Haberimiz büyük ses getirdi! Bademcik ameliyatı sonra engelli kaldı
SAĞLIKGaziantep'te bir Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı bir doktorun geçen yıl bademcik ameliyatı sonrası kanama nedeniyle hastanın engelli kaldığı olay nedeniyle 39 milyon TL tazminata çarpıtılmasıyla ilgili haberimiz hem sağlık hem de hukuk çevrelerinde büyük ses getirdi. Konuyla ilgili sitemizi arayarak bilgi veren hukuk ve sağlık çevresinden uzmanlar bu konuda çarpıcı bilgiler verdiler.
Gaziantep Kent Konseyi’nin önceki dönem başkanı Gaziantep’in önde gelen sağlıkçıların olan Opr. Dr. Samet Bayrak, bu konuda hastanelerde eğitimler düzenlenmesinin önemine dikkat çekti. Bayrak, “Haberinizi dikkatli olarak okudum. Çözüm için mutlaka Gaziantep'te bu konuda eğitim düzenlenmesi gerektiğini yetkililere bildirdim. Ben Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği merkez yönetim kuru ve hukuk-etik kurulunun da üyesi olarak ülkemde ve yurt dışında medikolegal sorunlarla ilgili konferans verdim, sunum yaptım. Özellikle sağlık hukuku ile ilgili 2 de kitabım çıktı. Daha önce Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen 2 günlük toplantıda bunların hepsi anlatıldı. Çözüm için Gaziantep'te Sağlık Müdürlüğü ve Tabipler Odasının birlikte düzenleyecekleri ve hekimlerin de belli bir sayıda katılımlarının sağlanacağı toplantıda gerekli eğitim çalışması mutlaka yapılmalıdır” dedi.
GAZİANTEP’TE TIBBİ EĞİTİMDE GERİDE KALIYOR
Kendisinin yurt içi ve yurt dışından bu konuda devamlı davet edildiğini ancak Gaziantep’te bu konuda bir toplantı düzenlenmediğini vurgulayan Dr. Samet Bayrak, “Özellikle doktorlar ve sağlık mensupları aleyhine açılan davaların analizi ile bu konuda adli tıp kurumuna gelen dosyaların hangi branşlara ait olduğu anlatılmalıdır. Ayrıca saptanan ve doktor aleyhine verilen kararların analizi yapılmalıdır. Toplantılara isterlerse bulundukları hastanelerde tüm hekimleri bilgilendirmek amacı ile 2-3 gün aynı hastanede izinli olanların da katılımını sağlamak ve bilgilendirme yapılması düzenlenmelidir.
Bu toplantılar da alınması gereken tedbirlerin ne olduğunu da yılların deneyimi olan bir hekim olarak gerekli bilgilendirmeyi yapmaya her zaman hazırım. Yine bir medikolegal konuyu içeren dosya için nasıl bilirkişilik inceleme yapıldığı maalesef dosya gönderilen ve inceleme yapan hekiminde bu konuda yeterli bilgi donanımı olduğu kanaatinde değilim, işte bu konunun tanı bilirkişilik eğitiminin de verilmesi gerekir. Çünkü bu inceleme raporu yargıda çok önemli. Özetle Sağlık Müdürlüğü ve Tabipler Odası bu konuda beraberce beraberce eğitim programı yapmalarını tavsiye ederim. Bu eğitim sadece kamu hastaneleri değil özel hastaneleri de kapsamalıdır” diye konuştu.
“İYİ HEKİM YETİŞTİRİLMELİ”
Haberimizle ilgili fikirlerini paylayan bir hukukçu ise, dosyadan bakıldığında bahsi geçen olayda 4 yaşındaki çocuğun kan grubuna bile bakılmadan henüz apse olan bölgenin ameliyat edildiğine dikkat çekerek, “Ameliyat özel hastanede yapılıyor. 4 yaşındaki küçüğün kan grubuna bile bakmadan henüz apse olan bölgeyi ameliyat ediyor. Sonrasında komplikasyon değil malpraktis gerçekleşiyor. Adli Tıp Kurumundan hekimin kusurlu olduğu yönünde rapor çıkıyor. Nitekim Adli Tıp Kurumundan hekimin kusurlu görüldüğü dosya sayısı yüzde 10’u geçmez. Çocuk felç kalıyor ve bundan sonraki yaşamında bakıma muhtaç halde. Ortaya çıkıp yaygara koparacaklarına işini iyi yapan hekim yetiştirsinler” dedi.
TAZİMAT DAVALARINDA SÜREÇ NASIL iŞLİYOR?
Konunun hukuki yanlarını detaylıca anlatan hukukçu, şunları dile getirdi:
“Tazminat davaları hem adli yargıda hem de idari yargıda ana hatları itibariyle iki kısımda ele alınmaktadır. Bunlardan ilki kişinin kusurunun belirlenmesi ikincisi ise tazminat miktarının hesaplatılmasıdır. Tıbbi müdahaleler sonucunda ortaya çıkan tazminat davaları ekseriyetle “malpraktis” yani hekimin hatasından kaynaklanmaktadır. Bu davalarda Mahkeme tarafından ilk tıbbi müdahalenin yapıldığı andan itibaren başlanarak günümüze kadar tüm hasta dosyası özel ve kamu hastanelerinden müzekkere ile istenir. Olayla ilgili adli yahut idari soruşturma olup olmadığı araştırılır. Şayet adli soruşturma veya kovuşturması varsa ilgili Mahkemesinden o dosya da müzekkere ile getirtilir ve incelemede dikkate alınır. Yine idari bir soruşturma varsa olayda sorumluluğu bulunan kişilerin ifadesi ve tüm soruşturma dosyası birlikte değerlendirilir. Akabinde davacının hasta dosyası bir bütün halinde Adli Tıp Kurumuna incelenmek üzere gönderilir. Burada yapılan müdahalelerin tıp kurallarına uygun bir biçimde yapılıp yapılmadığı, şayet yapılmamışsa uygun olmayan müdahalenin ne olduğu, bu müdahalede kimlerin ne oranda kusurunun olduğu hususlarının gerekçeli olarak cevaplanması istenir. Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas dairesince dosya incelenir ve yukarıdaki sorulara gerekçeli olarak cevap verilir. Şayet Hakim tarafından verilen cevaplar yahut gerekçe yeterli görülmezse adli tıp kurumuna tekrar iade eder. Yine tatmin edici bir sonuca varılamazsa adli tıp kurumun büyük kuruluna gönderilir. Varılan sonuç hekimin hatası olduğu yönündeyse artık Mahkemesince tazminat hesaplamasına geçilir. Burada aktüerya alanında yeterliliği bulunan bilirkişilerle çalışılır. Hakim hesaplamayı bizzat yapmaz, yapamaz. Çünkü hukuk dışında uzmanlık gerektiren konularda bilirkişiden faydalanılması gerekir. Bunun aksi bozma nedenidir. Hakim tarafından kişinin sosyo-ekonomik durumunun araştırılması için müzekkere yazılır. Eğer davacı bir meslek sahibiyse mesleğine dair bilgi ve belgeleri getirtir ona göre ileride elde edeceği gelir durumunu değerlendirir. Şayet kişinin henüz bir mesleği yoksa bu durumda en düşük asgari ücretle çalışacağı kabul edilir. Kişinin sosyo-ekonomik durumu, mesleği, olaydaki engellilik düzeyi, tıbbi hatası bulunan doktorun kusur oranı ve kişinin yaşı talep edilen tazminat türüne göre (destekten yoksun kalma, kalıcı yahut geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri, efor kaybı, cenaze giderleri) dikkate alınarak aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanır. Burada olay 2010’dan önce gerçekleşmişse PMF-1931, 2010 dan sonra gerçekleşmişse TRH-2010 yaşam tablosuna göre kişinin kalan ömrü belirlenir. Emeklilik yaşına göre aktif ve pasif çalışma dönemi ayrı ayrı hesaplanır. Kalıcı ve geçici iş göremezlik dönemleri ayrı ayrı hesaplanır. Bakıma muhtaçsa bakıcı gideri belirtilir. Efor kaybı istiyorsa o da ayrıca belirtilir. Burada hesaplama yapılırken teknik faiz UYGULANMAZ. Rapor hazırlanıp Mahkemesine sunulur. Hakim tarafından rapor yeterli görülürse taraflara tebliğ ettirilir. (Raporun tebliği Adli Tıp Kurumu raporunda da yapılır.) Tarafların itirazları alınır. Eksik yahut yanlış bir husus varsa ek rapor alınarak giderilir. Tarafa ıslah hakkı tanınır. Islah dilekçesi davalı yana da tebliğ edildikten sonra da artık karar aşamasına gelinmiş demektir. Mahkemenin bir tazminat davasında baştan sona izleyeceği yöntem budur. Tahminen bir malpraktis davasının ilk derece mahkemesinde tamamlanma süresi 2-3 yıldan aşağı olmamaktadır. Toplamda neticeye ulaşması ise bir eksik inceleme yoksa 5-6 yıldan aşağı olmaz. Şunu da belirtmekte fayda var Olay özel bir hastanede geçiyorsa dava ilgili sağlık görevlilerine ve hastaneye karşı açılabilir. Fakat kamu hastanelerinde olmuşsa dava hastanenin bağlı olduğu ilgili kamu kurumuna açılır. Burada sağlık görevlisi doğrudan dava edilemez. Sonrasında idare tazminat tutarını sağlık görevlisine rücu edebilir. Pratikte kamu idaresi tarafından ne oranda sağlık görevlilerine rücu edildiğine bakmak gerekir.”
KBB İÇİN İCAPÇI DOKTOR ŞART
Öte yandan hastanelerde 24 saat esasına göre doktorların nöbet tuttuğu ve icap adı verilen sistemin Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları için uygulanmadığını vurgulayan bazı sağlıkçılar ise, “Hasta ailesiyle gelir doktor ameliyat kararı alır aileden onay alınarak ameliyat hazırlıkları yapılır. Yatış günü hasta anestezi uzmanına gönderilir, ameliyat gününe karar verilir ve ameliyat edilir. Ameliyat sonrası kontrollerle takip edilir. Doktor tarafından aileye her şey anlatılır. Yediği yemek sorgulanır, eğer sert bir ekmek parçası veya ailenin haberi olmadan da bir şey yemiş olabilir. Bunun takibini de aile yapar. Kamu hastanelerine acil servislerine çocuk hastalar bademcik şikayetiyle geldiklerinde doktorlar performans artırmak için ameliyat kararı alırlar. Ameliyat sonrasında doktorun takibi yapılması ve hassas birimlerde 24 saat uzman hekim bulundurulması gerekirken bulundurulmuyor. Hastada ani gelişmeler yaşandığında icapçı doktor evinden çağırılıyor. Doktor ancak 1-2 saat içerisinde hastaneye gelindiğinde zaman kaybı yaşanır. O nedenle hassas birimlerde hastanelerde nöbetçi hekim bulundurulması gerekiyor. Buradaki en önemli maddelerden birisi taburcu olduktan sonra aileye aydınlatma yapılıp yapılmadığıdır. Eğer ki yapılmadıysa bu tamamen ekibin hatası, doktorun hatası oluyor. Eğer aydınlatma yapıldığı halde ailenin ihmali varsa iyice sorgulanmak zorunda. Çünkü hastanın hayatı söz konusu ve hasta kritik bir durumda geldiğinde eğer ki geç müdahale varsa tam olarak bilgi verilmediyse aile tarafından o zaman hastanın riski artmaktadır. Ondan sonra aydınlanma metinlerinden en önemli şeylerden birisi bademcik ameliyatlarında mesela basit bir örnek olarak lahmacun yemeği. Çocuğa lahmacun yediriyorsun ama ekmek kırıntısı var kenarda. Yanık, sert bir şey batmış olabilir, kanamayı artırmamış tetiklemiş olabilir. Bunu iyice teyit etmek zorundalar. Burada bir de çocuğun getirme pozisyonu çok önemli, düz tutulması lazım. Bu şekilde hasta hastaneye geldikten sonra müdahale tamamen doktor kontrolünde olması gerekiyor” bilgisini verdi.
İlginizi Çekebilir