MEMOHABERİ TAKİP ET

memo

Bugun...

ESPA FUAR

13-03-2017 19:43 Kategori: SAĞLIK

Ağca: 14 Mart Yeni Bir Başlangıç Olsun

Ağca: 14 Mart Yeni Bir Başlangıç Olsun
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı Dr. Hamza Ağca, 14 Mart’ın yeni bir başlangıç olmasını ve Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve Tabip Odaları olarak taleplerinin yerine getirilmesini istedi."

 

Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı Dr. Hamza Ağca, 14 Mart’ın yeni bir başlangıç olmasını ve Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve Tabip Odaları olarak taleplerinin yerine getirilmesini istedi.
14 Mart Tıp Bayramı dolayısı ile bir açıklama yapan Dr. Hamza Ağca, OHAL sürecinde şu ana kadar toplam 2 bin 761 hekimin ihraç edildiğini vurguladı. Ağca, “Adil ve demokratik yargılama usullerine uyulmadan keyfi bir şekilde işlerine son verilen hekimlerle sorunlarını tartışmak ve çözüm önerileri üretmeyi, meslek örgütümüzün bu dönemdeki temel sorumluluğu olarak görüyoruz. Emeğin, demokrasinin, hukukun, toplumsal barışın ve iyi hekimlik değerlerinin savunucusu olan meslektaşlarımızın hastalarına ve öğrencilerine bir an önce kavuşabilmeleri, 14 Mart’a giderken öncelikli talebimizdir” dedi.
Haksız ve hukuksuz ihraç edilen hekimlerin işlerine iadesini, hastaya yeterli süre ayrılmasına yönelik çalışma koşullarını, çalışırken ve emeklilikte insanca ücreti, sağlıkta şiddetin sona ermesini talep ettiklerini anımsatan Ağca şunları söyledi:

"Genel olarak bütün sağlık çalışanları yönünden, sürekli hastayla ve hastalıklarla ilgileniyor olmak, bir anlamda hastalarla ve hastalıklarla yaşıyor olmak, en önemli sorundur. Bununla birlikte, sağlık çalışanlarının çalışma ortamından kaynaklanan radyasyon, ısı, kazalar gibi fiziksel faktörler, anestezik gazlar, antiseptikler gibi kimyasal faktörler, bakteriler, virüsler gibi biyolojik faktörler, ergonomik faktörler, hastalar ve hasta yakınları tarafından yapılan saldırılar gibi doğrudan etki sonucu gelişen “organik sağlık sorunları” bulunmaktadır. Yanı sıra nöbet, vardiya, gün içinde çok fazla hasta görülmesi gibi aşırı iş yüklemesi, çalışma süresinin fazlalığı, aşırı fiziksel ve ruhsal yoğunluk ve strese bağlı oluşan alkol ve ilaç düşkünlüğü, gebelik ve çocuk büyütmede sorunlar, ekibe uyumsuzluk, eğitim ve araştırma olanaklarında kısıtlılık, yabancılaşma gibi çalışma koşulları ve çalışma ortamının etkisi sonucu gelişen “psiko-sosyal sorunlar” söz konusudur.

 

Sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi ise, ancak güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarıyla mümkün olacaktır. Güvenli ve sağlıklı çalışma ortamı; sağlık hizmetinin sunulabilmesinin, bireylerin tedaviye ulaşma haklarını kullanabilmesinin bir diğer deyişle hasta haklarının korunmasının da ön koşulunu oluşturmaktadır.    

 

Birleşmiş Milletler, 2012 yılındaki Genel Kurulu'nda, evrensel sağlık için  “yeterli, donanımlı, iyi eğitilmiş ve motive edilmiş sağlık insan gücü” gereksinimi olduğunu kararlaştırmıştır. Nitelikli bir sağlık hizmeti üretmenin en temel bileşenlerinden biri, olumlu bir çalışma ortamının sağlanmasıdır. Olumlu iş ortamı için; mesleki bağımsızlık, iş yükünün insancıl düzenlenmesi, takdir edilmek, mesleki sağlık ve güvenliğin sağlanması, fırsat eşitliği, örgütlenme özgürlüğü, çalışma ortamının demokratikleştirilmesi, işin yürütülmesinde temsiliyet sağlanmalıdır. Mesleki gelişimin desteklenmesi, sosyal haklar ve içsel ödüller de teşvik mekanizmaları içinde düzenlenmelidir. Teşvik sistemi, sağlık çalışanlarının gereksinim ve tercihlerini yansıtmalı, iyi tasarlanmalı, adil, eşitlikçi ve saydam olmalıdır. Belirtilen bileşenlerden yoksun ve sadece finansal teşvikleri içeren bir yaklaşım yeterli değildir. Kaldı ki, finansal teşviklerin ülkemizde indirgendiği “performansa göre ödeme” tek başına bir teşvik niteliği taşımadığı gibi, çalışma barışını bozması, sağlık ve eğitim hizmetinin niteliğini olumsuz etkilemesi, emekliliğe yansımaması, güvencesiz bir ödeme sistemi olması nedeniyle uzun erimde yıkıcı etkilere sahiptir.

 

Bu taleplerinin bir gereği olarak da başta özlük hakları, çalıma koşulları ve sağlıkta şiddet olmak üzere çeşitli konularda yasa taslakları hazırlamakta ve ilgili mercilerle paylaşılmaktadır.

A) Güvenceli Çalışma Güvenceli çalışma hakkı, iyi hekimlik uygulamaları ve nitelikli sağlık hizmetlerinin sunulabilmesi için gereken zemini oluşturur. Özellikle OHAL ile birlikte güvenceli çalışma hakkımızın olmadığı, haksız ve hukuksuz işten atılmaların yaşandığı bir dönem geçiriyoruz. TTB, kamu ve özel ayrımı gözetmeksizin hekimlerin güvenceli çalışma haklarının sağlanmasını öncelikli kabul eder. OHAL dönemi bir an önce sonlandırılmalı; OHAL sürecinde Kanun Hükmünde Kararnamelerle işlerinden atılan binlerce hekim görevlerine iade edilmeli ve adil yargılanma hakkı sağlanmalıdır.

B) Çalışma Süreleri   Haftalık çalışma süresi, fazla mesailer ve nöbetler de içinde olmak üzere, 48 saati aşmamalı, kamu sağlık kuruluşlarında günlük, haftalık ve aylık fazla çalışma süresi üst sınırı getirilmelidir. Asistan hekimleri için, nöbetler sırasında eğitim alma durumlarını da gözeterek haftalık fazla çalışma üst sınırı 56 saati geçmemelidir.

C) Çalışma Ortamları Sağlık hizmetlerinin ticarileşmesi ve kadrolaşma politikaları hekimlerin ve sağlık çalışanlarının yalnızlaşmalarına yol açmıştır. Sağlık kurumlarında hekimler ve sağlık çalışanları birçok tehlike ve riskle karşı karşıya kalmakta, çalışma ortamları nedeniyle hastalanmakta ve iş kazası geçirmektedirler. Çalışma ortamlarımızın insana yakışır olması için; her kurumda gerekli fiziksel düzenlemeler (dinlenme odaları, temizlik ve bakım için çalışanlara özel tuvaletler vb) yapılmalı, bu kurumlarda işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından gerekli önlemler alınmalı, yönetim demokratikleştirilmeli, alınan kararlarda çalışanların katkı ve katılımı sağlanmalı, sağlık kurumlarının sosyal olanakları (çalışanların çocukları için kreş, servis vb.) artırılmalıdır.

D) Eğitim Mezuniyet öncesi ve sonrası eğitim veren kurumlarda iş; öncelikle eğitim, daha sonra araştırma ve en son olarak sağlık hizmeti sıralamasıyla tanımlanmalıdır.

E) Hasta Hakları Hasta hakları, hastaların gereksinim duydukları sağlık hizmetlerine ulaşabilmeleri, bunun önündeki engellerin kaldırılmasına odaklı olarak yürütülmelidir. Bugün olduğu gibi, sağlık çalışanları üzerinde baskı yaratmak amacıyla kullanılmamalıdır. Hasta hakları kurulları bağımsız biçimde yapılanmalı; sağlık çalışanlarının ve onların meslek örgütlerinin temsilcilerine yer verilmelidir. Kurulların çalışmaları, hak ihlallerinin nedenlerinin saptanması ve ortadan kaldırılmasına odaklanmalıdır.

F) Sağlık Politikaları Sağlık politikaları yalnızca Sağlık Bakanlığı ve devlet otoriteleri tarafından değil, uzmanlık dernekleri, sağlık çalışanlarının sendikaları, meslek örgütleri ve TTB'nin katkıları ile belirlenmelidir.

SAĞLIKTA ŞİDDET

Sağlık alanındaki şiddet, sağlık hizmet sunumunun hemen tüm  aşamalarında yaygın ve ciddi bir sorun haline dönüşmüştür. 17 Nisan 2012 tarihinde şehrimizde 'de genç bir göğüs cerrahı olan Dr. Ersin Arslan'ın bir hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülmesinden sonra hekimler ve sağlık personeli tüm ülkede sağlıkta şiddete karşı acil önlemler alınması için iş bırakmış, toplantı ve gösterilerle sorunun yakıcılığını ilgililere ve topluma anlatmaya çalışmıştır. Tabipleri Birliği'nin uzun yıllardır önerdiği gibi sağlık personeline yönelik şiddeti ayrı bir suç tipi olarak düzenleme önerisi de yer almıştır

Emekli Hekimler

Emekli Hekimler Kamudan emekli hekimlerin ücretleri açlık sınırının biraz üzerinde yoksulluk sınırının ise oldukça altındadır. SSK ve Bağkur'dan emekli hekim maaşlarının ortalaması ise daha da düşüktür. Tabip ve uzman tabiplerin emekli ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine ivedilikle çıkarılması acil taleplerimizdendir."



Editör: Haber Merkezi
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER SAĞLIK HABERLERİ

Muhittinoğlu

gazete manşetleri MemoNews
Memo News 1.Sayı

Kahve Molası
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU