© Memo Haber 2022

Emekçilerin sesi Gaziantep'ten yükseldi

HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü etkinlikleri kapsamında emekçilerin sesinin duyurmak için basın açıklaması yaptı.

Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Kayabaşı Başkanlığında 29 Nisan 2025 tarihinde HAK-İŞ Gaziantep İl Başkanlığı önünde toplanan HAK-İŞ üyesi emekçiler ile birlikte “İş Mevzuatının Güncel Sorunları” konulu taleplerini dile getirdi.
 Toplantıya, HAK-İŞ Genel Başkan YardımcısınMehmet Ali Kayabaşı’nın yanı sıra Genel Sekreter Yardımcısı Hamdi Abdullah Koçoğlu, HAK-İŞ Gaziantep İl Başkanı Halil İbrahim Tanrıöver, Sendikaların Genel Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri çevre illerinden İl, Bölge ve Şube Başkanları, üyeleri ve teşkilat mensupları ile basın mensupları katıldı.
 
Kayabaşı, Genel Başkan Mahmut Arslan’ın öncülüğünde, HAK-İŞ Konfederasyonu’nun her yıl olduğu gibi bu yıl da emekçilerin sesini tüm dünyaya duyurmak adına kararlı ve tarihi bir adım attığına değinerek, Genel Başkan Arslan’ın büyük HAK-İŞ teşkilatına ve Gaziantep halkına selamlarını iletti.
Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Kayabaşı, HAK-İŞ olarak bu yıl 1 Mayıs Uluslararası Birlik Dayanışma ve  Mücadele Günü’nü 1 haftalık ekinlik şeklinde gerçekleştirdiklerine dikkat çekerek, "Konfederasyonumuz Genel Başkanının liderliğinde konfederasyonumuz yönetim kurulunca almış olduğumuz karar doğrultusunda biz bu sene 1 Mayıs'ı farklı bölgelerde farklı temalarla kutlayalım istedik. Bugün de sizlerle beraber Gaziantep'te hep birlikte iş mevzuatının güncel sorunlarıyla ilgili basın açıklamamızı idrak edeceğiz. Buraya katılımlarıyla bizleri onurlandıran kıymetli teşkilatımızın değerli mensuplarına, teşekkür ediyoruz. Günümüz kutlu ve bereketli olsun” dedi.


HAK-İŞ olarak bu yıl da geçtiğimiz yıllardaki gibi yine meydanlarda olduğumuzu ifade eden Kayabaşı, “Yine 16 milyon sigortalı işçinin tamamının müşterek sorunlarını sahada hep birlikte haykıracağız. Bu yıl Konfederasyonumuzun yönetim kurulunun almış olduğu kararla kitlesel 1 Mayıs kutlamamız da Rize'deki emekçi kardeşlerimizle beraber olacağız” dedi.
Kayabaşı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun yürürlüğe girmiş olduğu 2003 yılı itibariyle emek hareketi adına olumlu gelişmelerin olduğunu ancak zaman içerisinde ülkemizdeki endüstri ilişkiler sistemindeki değişimler ile birlikte güncel sorunlara çözüm oluşturabilecek, sorunlarımızı ortadan kaldırabilecek yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı.


Çalışma hayatına ilişkin getirilecek kanuni düzenlemelerin plan ve bütçe komisyonunda torba kanun olarak görüşülmesinin birtakım sorunlara yol açtığını ifade eden Kayabaşı, bu sistemin yerine çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren konuların, çalışma hayatının esas komisyonu olan TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşülmesinin amaca uygun olacağını dile getirdi.

Kayabaşı, özellikle İş Kanunu içerisinde iş güvencesi ile alakalı maddelerin değiştirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu sorunun da bir an önce çözüme kavuşturulmasını ve mutlak iş güvencesinin sağlanması gerektiğini ifade etti. 
Kayabaşı, “İş kanunu içerisinde iş güvencesiyle alakalı var olmuş olan maddeler çok kısıtlayıcı, yalnızca otuzdan fazla işçinin çalışmış olduğu iş yerlerinde iş güvencesinin olduğunu görüyoruz. Sosyal Güvenlik verilerine bakıldığında otuzdan fazla işçinin çalışmış olduğu iş yerlerinin yüzde 20 gibi bir seviyede olduğunu görebiliyoruz. Dolayısıyla bu kısmi iş güvencesinin şu anda belki de 16 milyon sigortalı işçinin müşterek en büyük problem olduğunu ifade ediyoruz. Bu sebeple HAK-İŞ olarak herkesin yararlanacağı mutlak bir iş güvencesi istiyoruz” şeklinde konuştu.


Sendikal nedenle fesihte mutlak işe iade kuralının bulunmamasının, sendikal örgütlenmeyi olumsuz anlamda etkilediğinin altını çizen Kayabaşı, “Sendikal neden ile feshi ispat edebilen işçi arkadaşlarımız adına açtığımız davalarda 12 aylık ücreti tutarındaki tazminatı işverenler ödemek suretiyle sendikal tazminattan kurtulmuş oluyorlar. Fakat biz 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu çıkarılırken şunu ifade ettik, iş yeri sendika temsilcilerine sağlanmış olan işçinin işten çıkarıldığı süre ile işin iadesine karar verilmiş olduğu süredeki tüm ücretin tamamının işveren tarafından ödenmesini gerektirecek bir düzenleme gelmesi halinde sendikal örgütlenme önündeki engelleri ortadan kaldırmış olacağız dedik. Maalesef burada sendikal nedenle feshin sadece 12 aylık ücret tutarında tıpkı bir kıdem tazminatı gibi bir tazminata bağlanmış olması da bizlerin alanda yaşamış olduğu en büyük sorunlardan birisidir. Sendikal nedenle fesihte mutlak işe iade kuralının bulunması yönünde düzenleme yapılmasını talep ediyoruz” dedi.
 
İşe iade davasıyla alakalı süreçlerin uzun ve işçiler adına can yakıcı süreçler olduğunu dile getiren Kayabaşı, şu anda ekmeği ve emeği için grev ve eylemleri devam eden haksızlığa uğramış işçi kardeşlerimize selam yolladı. Kayabaşı, “Geçerli neden olmaksızın iş akdi fesih edilen Van'daki arkadaşlarımıza, Diyarbakır'daki arkadaşlarımıza, Hatay Yolbulan’da grevi devam eden emekçi kardeşlerimize, İzmir Lezita’da grevdeki kardeşlerimize ve Ülkemizin dört bir yanında emeği için mücadeleye devam eden işçi kardeşlerimize buradan selamlarımızı yolluyor. Kendileri ile dayanışmalarımızı ifade ediyoruz” dedi.

Genel Başkan Yardımcımız Kayabaşı, işverenlerin örgütlü olunan işyerlerinde işçilerin iş sözleşmelerini fesih etmesinin kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu belirterek, davaların uzun sürmesi sebebiyle mağduriyetlerin katlandığını ifade etti. Kayabaşı, “İşe iade davası açmış olan işçilerle alakalı farklı bir usulün belirlenmesini ve bu davalarla alakalı özel bir yargılama metodu getirilerek buradaki yargılama sürelerinin kısaltılması yönündeki taleplerimizi tekrarlıyoruz” şeklinde konuştu.
Kayabaşı, yetki davaları ile ilgili yaşanan sorunlara değinerek, işverenlerin yetki tespitlerine somut delil olmadan itirazlarda bulunduğunu, bu durumda da yetki tespit süreçlerinin uzun olması nedeniyle işçilerin toplu iş sözleşmelerinden yararlanamadığı süreleri yaşamak zorunda kaldıklarını ifade etti.  Kayabaşı, yetki davalarında yetkisiz mahkemelerde dava açılmasının önüne geçilmesi adına, çağrıda bulunarak, “Gerek kanun koyucudan gerekse yargı mercilerinden caydırıcı bir tutum takınmalarını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.
 
İş kolu tespitinin iptali davalarının yetki tespiti davaları gibi uzun süre sonunda sonuçlandığını vurgulayan Kayabaşı, “Yargılamanın uzun olması, işçi sendikalarının faaliyetlerine zarar vermektedir. Taraf teşkilinin sağlanmasından kesin kararın verilmesine kadar uzun süreler geçmektedir. HAK-İŞ olarak yapılacak yeni düzenlemeler ile bu mağduriyetlerin önüne geçilmesini talep ediyoruz” dedi.

Önem, nitelik ve aciliyetine bakılarak, bazı dava ve uyuşmazlıkların istinaf incelemesine tabi tutulmaksızın atlamalı temyiz yoluyla götürülmesinin yargılama sürelerini kısaltacağını dile getiren Kayabaşı, bu doğrultuda yasal değişikliklerin yapılması halinde yargılamanın daha kısa sürede ve sağlıklı tecellisinin mümkün olabileceğini ifade etti.

Kayabaşı, işçi alacaklarına ilişkin açılan davalarda, işçilerin alacaklarını alamamış olmasının yanında bu alacakları için yargı yoluna başvurduklarında önlerine çıkan harçlar ve dava masrafları nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını belirterek, “İşçilik alacakları yönünden mağdur olan işçiler dava sürecindeki harç ve masraflar nedeniyle daha da mağdur olmaktadır. İşçi alacaklarına ilişkin davalarda işçilerin yargıya erişimini kolaylaştırmak adına yargılama harçlarından muaf tutulması veya makul sayılabilecek miktarda belirlenmesi gerekmektedir” dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından işkolları yönetmeliğinin tek taraflı olarak değiştirilmesinin işçi konfederasyonları açısından sosyal diyalog mekanizmalarını çalıştırmayı engellediğini ifade eden Kayabaşı, “İşkollarının  yönetmelikle belirleniyor ancak bu süreçlerde 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun ilgili maddesinde yönetmelikle alakalı konfederasyonların görüşü alınarak yönetmelik yapılacağı yönünde bir düzenleme var. Fakat son günlerde maalesef bir bakıyoruz ki işkolları yönetmeliğinde değişiklik olmuş. Bu işkolları yönetmeliğindeki değişiklik sendikaların örgütlülüğüyle alakalı geleceğe dair bütün planları değiştiriyor. Gelişmiş toplumlarda hukuk devletinin bir gereği olarak, yönetmelik değişikliği esas olarak sosyal tarafların katılımı ile yapılır. Bu kapsamda iş kolları yönetmeliği ile alakalı yapılan değişikliklerin konfederasyonların görüşü alınmak üzere yeniden geriye çekilmesini konfederasyonların ortak mutabakatıyla iş kolları yönetmeliği ile alakalı  düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz” dedi.
İş mevzuatının iş gücü piyasasının değişen şartlarına göre bütünsel bir yaklaşımla revize edilmesi gerekliliğini ifade eden Kayabaşı, taleplerimizi sıraladı. Kayabaşı,  “HAK-İŞ olarak iş kanunu ile istihdam arasındaki ilişkinin doğru kurulmasını, iş güvencesi hükümlerinin kapsamının genişletilmesini, esnek çalışmaya ilişkin hükümlerin güvence boyutunun sağlam temellere oturtulmasını, denetim zaaflarını giderecek mekanizmaların güçlendirilmesini, işe iade hükümlerinin ve çalışma sürelerinin revize edilmesini, kanuni süreleri aşan fazla çalışmanın önlenmesini, işçilerin sendikalarda örgütlenme ve kolektif sözleşme yapma imkanını yok etmeyecek  şekilde bütünsel bir anlayışla yeniden düzenlemelerin yapılmasını temenni  ediyoruz” dedi.
HAK-İŞ Gaziantep İl Başkanı Halil İbrahim Tanrıöver de bir selamlama konuşması gerçekleştirerek, “1 Mayıs  Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Gününü HAK-İŞ ailesi olarak coşku ve  kararlılıkla karşılamak için toplandık. Bu yıl HAK-İŞ Konfederasyonu olarak 1  Mayıs'ı yalnızca bir güne sığdırmadık. 1 Mayıs haftası boyunca ülkemizin dört  bir yanında sesimizi, taleplerimizi daha güçlü bir şekilde dile getirdiğimiz  etkinliklerle gerçekleştiriyoruz. Biliyoruz ki emeğin hakkı güçlü bir dayanışma  ve kararlı bir mücadele ile alınır” dedi.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER