MEMOHABERİ TAKİP ET

memo

Bugun...

ŞAŞI GURME

ŞAŞI GURME

04-08-2017 11:09 Kategori: EKONOMİ

Gaziantep'te doğdu, devlerle çalıştı, gururumuz oldu

Gaziantep'te doğdu, devlerle çalıştı, gururumuz oldu
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"​Yaptıkları, başardıkları ve konumuyla dünyadaki sayılı sismik araştırmacılardan birisi olan Gaziantepli Turgay Gönülalan, Türkiye’nin ilk yeni sismik araştırma gemisi Oruç Reis’in başına danışmanlık görevine getirildi. Hayatı adeta bir roman gibi olan Turgay Gönülalan, dünyada bu işi yapan 500 kişiden birisi olarak hem Türkiye’nin hem de Gaziantep’in gurur kaynağı oldu."

Dünyadaki sayılı sismik araştırmacılardan birisi olan Gaziantepli Turgay Gönülalan, Kahve Molası’nın konuğu oldu. Yoğun iş temposuna rağmen bizlere vakit ayıran Gönülalan,  www.memohaber.com İnternet Haber Sitesi Yayın Koordinatörü Mehmet Taşçı’nın sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin ilk  yeni sismik araştırma gemisi olan Oruç Reis’in başına danışman olarak getirilen Turgay Gönülalan yaptığı başarılı çalışmaları, sismik araştırmaları, doğalgaz ve petrol konusunda merak edilen soruları içtenlikle yanıtladı.

Hayatı adeta bir roman gibi olan Turgay Gönülalan, dünyada bu işi yapan 500 kişiden birisi olarak hem Türkiye’nin hem de Gaziantep’in gurur kaynağı oldu.

Dünyanın bütün denizlerinde yıllarca deniz sismiği araştırmacısı olarak görev yaptıktan sonra emekli olmasına rağmen Maden Teknik Arama Enstitüsü’nün (MTA) danışmanlık teklifini ‘Vatan görevi’ diyerek kabul eden Turgay Gönülalan, çocukluk arkadaşı Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Beyhan Hıdıroğlu’nun konağında bizlere vakit ayırarak sorularımızı içtenlikle yanıtladı.

Çok çarpıcı açıklamalarda bulunan Gönülalan, hayatını, yaşadıklarını, tecrübelerini, sismik araştırmanın ne olduğunu, Türkiye’de karada ve denizdeki petrol rezervlerini, denizlerimizdeki doğalgaz rezervlerini, ilk donanımlı sismik araştırma gemimiz olan MTA Oruç Reis’in yapılışını, kendisine gelen teklifi nasıl kabul ettiğini, Türkiye’de çok merak edilen ‘petrol var mı?’ sorusu başta olmak üzere birçok önemli hususta değerlendirmeler yaptı.

İşte hem Türkiye’de hem Gaziantep’te bomba etkisi yapacak bu tarihi röportaj…

O BİR GAZİANTEP SEVDALISI

1963 yılında Gaziantep’te Eyüboğlu Mahallesi’nde yani şu oturduğumuz konağın hemen yanı başında dünyaya geldim.Şimdi orası yola gitti. Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Beyhan bey ile elli yıllık bir dostluğumuz var. Babalarımız arkadaş, dedelerimiz arkadaşlardı. İlkokulu Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda bitirdim şu yanı başımızdaki Gazi mektebi derlerdi. Daha sonra1979-1980 yıllarında Gaziantep Lisesi’nden mezun oldum. 1981-1985’de İstanbul Üniversitesi o zaman ki ismiyle Yer Bilimleri Fakültesi’ni bitirdim. Jeofizik Mühendisliği’nden 1985 yılında mezun oldum. Sonra yüksek lisans için Boğaziçi Üniversitesi’ne başladım ama hem kompüter hem de lisans eğitimi için 1986’da İngiltere’ye gittim. İngiltere’de Londra Üniversitesi’ne bağlı, Lewisham Kolej vardı orada eğitimlerimi tamamladım. 1989’da Türkiye’ye döndüm kısa dönem askerliğimi yaptım.Sonra 1990 yılında Halliburton Geophysical Services Ltd.şirketi dünyanın o dönemlerdeki en büyük Jeofizik petrol araştırma firmasında yerbilimci olarak işe başladım. İki yıl kadar veri işlem merkezinde çalıştım, o zamanlarda onların küçük bir veri işlem (proses) merkezi vardı. İstanbul’da daha sonra İngiltere Bedford ve Londra’da veri işlem merkezleri vardı ve oralarda çalıştım. Fakat 1992 yılında teknoloji özellikle veri işleme merkezi dediğimiz toplanan bilginin işlendiği merkezler olan kısımlardı ve ben işin ikinci aşamasında başladığım için işin birinci aşaması dediğimiz sismik verinin toplanması özellikle arazilerde olur karasal dediğimiz kara alanlarda ve denizlerde toplanır benimde özellikle uzmanlaşma alanım deniz olduğu için deniz araştırmaları oldu.

PETROLÜ YÜZDE YÜZ BULAMAYIZ

Özellikle 1992 yılında deniz araştırmalarında kendimi geliştirdim. İlk çalışmam Kuzey Denizi’nde İngiltere karasularındaydı, daha sonra Norveç karasularında olmak şartıyla çalışmalara başlamıştım. Deniz sismiğinin bir özelliği var, sismikten biraz bahsetmiş olursam özellikle sismik; yeraltında bir genliği ve frekansını bildiğimiz enerjiyi yeraltına gönderip bu gönderdiğimiz dalgaların yeraltındaki tabakalardan yansıyıp gelmesi sonucunda ve bu toplanan dalganın iki veya üç boyutlu yapılan çalışmalarla elde ettiğimiz yeraltının bir şekilde Emarını (görüntüsünü) çekiyoruz. Yani kabaca tıptaki Emarı düşününüz siz, aynı bu Emarı çekiyoruz ve biz bu Emarı daha sonra petrol yoğunluğu açısından inceliyoruz. Şimdi burada petrolle ilgili bilgi vermek isterim size, hep bilinen ve hatta söylenen şu vardır; ‘Petrolü yüzde yüz bulabilir miyiz?’ Petrolü yüzde yüz bulamayız, dünyada böyle bir teknoloji yok. Sadece petrolün olabileceği jeolojik yapıları belirliyoruz, yani buna ben şöyle bir örnek vereyim. Siz emar çekiyorsunuz, Emarın sonucundaki baktığınız kemik yapısı veya omur yapısına göre diyorsunuz ki; L3 ten omurda sinire baskı var, bizde aynı şekilde diyoruzki, sismik çalışma sonucunda burada bir petrol jeolojisi açısından rezervuar olabilir. Tabi şimdi burada niye sismiğe ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü konuştuğumuz deniz su kalınlığı yaklaşık 0 metreden başlayıp iki buçuk veya üç kilometre bulan bir su kalınlığından sonra siz yeraltına tekrar beş, altı kilometre daha altına iniyorsunuz. O zaman sismik çalişma yapılmadan bu araştırmaları yapmanız mümkün değildir.

DÜNYADA BU İŞİ YAPAN 500 KİŞİ VAR

Biz yapılan sismik çalışmalara nasıl karar verebiliriz? Sismik çalışmalar önce iki boyutlu bir sismik çalışma yapıyoruz. İki boyutlu sismik çalışmalarda elde ettiğimiz verilerin kalitesi ve jeolojik yapının petrol rezervuar kayasının olma olasılığı varsa o zaman diyoruz ki, bu bölgede veya alanda  üç boyutlu bir çalişma yapalım diyoruz. Yani biz iki boyutlu çalışmayı şöyle bir tane x ve y de  yönünde seçerken üç boyutta şunun bütünü üzerinde çalışma yaparak, bunun bütün kütlesinin hacmini hesaplayabiliyorsunuz. Yani diyoruz ki, ‘burada bir petrol rezervuar kayası olabilir bunun da hacmi 1 milyar varildir.’ Bunun hesabını yapmak için üç boyutlu bir çalışma yapıyoruz. Fakat bu çok yüksek teknolojisi isteyen ve özelliklede bilim açısından uzun zaman alan bir sektör diyelim. Yani dünyada zaten bu işi yapan herhaldemaksimum saysanız bin tane insan ya çıkar ya çıkmaz. Bunlar içerisinde menajer pozisyonunda bu işi bilen belki 500 tanedir. İhtiyaç var mı çok fazla bir ihtiyaç yok, aslında spesifik bir iş.

DÜNYANIN BÜTÜN DENİZLERİNDE ÇALIŞTIM

Bu işi seçmemin bir nedeni de en büyük abimin Türkiye petrollerinde çalışması ve özellikle jeofizikçi olmasıydı. Bu benim tabi ufkumu açtı. Ufkumun açılması benim İngiltere’ye gitmemi daha sonra da Amerika’ya gitmemi sağladı. İş daha çok büyük boyutlara sevmemi sağladı. En sonunda da ben hemen hemen dünyanın tüm denizlerinde özellikle biz 7 kız kardeş dediğimiz Shell, BP, Exxon Mobil, Chevron, Total, Statoil ve ENI gibi dünya devleri için çalıştım hemen hemen dünyanın yüzde yetmişini gezdim, yüzde yetmişinde bulundum ve hemen hemen bütün dünya denizlerinde çalışma yaptım desem daha doğru olur.Niye bütün dünya denizlerinde çalışma yaptım? Biz yazın kuzey yarım kürede mesela Kanada’ya gidiyorduk, kışın ise güney yarım kürede Afrika’da çalışıyorduk. Tabii bu vesile ile bütün dünyada çalışma yapmak şansım oldu. Özellikle üç boyutlu yapılan sismik çalişmaların kalite kontrolünde ve sismik analizini yapan bölümündeydim, Kalite kontrol ve Veri işlem (QC-Onboard processing)  dediğimiz kısmın yöneticiliğinden 2015 yılında 25 yıllık bir hizmet yaptıktan sonra emekli oldum.

“EMEKLİ OLAMAZSIN” DEDİLER…

Emekliliğim için başka şeyler hayal ederken bir cenazeye gitmiştim, İstanbul’a. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Demir Kolçak’ın cenazesinde hocalar dediler ki,‘yok emeklilik falan gelip biraz insan yetiştireceksin düşünme falanda yok.’ Beyhan Hıdıroğlu dedi ki, ‘ne emeklimi oluyorsun' Beni Antep tabiriyle süyükten ittiler. İstanbul Üniversitesi’nde petrol sektörüne insan yetiştirmemi istediler. İki ve üç boyutlu yeni teknolojilerin hem teorik hem pratik sertifika programı açalım dediler. Bu sadece İstanbul üniversitesi için değil herkese açık olacak dediler. Yani kısacası ‘Türkiye’de birkaç bilim insanı yetiştir’ dediler. Ben o zaman peki dedim. 5 yıllık onlarla bir el sıkıştık.Sözleşmeden sonra İstanbul Üniversitesi’nde Sismik Akademi Bölümünü kurdum. Aslında dünyada da ilk oldu. Tamamıyla spesifik denizlerdeki petrol rezervlerini araştırırken eleman yetiştirme açısından hem de Türkiye’deki bilim insanları deniz sismiği açısından eğitimlerini tamamlayabilmek için bir akademi oluşturduk. Buraya hem yurt içinden hem de yurtdışından bilim insanları getirmeyi hedefliyoruz. 16 haftalık süren bir sertifika programı uyguluyoruz. Bu yıl ikinci mezunları vereceğiz Sismik Akademiden.Tabi ben Sismik akademiye başlayınca Maden Teknik Arama Enstitüsü de (MTA) bir sismik araştırma gemisini inşa etmeye başlamıştı daha önceden, 2008 yılından beri devam eden bir projeleri vardı.Türkiye’de daha önce Hora-1 Hora-2 gibi gemiler yapıldı ama bunlar çok daha küçük ölçekli gemilerdi. Yani bu gemi MTA Oruç Reis gemisi iki ve üç boyutlu veri toplayan bir gemi olacaktır. Bütünüyle  Aselsan ve Türk mühendislerinin inşa ettiği bir gemi. MTA bana bu proje için danışmanlık teklif etti. Zaten 2011 yılında gemiyi yapan firma MTA için benimle kontak kurmuştu. O sırada böyle bir şey de düşünmüyordum. Ama şimdi vatan görevi olarak kabul ettim. Dediler ki,‘bizim sana ihtiyacımız var. Çünkü Türkiye’de yerli yapım gerçekten gemi var ama bu gemiyi çaliştıracak şu an için eleman yok. Siz bizi yönlendirin ne yapmamız gerekiyorsa yapalım’ dediler. Şimdi MTA’ya sayın Genel Müdürün özel danışmanı olarak bu projeyi ve ilgili projelerin danışmanlığını yapıyorum. MTA Oruç Reis gemisi şu anda hazırlık testleri dediğimiz Fransızlar tarafından testleri yapılıyordu. O testlere gittim kontrol ettim Fransızlarla birlikte geminin sefere çıkabilmesi için.

BU GÖREVİ VATAN GÖREVİ OLARAK KABUL ETTİM

Sayın Enerji Bakanının Tuzla’da tersanede Oruç Reis gemisi ziyaretinde görüştük. Sayın Enerji bakanımızın çok güzel bir düşüncesi var: ‘Enerji ithal eden değil ihraç eden bir ülke olmak istiyoruz diye konuşmasına başladı, bu açıdan MTA Oruç Reis gemisinin ilk seferi ve çalişabilmesi için ne gerekiyorsa her türlü yardıma hazırız’ dedi. Bu işi ‘vatan millet görevi olarak aldık’ dedi. ‘Şimdi Karadeniz’de TP Barbaros Hayrettin gemimiz var’ biliyorsunuz, Türkiye Petrollerinin. ‘MTA Oruç Reis gemisi de tamamen MTA’ya geçtiği takdirde Akdeniz’de sismik araştırma çalışmalarına katılacak. Daha sonra buradaki elde edilen sismik çalışmaların sonucunda ki incelmeler tamamen bizim kontrolümüzde olacak’ diye sözlerine devam etti. Ben bu geminin danışmanı olacağım. Çalışmaları yönlendireceğim. Şu anda Amerika’dan ve diğer Ülkelerden yurt dışından hizmet almaya gidilecek ve 26 tane bilim insanı getireceğiz. Bunlara tamamıyla danışman olarak MTA’nın emrinde hizmet vereceğim. Şimdi burada ki amaç MTA kurumunun bünyesinde eleman yetiştirmek. Bu da benim kontrolümde olacak zaten. Yani aslında görevim danışmanlık ama üzerimdeki yük çok fazla. Şu anda uzmanlar işe alınıyor. Bu büyük bir ihtimalle bir buçuk ay içerisinde bitecek. Çünkü bunlar çok spesifik insanlar olduğu için sıkı denetleme yapılması gerekir işe alınmadan önce yetenekleri ve donanımları acısından. Şimdi bu aşamadayız. İnşallah bir buçuk ay içerisinde bu işe alımlar gerçekleştirildiği taktirde  Bakanlığımızın hedefleri doğrultusunda Türkiye denizlerinde veya dışında sismik çalışmalara başlayacağız. Örneğin Akdeniz’de bir iki önemli saha var petrolün potansiyel olabileceği o sahalar da sismik araştırma iki veya üç boyutlu çalışma yapılacaktır.

PETROL BİZ DE NEDEN YOK?

Bölgemizde tüm komşularımızda petrol rezervleri varken bizde neden yok? Bütün platformlarda bana bu soruyu soruyorlar. isterseniz size çok küçük bir acıklamayla jeolojik acıdan levha tektoniği acısından bu olayı anlatayım. İnsanların kafasındaki bu soru yıllardır devam etmektedir. Afrika Kıtası kuzeye doğru her yıl hareket etmektedir. Bu dünyanın dördüncü halidir. Bundan yaklaşık milyonlarca yıl öncesinde dünya bir bütündü. Tüm kara parçaları hepsi birleşikti. Ama dünyada ki bu yer kabuğu dediğimiz kısım magmanın üzerinde hareket ettiği için ve bunun tektonik hareketlerle ve levha tektoniği açısından kıtaların dalma ve batma zonları içerisinde Afrika kıtası şöyle kuzeye doğru hareket etmeye başlıyor. Bu sizin Afrika’nın hemen doğusunda kalan Arap plakasına itekliyor. Arap plakası da Cizre’yi düşünün, Cizre’den Mardin’e doğru baktığınızda düzlüğü görmüşsündür oraları.  Dümdüz gelir Mardin’den sonra bir yükselti başlar. Ondan sonra şu vaziyetlerde bir yükselti ve birdenbire yükselti başlar. Bu yükselti şuradan gelir Arap plakası Mardin’den dalmaya başlar Mardin de yükselmeye başlar. Bu dalma batma zonunda Arap plakası buradan dalarken bizim Doğu Anadolu’yu yükseltiyor böylelikle bir tarafdan Doğu Anadolu yükseliyor diğer tarafdan arap plakası batıyor.

1999 DEPREMİNDE TÜRKİYE’NİN YÜZÖLÇÜMÜ UZADI

Türkiye jeolojisini doğrudan biraz daha basitleştirelim buldozeri düşünün toprak yığınını almış önüne kaldırarak geliyor, kaldırarak gittiği için toprak belli bir miktardan sonra sağdan soldan saçılmalar oluyor. Bu sağdan ve soldan saçılmalarda Türkiye’nin batı tarafını düşünün, batı tarafı hamuru sıktığın anda şöyle bir açılma söz konusu doğu bu şekilde sıkışıp yükselirken batı sürekli ilerliyor. Kuzey Anadolu fay hattı dediğimiz hatla birlikte 1999 depreminden biz yaklaşık GPS kayıtlarından yaklaşık 2,5 metrelik Datça yarımadası batıya doğru uzadı. Türkiye’nin yüz ölçümü büyüdü. Yani biz aslında sabretsek bizde kıta sahanlığı sorunumuz var ya egede, 150 milyon yıl sonra Yunanistan’la komşu olacağız. Kıta sahanlığı sorunu filan kalmayacak.

PETROLÜN OLUŞABİLMESİ İÇİN ÜÇ ANA NEDEN VAR

Petrolün oluşabilmesi için üç ana neden var. Petrol hidrokarbon dediğimiz, hidrokarbon kimyasal bir formüldür özellikle denizsel ürünlerde oluşur. Bunların milyonlarca yıl çökelmesi sonucunda ısı ve basıncın altın da ki değişimin sonucunda petrol oluşuyor ve bu oluşan petrol hareket ediyor. Biz buna petrolün göçü diyoruz. Bunların oluşması sonucunda öyle bir noktaya geliyor ki, petrol yeraltından gelen basınçla sıkışıyor. Fay hatları ve bazı jeolojik yapılarda sıkışıp kalıyor daha önce belirtiğimiz gibi biz sismikle doğrudan petrolü bulmuyoruz. Biz sismikle petrolün yeraltındaki olabilecek jeolojik yapıları buluyoruz. Diyoruz ki, çeşitli jeolojik yapılar var. Faylar, antiklinal, senklinal dediğimiz petrolün ulaşabileceği jeolojik yapılar var. Ben diyorum ki, şöyle bir yukarıdan bakıyorsunuz, burada petrol olabilir. Petrolün bir kaynak kayacı olması gerekir. Bir de Petrolün rezervuar kayacı olması gerekir. Türkiye jeolojik olarak öyle bir hareket ve dinamik yapı içerisinde ki, kaynak kayacı çok fazla yok. Rezervuar kayası var ama kaynak kayası yok. Yani kaynak kayası dediğim petrolü oluşturan yapı yok,  her jeolojik yapı içerisinde kaynak kayası olmuyor. Tabi ki bunların üzerinde geçirimsiz bir örtü kayacı olması gerekir. Şimdi bu şu demek midir? ‘Petrolümüz yok’ Hayır petrolümüz var ama buna ayırdığımız bütçe dünya istatistiklerine göre ne kadar? Şimdi siz petrol olabileceği yapıyı belirliyorsunuz, sondaj vuruyorsunuz. Bu 16 sondajda  bir tanesinin çıkma ihtimali var. Bunun maliyeti çok yüksek. Ben denizde yapmış olduğum sismik çalışmaların bir günlüğü yaklaşık 1 ile 2 milyon dolar arasında. Bu kadar günlük maliyeti olan çalişmalarda daha kaliteli sismik çalışma yapılması gerekir.

DENİZDEKİ SONDAJIN 1 GÜNLÜK MALİYETİ 500 YÜZ BİN DOLAR

Denizde sondajın bir günlük maliyeti 500 Yüz bin dolar, bu sondaj platformunun maliyeti günlük. Şimdi biz tabi Türkiye olarak hiç uzağa gitmeye gerek yok Doğu Anadolunun deniz seviyesinden olan yüksekliği yer yer 3800 m’ler de (Agrı dağı 5137 m). Etrafımızdaki ülkeler dediğimiz Suriye, Irak, İran petrolü nereden buluyor. Biraz önce size bir jeolojik yapı söyledim. Saydığım Ülkelerin jeolojik yapısı bizimkisi kadar aktif değil hem de bu kadar yükselti yok mesela . Halen bizim doğumuz yükseliyor, yükselme dediğim şu var hareket halinde. Petrolün sıkışabileceği jeolojik yapıda birikmesi mümkün olmuyor. Ama bu şu demek değildir, petrolümüz var, 1980’li yıllarda 80’nin sonlarına doğru herhalde 90’lara kadar Özal’ın gelmesiyle yurtiçinde Türkiye petrolleri o dönemde, 100 bin varillere çıkmıştı. Bugün Türkiye’nin üretimi günlük 22 bin varil. Türkiye’nin içerisinde bu rakamlardaTürkiye petrollerinin dışarıdaki üretimini saymıyorum. Türkiye içerisinde. Neden bizim buna ayırdığımız ARGEve bütçe ne kadar? Şimdi bu öyle bir teknoloji ki sizin sürekli ARGE yapmanız gerekiyor ama petrolün üretiminin çok güzel bir tarafı var. Araştırma maliyetini kısa sürede çıkarması ve  reklamını vermeden satılan bir ham madde olarak en cazip şey o da petroldür. Daha siz kuyudayken adama diyorsun ki,borsası şu kadar alıcı geliyor tankerle ham petrolü satın alıyor.

TÜRKİYE’DE PETROL VAR AMA…

Şimdi bundan dolayı bu petrolün bir devlet politikası olarak görülmesi gerekiyor. Ayrıca  özel sektör bu işe girmesi gerekiyor. Şimdi günlük 500 bin dolar yatırım gerekiyor desem ben Gaziantep’te iş adamlarına hayır derler, bana hemen bu para ne zaman dönecek derler. Şimdi mesele budur. Türkiye’de petrol var mı? Türkiye’de petrol var ama Türkiye’deki petrol bir Kuveyt’deki bir Irak’da ki bir İran’daki bir SuudiArabistan’da kadar kolay bulunabilecek potansiyeli yok. Ben Karadeniz’de çalıştım, Karadeniz’de ben doğal gazın olduğuna inanıyorum. Ama teknolojimiz Ar-Ge’ye ayırdığımız bütçemiz ne kadar? Yani siyasi meselelere girmeyelim ben bilim insanıyım. Türkiye’de petrol var ama bir Irak’ta ki bir İran’da ki kadar yok. Ama bizim şöyle bir olayımız var. Bizim denizlerimiz var ama denizlerde de şöyle bir şey söz konusu. Kıta sahanlığı sorunları yüzünden. Bizim Akdeniz’de nefes alacak yerimiz kalmamış. Eğer biz Kuzey Kıbrıs’ı kaybettiğimiz anda biz 12 mil açıktan sonra hiçbir şey yapamıyoruz, Neden biliyor musunuz? Küçücük Meis adası koca bir alanı kaplıyor. Öbür tarafta da Kıbrıs kapatıyor. Burada Rodos kapatıyor, öbür tarafta diğeri kapatıyor, sen 12 mil açığa çıktığın an da senin kıta sahanlığı sorunların başlıyor. Onun için Türk bayraklı bir geminin bu sularda bizim hakimiyetimiz açısından sürekli dolaşması gerek. Çünkü uluslararası araştırma firmaları arada ki sorunlu sulara gelmek istemiyorlar, Bizim Türkiye olarak bu işe Ar-Ge’ye bütçe ayırmamız gerekiyor. Ama en önemli şeylerden birisi, benim hep dediğim gibi işi ehline vermek.

DEVLET MEMURU ANLAYIŞIYLA BU İŞ OLMAZ

Biz çok gerideyiz, yani onlar 2015 ise biz 2000 yıllarındayız. Ama şöyle bir şey var, bu MTA Oruç Reis gemisi bile başarıdır. Çünkü sen 2017’lerin Amerika’sının teknolojisini yapman mümkün değil. Ama 2000’li yılların teknolojisiyle bu iş yapılır mı? Evet yapılır. Yapılmazsa zaten bu insanlara derim ki,‘bu işi bırakın bu işte başarılı olamayız.’ Şimdi bütün mesele şu, sismik çalişmaların ayrı bir çalışma temposu var. Devlet memuru anlayışıyla bu iş olmaz. Benim ilk konuştuğum şey şudur. Kültürü değiştirelim. Çünkü ben özel sektörden geldim. Özel sektörde bazı şeyler var. Bir defa burası vakıf değil, buranın para kazanması gerekiyor. En basitinden devlet anlayışında dokuz beş bu iş olmaz. Çünkü denizde çalışma 24 saattir. Bu böyle memur zihniyetinde olmaz. 14 saat mi çalışıyoruz, günde 15 saatte çalışırız. Çünkü denizdesin. Hava patladığı anda zaten kayıt alamıyorsun. Hava iyi olduğunda da en iyi şekilde yaparız. Burada gelmek istediğim şu; aslında teknoloji yeterli mi yeterli ama en son teknoloji mi? Hayır. En son teknolojiye gerek yok. Sizin teknolojiyi en son kullanacak kapasitesiniz de yok.

Bugünkü yönetimin (Bakanlıktan MTA yetkililerine kadar) tespitleri ve insanına olan güven ve güvencesi ile bu işlerin başarılabileceğine olan inancımla devletimin her zaman emrinde ve hizmetinde olacağım, her hangi bir maddi karşılık beklemeden, benim için Türkiye’de bu işin başarılması önemlidir. Geldiğimiz nokta gurur verici bir tablodur.

SİZİN TECRÜBELERİNİZ SİZİN BİLİM İNSANI OLMANIZ BU KONULARDA UZUN SÜRE EMEK VERMENİZDEN DOLAYI GİZLİ HAZİNE OLARAK YER ALTINDA GÖRÜNEN PETROL BÖLGEMİZİN NERESİNDE VAR?

AKDENİZ VE KARADENİZ’DE DOĞALGAZ VAR

Ben deniz sismiği uzmanıyım. Benim görüşüme göre Doğu Karadeniz Sürmene açıklarında ve Akdeniz’de doğalgaz rezervleri var. Çünkü bunu benim söylememe gerek yok. Romanya çıkarıyor. Romanya’dan sonra çok büyük rezervleri var Karadeniz’de, Karadeniz’i şöyle düşünürseniz biz de şuradayız. Yani şimdi bunun için benim anlatmama gerek yok. Yani Romanya’nın en büyük rezervleri orada. Evet orada ki kaynak kayası rezervuar kayası var ama bizde ki kolay değil.Bizdeki jeolojik yapının aktif olması Kuzey Anadolu fay hattıyla çok rahat değiliz. Ama zor da değil. Yeter ki disiplinli ve usanmadan çalışalım. Bu işte devamlılık çok önemli, bilimde devamlılık çok önemli. Bu açıdan gerek Karadeniz’de gerek Akdeniz’de bizim gaz rezervlerimizin olduğuna ben inanıyorum.



Kaynak: Haber Merkezi
Editör: Haber Merkezi
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER EKONOMİ HABERLERİ

Muhittinoğlu

gazete manşetleri MemoNews
Memo News 1.Sayı

Memo News 2.Sayı

Kahve Molası
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU