Prof. Dr. Oğuz Cebesoy’dan mucize gibi başarı
SAĞLIKToplumun yaklaşık yüzde 80’inde görülen bel ağrılarının en büyük nedeni bel fıtığı olarak bilinen sorundur. Bel fıtığı, bel ve bacaklarda şiddetli ağrılara, uyuşukluğa ve güçsüzlüğe yol açabiliyor. Günümüzde, kapalı bel fıtığı ameliyatı gibi yeni bir cerrahi yöntem, bel fıtığı tedavisinde yeni bir dönem başlattı. Bölgemizde de ilk kez Prof. Dr. Oğuz Cebesoy tarafından yapılan başarılı operasyonlar bel fıtığı hastaları için umut kaynağı oldu.
Gaziantep Şehir Hastanesinde Prof. Dr. Oğuz Cebesoy ve ekibinin bel fıtığı konusunda elde ettikleri başarılarla yüzlerce hastaya şifa oluyor. Bölgemizde sadece Gaziantep Şehir Hastanesinde faaliyet gösteren Omurga Cerrahisi polikliniği omurga sağlığı ile ilgili hastalara şifa dağıtıyor.
Ekibiyle birlikte yılda 1000’den fazla ameliyat yapan polikliniğin kurucusu Prof. Dr. Oğuz Cebesoy, Gaziantep Şehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği bünyesinde çalışan omurga cerrahisi polikliniğinde omurga sağlığı ile ilgili tüm hastaları kabul ediyor. Hastanede aynı zamanda yeni uzmanlar da yetiştirmeye başlayan Prof. Dr. Oğuz Cebesoy ve ekibi ileri omurga cerrahisi ile ilgili tüm girişimleri başarı ile uyguluyor.
OĞUZ CEBESOY KİMDİR?
Tıp fakültesi eğitimini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde aldıktan sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi ortopedi ve travmatoloji kliniklerinde uzmanlık eğitimi alan Prof. Dr. Oğuz Cebesoy, 20 yıl önce Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ortopedi ve travmatoloji kliniğinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Güneydoğu Anadolu bölgesinde ilk olarak 2006 yılında skolyoz ve kifoz ameliyatlarını yapmaya başladıktan sonra omurga cerrahisine olan sevdası sayesinde Almanya ve İspanya başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde kendisini ileri omurga cerrahisi eğitimine adayan Prof. Dr. Oğuz Cebesoy, günümüzün korkulu rüyası olan bel fıtığında sayısız kapalı ameliyat yaparak binlerce kişiyi sağlığına kavuşturdu.
OMURGA CERRAHİSİNE SEVDALI
Güneydoğu Anadolu bölgesinde ilk olarak 2006 yılında skolyoz ve kifoz ameliyatlarını yapmaya başlayan Prof. Dr. Oğuz Cebesoy, omurga cerrahisine olan sevdası ve yakın ilgisi sayesinde Almanya ve İspanya başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde ileri omurga cerrahisi eğitimi aldı. Yurt dışında gördüğü ve öğrendiği teknikleri kendi hastalarına yapmaya başlayan Cebesoy’un yüksek kaliteli dergilerde basılmış 65 adet uluslararası yayını, ulusal ve uluslararası toplantılarda sunduğu onlarca sözlü ve yazılı bildirileri mevcut.
AMELİYATLARININ SAYISINI HATIRLAMIYOR
Çeyrek asrı aşan hekimlik deneyimi ve tecrübelerini gelişen teknolojiler ile geliştirerek kapalı minimal invazif denilen küçük girişimlerle büyük işler yapabilme üzerine yoğunlaştıran Cebesoy, bu konuda hem öncülük yapabilmek hem bildiklerini sonraki kuşaklara aktarabilmek için Gaziantep Şehir Hastanesi Omurga Cerrahisi Polikliniği kurucu üyesi oldu. Omurga cerrahisi polikliniğine randevu almadan gidebilen tüm tüm hastalara hizmet veren Cebesoy bugüne kadar 1000’in üzerinde omurga deformite cerrahisi ile sayısını dahi hatırlayamadığı bel ve boyun fıtığı ameliyatları gerçekleştirdi.
BÖLGEDE TEK
Prof. Dr. Oğuz Cebesoy, omurga cerrahisi olarak kolyoz ve kifoz gibi özellikli cerrahiler başta olmak üzere omurga kırıklarının kapalı cerrahisi, bel ve boyun fıtıkları ve kireçlenmeleri (stenoz ve dar kanal da denmektedir) cerrahisi, omurga da disk ve eklem patolojilerine minimal invazif yaklaşımlar, bölgede yalnızca kendisi yapılan kuyruk sokumu ağrılarının kesisiz ve lokal anestezi ile tedavisi (koksigodina), omurganın kendi yada metastatik tümörlerine minimal invazif veya total rezeksiyonu şeklinde cerrahileri, önceden mikroskobik diskektomi ile yapılan bel fıtığı ameliyatlarını tam endoskopik teknik ile yapıyor.
BEL FITIĞI AMELİYATLARINDAN KORKMAYA GEREK YOK
Bel fıtığının bel bölgesinde ağrı, bacaklara doğru yayılan ağrı ve uyuşma, karıncalanma, hissizlik ve güç kaybı gibi belirtilerle ortaya çıkan ve kişinin yaşam kalitesini düşüren bir hastalık olduğunu belirten Cebesoy, “Bel ağrısı en çok görülen belirti olmakla birlikte, arka kaba etten başlayıp bacak arkasından topuna doğru yayılan siyatik tarzı ağrı ile de kendini gösterebilir. Sinirin bası altında kalması ile birlikte bacaklarda uyuşma karıncalanma hissi ve güçsüzlük oluşabilir. Bununla birlikte öksürme, hapşırma ve ayakta uzun süre durma şikayetlerin artmasına sebep olabilir. Fıtığın basısı ilerledikçe bacaklarda reflekslerde azalma, denge sorunları, cinsel işlev bozuklukları, idrar ve dışkı kontrolünde zorluklar oluşabilir” dedi.
TEŞHİS RAHATLIKLA KONULABİLİR
Hastalığın teşhisinin ilk olarak semptomların nasıl başladığının irdelenmesi ile başlayıp detaylı bir fizik muayene ve gelişmiş görüntüleme teknikleri olan MR ile rahatlıkla konulabileceğine işaret eden Cebesoy, “Bel fıtığının tedavisi şikâyetin ve fıtığın derecesine bağlı olmakla birlikte ilk olarak konservatif dediğimiz ameliyatsız yöntemlerdir. Bu yöntemler ilaç tedavisi ve fizik tedavileri içerir.
Konservatif tedavilere cevap vermeyen bel fıtığı hastalarında cerrahi tedavi yapılır” diye konuştu.
BEL FITIĞI AMELİYATLAIR ARTIK KARMAŞIK DEĞİL
Halk arasında bel ameliyatı tehlikeli ve çok karmaşık olarak görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Cebesoy, “Ancak gelişen teknolojiler ile omurga cerrahisinde son yıllarda muazzam bir ilerleme oldu özellikle minimal invazif dediğimiz tam kapalı ya da küçücük kesilerle ile bu ameliyatlar oldukça güvenli olarak yapılmaktadır.
Bel fıtığı ameliyatlarını tam kapalı olarak endoskopik teknik dediğimiz UBE (unilateral biportal endoskopik) tekniği ile yapmaktayım. Endoskopik cerrahi ortopedinin özellikle diz başta olmak üzere tüm eklem patolojilerini tedavi etmek amacıyla uzun yıllardır kullanılmaktadır. Ancak Endoskopik sistemin omurgada kullanılmaya başlaması son yıllarda popülarize olmuştur. UBE tüm spinal patolojilerde rahatlıkla uygulanabilmektedir” dedi.
30 DAKİKADA ŞİFA BULUN
Kliniklerinde her gün UBE vakalarının rutin olarak yapıldığını anlatan Cebesoy, şunları dile getirdi:
“Bu tekniğin diğer cerrahilere göre en önemli avantajı hastaya iki küçük delik açılarak (5 mm) kamera eşliğinde spinal kanal içine giriliyor ve herhangi bir kas-kemik dokusu çıkarmadan sinire basan patlamış fıtık çıkartılıp sinir rahatlatılarak hastada ortaya çıkmış semptomların geçmesi sağlanmaktadır.
İşlem sırasında herhangi bir implant (halk arasında platin deniliyor) uygulanmamaktadır. İşlem ortalama süresi 30 dakika civarındadır. Hastalarıma ‘Bana 30 dakikanızı verirseniz akşama evinize ağrısız gidebilirsiniz’ diyorum. Ameliyat sonrası süreç hızlı ve ağrısızdır, hastalar aynı gün taburcu ediliyor ve işlerine kısa süre içinde dönmeleri sağlanmaktadır. Hastalarımıza İşlem sonrası ikinci günden sonra duş- banyo yapmalarına izin verilmektedir.”
İlginizi Çekebilir