Çakmak: Sağlıkta Şiddet Yasası Hemen Çıkarılmalı
GENELHürriyet Sağlık Sen Genel Başkanı Erdoğan Çakmak, sendikacılık faaliyetlerinin çalışanların haklarını savunmaktan ziyade yandaş sendikaların siyasi partilerin arka bahçesi haline dönüştüğünü ve sendika temsilcilerinin koltuklarını koruma derdine düştüğünü söyledi. Sendikal faaliyetlere yeni bakış açısıyla faaliyet sürdürdüklerini söyleyen Çakmak, Hürriyet Sağlık Sen’in kısa sürede Türkiye’deki 4. büyük sendika haline geldiğini belirtti.
Hürriyet Sağlık Sen Genel Başkanı Erdoğan Çakmak beraberinde Genel Başkanı Yardımcısı Adnan Oğuzhan Batçık, Gaziantep Şube Başkanı Emel Özyazıcı, Gaziantep Şube Başkanı Necla Özcan Geyyaz ve sendika üyesi Özlem Aydın ile birlikte www.memohaber.com’u ziyaret ederek Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Taşçı’ya sağlıkta şiddetten performansa, promosyondan yandaş sendikacılığa varana kadar çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Ülkemizde sendikacılık faaliyetinin çalışanların haklarının korunmasından ziyade yandaş sendikaların siyasi partilerin arka bahçesine döndüğü, üyelerin yerine kendi koltuklarını ve yandaşlarını koruyan çalışmaların öne çıkarıldığı bir yöne evrilmesi nedeniyle yeni bir yapılanmaya gittiklerini söyleyen Hürriyet Sağlık Sen Genel Başkanı Erdoğan Çakmak, kısa sürede ülke genelinde 4. büyük sendika haline geldiklerini söyledi.
Sağlık çalışanlarının şiddet başta olmak üzere önemli sorunlarının bulunduğunu vurgulayan Çakmak, “Şiddet Yasası bir an önce çıkarılması gerekiyor. Hasta Hakları Birimi uygulaması yanlış işliyor, bunun kaldırılması lazım. İşyerlerinde mobbingin sona ermesi gerekiyor. Sözleşmeli yöneticilik uygulamasının kaldırılması gerekiyor. Promosyon uygulamalarında yıllar önce devletin belirlediği kriterler yerine Sağlık Bakanlığı çalışanlar yerine bankaları koruyan bir dayatma içine giriyor, bunun kabul edilmemesi gerekiyor” dedi.
ULAŞILABİLİR VE SORUN ÇÖZEBİLİR SENDİKACILIK
1971 yılında Samsun’da doğan 1991 yılından itibaren de sağlık camiasında görev yaptığını söyleyen Çakmak, “Görev yaptığım yıldan itibaren de sendikacılığa çok önem veren biriyim. Kamu çalışanlarının en güvendiği bir örgütlenme hareketi olduğuna inandığım için sendikacılık faaliyetinde oldum. İşe başladığımdan beri bu inançla çalıştım. 1992 yılında, Türkiye kamusal sağlık iş kolunda kurulan Türk Sağlık Sen’e kurucular kurulu üyesi olarak sendikal hayata girdim. Süreç içerisinde delegesi temsilcisi ve 2013 yılında da seçilmiş Samsun İl Başkanı olarak Türk Sağlık Sen Şube Başkanlığı'nı yaklaşık 9 yıl kadar bir süreyle sevgili ve kıymetli meslektaşlarım üyelerimizin temsilciliğini sürdürdüm. 2022'nin başında da her zaman söylediğim ve beni seçen arkadaşlara, beni destekleyen arkadaşlara ‘Evet bu sendika MHP'nin sendikasıdır, MHP'nin kurduğu bir sendikadır. MHP'nin yönettiği günlerde MHP'nin Sağlık Sen gibi AK Parti'nin sendikası imajıyla iş içine karıştığı noktada da muhtemelen biz ayrılırız. Onlar da zaten burada bizi istemezler derim. Bazen şakayla karışık, bazen gerçekten içimden geçenleri söylüyordum ama geldiğimiz noktada gerçekten sendikal anlamda hiçbir zaman Türk Sağlık Sen Kurumu'nun o dönemlerde yaptığı sendikacılığa kötü bir söyleme, atıfta bulunmadan sendikal anlamdaki bakış açımız, bizim düşündüklerimize uyulama şeklimiz, alanımızın kapandığını gördük. Kendi irademizle karşı taraftan da bizden de gelen ayrılma sürecini gerçekleştirdik. O gün ayrıldığımızda biz sağlık çalışanları olarak sahada nasıl bir sendikal hareket izliyoruz? Nasıl bir sendikacılık anlayışını benimsiyoruz arkadaşlarımızla uzun zaman konuştuk, tartıştık ve adı gibi hür olmalı dedik bir sendika ve 2022 yılının 16 Mayıs'ında düşüncelerimizi gerçekleştirerek eyleme döktük. Bu anlayışta, bu vizyonla tamamen siyasetten bağımsız, hiçbir zaman bir siyasi partinin arka bahçesi olmayacak. Tamamen vicdanıyla, söylemiyle eylemi bir olacak. Aradığında ulaşılabilir, ulaşılabilir olduğunda sorun çözmeye yönelik, Atatürk ilke ve ilke inkılaplarını benimsemiş bir sendikayız” diye konuştu.
KİMSEYE BAĞLI DEĞİLİZ, GÜCÜMÜZÜ ÇALIŞANDAN ALIYORUZ
Kuruldukları günden itibaren sayıdan çok niteliğe önem verdiklerini vurgulayan Çakmak, “Nitelikli büyümek nedir? Hiçbir tarikat, cemaat, siyasi parti, bürokrat ve güce bağlı kalmadan sadece sağlık çalışanlarının sorunlarıyla ilgilenen onlara vizyon edilmiş bir anlayışla kurulduk. Yani karınca misali. Bizim tarafımız belli olsun dedik. O yüzden beklenti sayısal anlamda çoğunluktan çok düşüncelerimizin hayata geçme şekliydi. O günden bugüne kadar her türlü zorlama, her türlü gerçekten mobbinge rağmen bugün itibariyle 6 binin üzerinde üyemiz var. Biz sadece sağlık işkolunda bir sendika değiliz. Hürsen Konfederasyonu olarak 6 iş yolunda kurulmuş, Türkiye'nin 4. büyük konfederasyonuyuz. Sağlık iş kolunda 6 bin sayısına dayanmış, Türkiye'de son kurulan sendikalarda bu büyüme ivmesine baktığımızda ilk ikiye girmişiz. 40 ilde il başkanlığı ve teşkilatlanmamız var ama 81 ilde de üyemiz var. Birleştirilmiş ilk şubemizi Gaziantep’te kurduk, 350 civarında üyemiz var. Gaziantep sendikal faaliyette en zor il olmasına rağmen kısa sürede tek başına şube oluşturabilecek bir ivmeyi yakaladık” dedi.
MOBBİNGE UĞRAMAYAN ÇALIŞAN YOK
Ülkemizde sağlık sektöründe de mobbingin çok üst düzeyde yaşandığını belirten Çakmak, “Yandaş sendika dediğimiz yani hükümeti arkasına alarak üyelerinin sorunlarını çözmek, meslek itibarını yukarıya çekmek, onların sosyal ve ekonomik olarak rahatlatmak değil de yandaşlarına çıkar ilişkisi kurmak, yandaşlarını müdür yapmak, kendi bulundukları ortamda üyelerden gelen aidatlarla zenginleşmek, yaşayamadıkları lüks hayatı yaşamak adına yapanların dışında kalanlar, hatta onların üyeleri bile mobbinge maruz kalıyor. Sadece yüzde 5’lik bir kısım mobbinge maruz kalmıyor. Bunu tamamen alanda sahadaki arkadaşlarımla sürekli görüşen, yanlarında olan biri olarak mobbinge en çok uğrayan iş kolunun sağlık iş kolu olduğunu söyleyebilirim. Bunu sadece iddia etmem, ispatlarım. Bu konuda söylediklerimin arkasındayım. İddia başka bir şeydir. İspatlayabileceğim şeyleri söylüyorum. Hem fiziksel olarak hem sosyal ekonomik olarak hem de gerçekten meslek itibarı olarak arkadaşlarımızı bitirme noktasına getirmişler. Uğramadıkları mobbing, yaşamadıkları şiddet, görmedikleri sosyal ekonomik baskı artık kalmamıştır. Hiç kimse bana bunu dolaylı yoldan da olsa görmediğini söyleyemez. Sağlık iş kolunda 39 tane branş vardır, 39’u da kendi mesleğinin öngördüğü ve yaşadığı şekillerde bu mobbinge maruz kalmışlardır” diye konuştu.
MOBBİNGİN EN BÜYÜK NEDENİ SENDİKALAR
Mobbingin en büyük nedeninin sağlık sistemindeki var olan sendikaların siyasi partilere hizmeti olduğunu kaydeden Çakmak, “Bu sendikaların yöneticileri üyeden aldıkları gibi yetkiyi ve gücü sağlık çalışanlarının menfaati için değil, kendi çıkarları için kullanıyor. Kurdukları düzen, kurdukları sistem sağlık çalışanlarını şiddet, mobbing ve sosyal ekonomik baskıyla yok olma noktasına getirmiştir. Bakın buradaki en yakın hastaneyi örnek verelim. Sehitkamil mi 25 Aralık mı diyelim? Bu hastanelerde en fazla bin kişi çalıştığını düşünelim. Bin tane arkadaşın yüzde 70-80'inin yandaş sendikadan olduğunu düşünelim ki çoğu ilde böyle bir süreç var maalesef. Bu arkadaşları üye yaparken ne diyorlar biliyor musunuz? Bize üye olun, rahat edin. Bin tane üyenin, bin tane çalışanın, 800 insanın yolduğu yerde iş yükünün Türkiye'de sağlık anlamında, eskiden acillerde 50-100 hasta bakılırken, şimdi 5 binleri, 6 binleri konuştuğumuz noktada hangi insanı istediğin yerde rahat ettirebilirsin? Ya da sendika temsilcinin diliyle istediği nöbetsiz yerde çalışılabilirsin? Buna imkan yoktur. Ama maalesef şöyle bir odada, bir kişinin işi göreceği yerde kesinlikle yazılı kadrosu olmayan masa başı hemşireyi yarattılar. Bunun hiçbir şeyi yazılı literatürde yok ama maalesef bunu yapıyorlar. Bunun yerine 10 tane hemşireyi ya da sağlık çalışanının koyuyorlar. Biri kağıdı imzalıyor, öbürü paraflıyor, öbürü virgülünü koyuyor. Ama onlar sahada olsalar serviste bir hemşire arkadaş normal şartlarda 2 ya da 3 nöbet tutacağı yerde 7-8 tane nöbete geliyor. Yani eşlerinden, çocuklarından, çoluklarından en fazla 2 gece ayrılacak olan arkadaşlarımız 7-8 gece daha fazla ayrılıyorlar. Orada ister istemez bir bıkkınlık, yorgunluk ve sosyal anlamda psikolojik bir bitmişlik, tükenmişlik getiriyor. İnsanlar artık sabah kalktıklarında severek gittikleri yıllar önceki o işe gitmek istemiyorlar. Geldiklerinde idareci tarafından onların istedikleri sendikada üye olmayanlar özellikle başta olmak üzere hangi serviste bugün A serviste çalışıyorsan sabah B servisinde görevlendirme ya da başka bir ilçe ya da il de çalışamayacağının garantisi yok” dedi.
PERFORMANS SİSTEMİ KALDIRILMALI
Sendika olarak sağlıkta performans sistemine karşı olduklarını söyleyen “Sağlıkta performans sistemi kesinlikle bir saçmalıktır. Kesinlikle kabul edilir bir şey değil. Buralar kar amacı güdülen fabrikalar değildir. Buralar insana, emeğe, sağlığa hizmet eden sağlık kurumlarıdır. Bu kurumlarda öncelik sağlık hizmeti alan ve sağlık çalışanının mesleki durumudur. Onların iyileşme süreçleridir. Sen burada yapacağın hizmet karşılığında ne kadar çok hasta bakarsan o kadar çok para kazanırsın mantığıyla bu işi yapmazsın. Yapmamalısın. Yani böyle bir şeyi kabul etmemiz imkânsız. Etmiyoruz da. Başından beri de bunun işte benim sendikalardan ayrışmamın en büyük nedenlerden biri o gün evet böyledir dediklerine bugün hayır öyle değildir demeleridir. Ama sağlıkta performans sistemi asla kabul edilemez. Tekrar söylüyorum bunun karşısındayız. Bunun düzeltilmesi için teklifimiz çok basittir. Bunun bir ücreti, telaffuz edilecek bir rakamı yoktur ama oturarak karşı taraflarla konuşturabilecek bir karşılı mutlaka vardır. Tek kalem maaştır. Yani sen 10 tane hasta bakarsan şu kadar alırsın, bu kadar ameliyat yaparsan bu kadar alırsın. Üzülerek söylüyorum, performans sistemi çıktıktan sonra ameliyat edilmeyecek hastalar ameliyat edilmeye, kesinlikle işlem yapılmayacak hastalar işlem yapılmaya başladı” diye konuştu.
ŞİDDET YASASI BİR AN ÖNCE ÇIKARILMALI
Türkiye'de sağlık alanında acil eylem planı olarak olarak Sağlıkta Şiddet Yasasının çıkması gerektiğini belirten Çakmak, “Şiddet sektörümüz açısından büyük bir sorun. Sağlık hizmetindeki insanlar polis veya asker değil, sadece sağlık hizmeti veriyor. Buradaki hastayı annemiz babamız gibi görüyoruz Kardeşimiz gibi görüyoruz. Senin evde bakmamak için bin bir türlü sebeplerle evden attığın anana babana ben bakıyorum. Benim alabileceğim eğitim, sağlık hizmeti, şefkat eğitimidir. Tamam mı? İnsanlık eğitimidir. Ki bunun eğitimi yoktur, bu yaşanır. Senin burada güvenlik için, aman ben şöyle yaparsam şiddete maruz kalırım diye bir düşünce ve anlayış içinde zaten şu anda öyle geliniyor. Bizim arkadaşlar dedi ki çelik yelek mi alalım yani? Artık böyle mi korunalım? Ya da silah mı alalım doktorlarımıza? Aile hekimliklerinde doktorlar öldürüldü. Biliyorsunuz sağlık camiası bu dönem ilk şehidini Antep'te verdi. Dedik ki bu ilk ve son olsun ama sonu gelmedi, şiddet devam etti. Bunun için Sağlıkta Şiddet Yasasının bir an önce çıkarılması gerekiyor” dedi.
SÖZLEŞMELİ YÖNETİCİ OLMAMALI
Sağlıkta uygulanan “Sözleşmeli Yönetici” sisteminin değişmesi gerektiğini vurgulayan Çakmak, “Sağlık idarecilerinin çalışanların inisiyatifiyle değil yandaşların, bürokratın ya da siyasetin referansıyla belirlendiği sistem kaldırılmalı, bu bir garabettir. Bu kaldırılmadığı süre içerisinde de sağlıktaki mobbingin düzeleceğine asla inanmıyorum. Yine hastanelerdeki Hasta Hakları birimlerinin kaldırılması lazım. Nasıl olur da bir hasta bir doktoru ‘muayene etmedi’, bir hemşireyi ‘tansiyon ölçmedi’ diye yine bir hemşireye şikayet edebilir. Bu sistem kabul edilemez. Bunun kaldırılması lazım. Bir de hemşirelik mesleğinin acilen branşlaşması, profesyonelleşmesi lazım. Eğer bu meslek itibarı korunmak ve tekrar çok eski günlerine getirilmek isteniyorsa, Avrupa'da olduğu gibi. Avrupa'da yapılan çok önemli ve katılımın yüz binleri geçtiği bir ankette yüz meslek arasında en kutsal meslek hemşirelik seçilmiştir. Bakın yüz meslek arasında. Hemşirelik mesleği bu ülkede bu aldığı anketteki onurlu sürecini sizce davranışlarıyla görüyor mu? Bence üçüncü sıralarda. Bu ülkede çıkıp insanlar doktor daha ne yapabilirim diye mikrofonlara röportaj verebiliyor ve hiçbirinin de yaptırımı yok” diye konuştu.
YENİ PROMOSYON SİSTEMİ BANKAYI KORUYOR
Sağlık çalışanlarının banka promosyonlarına yönelik de açıklamada bulunan “Şimdi bu ülke öyle bir ülke ki değil sabahına, saati saatine inanılmaz olaylarla gündemin değiştirildiği süreçleri yaşıyoruz. Ülke olarak da çok hassas günlerden geçiyoruz. O yüzden buna çok şaşırmadım. Ama velakin şaşırmamakla beraber kesinlikle karşısında olduğumuzu beyan ettik. Beyan etmekle kalmadık. Eylemi de yaptık. Bir sabah kalktık ki sayın Sağlık Bakanı illerdeki Mali Daire başkanlarına bir mesaj atmış. Mesajda diyor ki, Ziraat Bankası'yla tüm illerde 90 bin TL net nakit para, 10 bin TL para puan karşılığında anlaşılmıştır. Anlamak mümkün değil. Bakın, 2007'ye 21’e oldu? O genelde çok açık, ‘ihale yapılacak’ diyor. Bunu da açıklayan başbakanlık veya bugünkü Cumhurbaşkanımızın genelgesi. Bunun dışında onun atadığı Sağlık Bakanlığı diyor ki bizim genel ihale yapmamıza gerek yok. Biz diyor komisyon kurarız. Ama diyor ki aslında genelgede o komisyonu ihale için kurman lazım. Bir hazırlık yaparız. Sayın Bakan'a buradan bir daha soruyorum. Sayın Bakanım, akşam yemek mi yediniz masada Ziraat Bankası'yla da sabah bu karara vardınız. Ne oldu da bir ay önce kendi açıklamanızla gönderdiğiniz resmi yazışmalarda ‘bütün maaş promosyonları iller kendisi yapacak’ derken. Baktınız, illerde promosyon anlaşmaları biten yerler istediğiniz rakamı görmedi mi? Çıkın kamuoyuna aydınlatın. ‘Bizim bakanlık olarak önceliğimiz sağlık çalışanların cebini düşünmektir. Bu yüzden bu promosyon ihalelerini illerde tekrardan görüşüyoruz. En doğru olanı sizin için yapacağız’ deyin. Biz de bilelim bunu. Değil mi? Yani hiçbir açıklama yok. İstanbul 1000-2000 liraya anlaşmış. İyi midir? Asla değildir. Çünkü bizim kriterimiz bir dönem önceki 3 maaş. Yani biz 3 maaş almışız. Promosyonda 9000 lira maaş alırken 27 bin lira almışız. Hadi olmadı 2 maaş ya. Sen şimdi 1 maaş bile etmeyecek parayla bunu yapıyorsun. Hekimlerin yüzde elli maaşı, bizlerin bir maaşı değil, etmeyecek parayla anlaştım diye geliyorsun? Bunu kabul etmek imkânsız. Sayın Bakan bunu açıklamalı. Sayısı çok olan sendikaların yapamadığını, yapabilen sendikanın adıdır Hürriyet Sağlık Sen. Sendikamızın yaptığı baskıyla, doğru ve hukuksal duruşlarıyla ‘kesinlikle anlaşacaksınız’dan en azından bir beklemeye alınmıştır. Bu belirsizlik doğru bir belirsizliktir. Ne olacağını, daha sağlıklı hamleler yapabilmek adına. Bizim talebimiz çok net. Yetkili sendika öyle ya da böyle arkadaşlarımızın üye olması tercihli, yetkili olmuştur. Sağlık çalışanlarının ve kamu çalışanlarının tamamını mağdur etmişse de promosyonel anlaşma bütün sendikalara çağrı yapsın. İlgili sendikalardan birer temsilci alsın. Meslek örgütleri, Hemşire Derneği, Tabipler Odası, bir sürü meslek örgütleri var bu işle ilgili. Hepsini toplasın. Bakanlık da onlarla halka açık bir ihale yapsın. Kapalı kapılar adında yapılan ihaleler ya da anlaşmalar her zaman açıklanmaya mahkumdur ve her zaman da soru işaretlerini barındırırlar. Bu soru işaretlerini açıklamak zorundalar. Neden on bin lira para puana mecburum ben? Neden kredi almak, kart almak zorundayım. Sebep? İnsanların iki milyon, sen açıkladın ki ben daha fazla olduğuna inanıyorum. İki milyon kamu çalışanı kredi kartından dolayı icralık olmuş diyorsun. Beş milyondan fazla vatandaş asgari ücretini ödeyemedi diyorsun devlet olarak. Ama bizi para puan kullanmaya mecbur ediyorsun. Para puan kullanmak değil sorun. Sorun bize para olarak yüklenmiyor. Kredi kartı olmayanlar kullanamıyor. Kredi kartı almayı mecbur kullanıyorsun. Kredi kartı olunca da o alışkanlıklarımız ortaya çıkıyor. Çünkü maaşımız yetmiyor. Tekrar kapattığımız kartların borçları artıyor. Kullanmak zorunda kalıyoruz. Nasıl yapacağız? Sen beni mi düşüneceksin bankayı mı? Sen bankayı düşünüyorsun. Beni düşünüyorsan bu anlaşmayı yapmazsın. Yapmamalısın. Bugün bu hafta normalde Antep'in ihalesi vardı doğru mu? Niye iptal edildi? Bir mesajla. Bunları tek tek ortaya koyun. Buna asla izin vermeyeceğiz. Hukuki olarak dediğimizden geleni yapacağız. Yani gücü sayıdan değil, gerçekten donanımdan, bilgiden geldiğini iki buçuk, üç yıllık gibi sürede olduğu gibi, promosyondaki duruşuyla da Hürriyet Sağlık Sen, 1 milyona yakın sağlık çalışanı başta olmak üzere tüm ülkeye göstermiştir”
ÖZYAZICI: GAZİNATEP’TE ŞUBE AÇIYORUZ
Hürriyet Sağlık Sen Gaziantep Şube Başkanı Emel Özyazıcı ise yaklaşık olarak 22 yıllık devlet memuru olduğunu ve Şehitkamil İlçe Sağlık Müdürlüğünde görev yaptığını belirterek, “Gaziantep Şube olarak, birleştirilmiş 1 Nolu şubemiz var. Gaziantep, Niğde ve Hatay’dan oluşmak üzere. Orada şube başkan yardımcısıyım. İnşallah en kısa zamanda da şube olacağız Gaziantep’te. Şu an 330 küsur üyemiz var. Zaten 400 üyeye az kaldık. Başkanımın dediği gibi şimdiye kadar herhangi bir sendika üyesi değildim. Tamamen siyasetten bağımsız, sağlık çalışanlarının çıkarını gözeten bir sendika olduğu ve bizlere de ulaştığı için bu sendikaya geçtim, daha sonra temsilci oldum. Gerçekten iyi hizmet verdiğimizi düşünüyorum. İki yıllık bir sürede 335 üyeye ulaştık. Gerçekten güzel bir sonuç. Sağlık çalışanlarının sorunlarını, mali sorunlarını, çalıştıkları kurumlarda karşılaştıkları mobbingleri mümkün olduğu kadar dinliyor, gözlemliyoruz. Bunlara sonuç bulmaya çalışıyoruz. Yol gösteriyoruz. Yani elimizden geldiği kadar sağlık çalışanının yanındayız. Acımız da bu yönde, yani sağlık çalışanlarının ileriki dönemde mali açıdan, özlük hakları açısından çok iyi bir yere gelmelerini istiyoruz. Bu konuda da elimizden geldiği kadar ne gerekiyorsa yapacağız. Genel başkanımızın sahaya ve bizlere desteği tam” dedi.
İlginizi Çekebilir