yönetici olarak atandığım bu dönemde, hastanemizi mali açıdan en üst seviyelere getirip, bölge halkına en güzel ve en doğru şekilde sağlık hizmetlerini sunmak olacaktır.’’
AYHAN BALKAN KİMDİR ?
Balkan, 1972 yılında Kilis’te doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kilis’te tamamlayan Balkan 1994 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji ihtisaslarını Gaziantep Üniversitesinde yapan Balkan, 2011-2012 yıllarında Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesinde Başhekim yardımcısı olarak çalıştı. 2013-2014 yıllarında ise Nizip Devlet Hastanesi Başhekimi olarak görev yapan Balkan, 2014 yılından itibaren Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Hepatitler ve karaciğer hastalıkları üzerine yoğun çalışmaları bulunan Ayhan Balkan, bölgede yoğun bir şekilde sevk edilen karaciğer ile ilgili hastalıkların teşhis ve tedavisindeki özenli çalışmaları ile biliniyor. Ayrıca bu çalışmalar sonucunda Ulusal Kongrelerde 3 adet sözlü bildiri ve 1 adet poster bildiri ödülü aldı. 2018 yılında ise Doçentlik ünvanını alan Ayhan halen Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma Hastanesi’nde görevine devam etmektedir.
İlginizi Çekebilir