MEMOHABERİ TAKİP ET
Bugun...
27-11-2017
Nihat Düzgün

Nihat Düzgün

Fatma Şahin’in “Veren Eli”

Hayatta hoşumuza gitmeyen, içimize sinmeyen birçok olay yaşar, ya da durumla karşılaşırız.

Bu yaşadıklarımız arasında bazıları vardır ki bizi gerçekten etkiler, yüreğimizi sızlatır, içimizi burkar.

İsyan ettirir!

Hazmedemeyiz!

‘Bu kadar da olmaz’ deriz.

Önceki gün ben de aynen böyle bir şey yaşadım.

Büyükşehir Belediyesi ve Yardım Gönüllüleri Derneği’nin bir organizasyonu sonrasında yaşanan gelişmeler yüreğimi sızlattı, içimi burktu.

Bir spor salonunda düzenlenen organizasyonda tespit edilmiş ihtiyaç sahibi 5 bin öğrenciye üniforma, çanta ve kırtasiye yardımı yapıldı.

‘Ne var bunda?’ demeyin.

Organizasyon sonrası yardım dağıtılan çocukların çekilen fotoğraflarının sosyal medya üzerinden yayılması, medya kuruluşlarına servis edilmesi, bununla da yetinilmeyip haber sitelerine sponsorlu (Ücretli) reklam olarak verilip kamuoyuyla paylaşılması beni gerçekten üzdü ve rahatsız etti.

Çocukların sosyal medya üzerinden yayılan fotoğraflarını ve masum bakışlarını gördüğüm anda başımdan aşağıya adeta kaynar sular döküldü.

Yüreğim sızladı, içim burkuldu, isyan ettim.

Hazmedemedim!

‘Bu kadar da olmaz’ dedim

Çocukların rencide edilmiş, onurları kırılmış, istismara uğramış, reklama malzeme yapılmış o yüzlerini görüp de isyan etmemek, üzülmemek ne mümkün!

O çocukların psikolojileri, yaşayabilecekleri ruhsal çöküntü ve zihinlerinde bırakacağı derin izler düşünülmeden duyarsızca ve şuursuzca yapılan bu bencilliği hazmetmem de ne yazık ki mümkün olmadı.

Bu organizasyonu yapanlar belli ki neredeyse tamamı ergenliğe adım atmak üzere olan bu çocukların ‘Yoksul’, ‘Fakir’, ‘Yardıma muhtaç’ sıfatlarıyla ifşa edilmesi ve yaşadıkları bu onur kırıp, rencide eden, küçük düşüren olayın bu çocuklara geri dönüşünü düşünmemiş.

Çocukların maruz kaldığı bu muamelenin neden olabileceği travmalar ve bununla birlikte zihinlerinde hayatları boyunca silinmeyecek derin izler de  düşünülmemiş.

Belki de umurlarında olmamış!

Şimdi durup, düşünelim.

Yoksulluk ayıp mı?

Elbette değil.

Peki sorun?

Sorun çocukların reklama alet edilmesi…

Dedik ya ‘Çocuk’ bunlar.

Bu durumu idrak edebilecek, olgunlukla karşılayabilecek ‘Fakirlik ayıp değil’ diyebilecek çağda değiller vesselam!

Sakın yanlış anlaşılmasın.

Yapılan işi kesinlikle eleştirmiyorum.

Muhtaç insanlara el uzatılmış, destek olunmuş.

Ne ala…

Ama bu yardımı bu insanlara ulaştırmanın yolu kesinlikle bu olmamalı.

Bu tür konular gerçekten hassas olmayı, ince düşünmeyi gerektiriyor.

İstismara, insanların gururuyla oynamaya gelmez bu işler.

Hele de reklama ve şova hiç malzeme yapılmamalı yoksul insanlar.

Öyle ya…

Alan el veren eli görmemeli.

Ne yazık ki bu organizasyona imza atanlar, bana göre büyük bir gaflet içerisinde verdikleri eli, alan ele göstermeyi geçtim cümle aleme gösterdiler.

Alan elin utandığı kesin de vereni bilemiyorum.

İnşallah onlar da yaptıklarının yanlış olduğunu düşünür ve utanırlar.

Bu işlerin nasıl yapıldığını aslına bakarsanız en iyi bilmesi gerekenlerin başında geliyor Sayın Fatma Şahin.

Zira yıllarca mesai yaptığı SANKO Vakfı’nın yıllardır yardımlarını nasıl ulaştırdığını yine Hayırsever Mehmet Tekerlek’in ‘Topla Dağıt, Dinsin Ağıt’ diyerek yıllardır ihtiyaç sahiplerine yardımı gece yarıları, sabaha karşı karanlıkta nasıl dağıttığını en iyi bilenlerden birisidir Fatma Şahin.

Sayın Şahin de bu yardımları verdiği elini alanlara göstermeden pekâlâ yapabilirdi.

Siyasetin gereği midir bilemem ama bu durum Fatma Şahin’e hiç yakışmadı.

Niyet reklam yapmaksa ve ‘Reklamın iyisi, kötüsü olmaz’ deniliyorsa bende tam tersini söylerim.

Reklamın kötüsü olur Sayın Başkan!

Toplum vicdanını yaralayan, insanları rencide eden, gururlarıyla oynanan hür türlü reklam ters teper ve faturası da ağır olur.

Belediyecilik adına sergilediğiniz bu yanlış tutum, partinize 2019, 2023, 2071 hedeflerine giderken destek (oy) toplamak bir yana inanın geriye götürüp, oy kaybettirecek türden.

Yok, eğer ‘Reklamın kötüsü olmaz’ düşüncesiyle yolunuza devam edecekseniz ömrünün yarısından fazlasını basın sektöründe ve özellikle ulusal medya kuruluşlarında çalışarak geçirmiş birisi olarak size bir tavsiyem olabilir.

Şöyle yapın mesela;

Bir sonraki yardım organizasyonunu spor salonları yerine belediye binanızın önünde düzenleyin. Çocukları binanın önüne toplayın. Kameramanları, foto muhabirlerini ve eli kalem tutan önemli yazarları (!) çağırmayı da unutmayın. Sonra açın makam odanızın penceresini ve paketleri oradan çocuklara atın. Orada oluşacak izdiham görüntüleri emin olun sizi ulusal kanalların haber programlarında ilk sıraya oturtacak, gazetelerde manşet olmanızı sağlayacaktır.

Yok, eğer niyetiniz halis ve reklam çabasında değilseniz bu tür devletin, milletin parasıyla yaptığınız hayır işlerini asla kendinize malzeme yapmaz, olması gerektiği gibi gizli tutarsınız!

Size son tavsiyem de şu olacak…

Özellikle ülkenin bulunduğu bu hassas süreçte siz ve sizin gibi belirli makamlarda bulunan insanların iki düşünüp, bir konuşması- yapması gerekiyor!

Önünüze proje diye getirilen her şeyi onaylamayın.

Zira hizmetlerinizle ilgili toplumun büyük bölümünde ‘İşleri güçleri şov’ ve ‘Göz boyamaktan başka bir şey yapmıyorlar’ şeklinde ortak bir kanı var.

Bunu neden söylüyorum?

Çünkü yapılan her yanlışın, kırılan her gönlün hesabı Şehrül-Emin olarak sizden sorulacak, sizi sıkıntıya sokacaktır da ondan!

Biraz daha dikkat!

Benden söylemesi…

Not: Yaşanan bu duruma ilk anda tepki vermek adına yapılan yanlışa ortak olup, sosyal medya hesaplarımdan fotoğrafını yayınlayarak ifşa ettiğim çocuklardan, ailelerinden ve takipçilerimden özür diliyorum.

MAKALE YORUMLARI


Muhittinoğlu

gazete manşetleri MemoNews
Memo News 1.Sayı

Memo News 2.Sayı

Memo News 3.Sayı

Memo News 4.Sayı

Kahve Molası

Ekselans Dik

AKORT

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU